yaşı ile cümle
yaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O gençken Tokyo'nun banliyölerinde yaşıyordu.She lived in the suburbs of Tokyo when she was young.
O, bir kulübede tek başına yaşıyordu.She was living alone in a hut.
Onun 40 yaşın üzerinde olduğunu düşünüyorum.I think she's over 40 years old.
Bence o 40 yaşın üzerinde.I think she's over 40 years old.
Sanırım o 40 yaşın üzerinde.I think she's over 40 years old.
O, en fazla 18 yaşındadır.She is at most 18 years old.
O, en fazla yirmi yaşındadır.She's at most 20 years old.
Sırt ağrısı ile yıllardır sorun yaşıyor.She's been having trouble with back pain for years.
O yirmi yaşında ilk çocuğunu doğurdu.She gave birth to her first child at twenty years old.
O, yaşı hakkında yalan söylüyor.She is lying about her age.
Onun saç sitili onu yaşından daha genç gösteriyor.Her hair style makes her look younger than her age.
O, onun bitişiğinde yaşıyor.She lives next door to him.
O muhtemelen yüz yaşına kadar yaşar.She is likely to live to be one hundred.
O mutsuz bir hayat yaşıyor.She is living an unhappy life.
O Hokkaidolu ama şimdi Tokyo'da yaşıyor.She is from Hokkaido, but is now living in Tokyo.
Bolluk içinde yaşıyor.She lives in abundance.
Seneye altı yaşında olacak.She is going to be six next year.
O, 6 yaşında piyano derslerine başladı.She began lessons in piano at age 6.
Az sayıda insan 100 yaşına kadar yaşar.Few people live to be 100 years old.
O, kocası öldüğünden beri yalnız yaşıyor.She has lived alone ever since her husband died.
Babam on beş yaşındayken denizci oldu.My father went to sea at fifteen.
Babam 48 yaşında ama yaşına göre genç gösteriyor.My father is 48, but he looks young for his age.
Babam 48 yaşında ama yaşına göre genç görünüyor.My father is 48, but he looks young for his age.
Babam kırk dokuz yaşında öldü.My father died at the age of forty-nine.
Babam elli yaşındayken nihayet araba sürmeyi öğrendi.My father finally learned to drive when he was fifty.
Babam altmış yaşında emekli olacak.My father will retire at the age of sixty.
Babam 65 yaşında emekli oldu.My father retired at the age of 65.
Yetmiş yaşındaki babam hala çok aktif.At seventy, my father is still very active.
Babam yakında kırk yaşında olacak.My father will soon be forty years old.
Ben yedi yaşındayken babam öldü.My father died when I was seven years old.
Babam, ben yedi yaşındayken öldü.My father died when I was seven years old.
Babam ülkede yaşıyor.My father lives in the country.
Babam köyde yaşıyor.My father lives in the country.
Babam kırsalda yaşıyor.My father lives in the country.
Babam taşrada yaşıyor.My father lives in the country.
Babam Tokyo'da yaşıyor ve çalışıyor.My father lives and works in Tokyo.
Ben annemle, erkek kardeşimle ve büyük ebeveynlerimle yaşıyorum.I live with my mother, brother and my grandparents.
Annem kıt kanaat geçinmekte sorun yaşıyor.Mother is having trouble making ends meet.
Anne tek başına yaşıyor.My mother lives by herself.
Rapora göre, o yaşıyor.According to the report, he is alive.
Kanun, yaşı küçük olanların sigara içmesini yasaklıyor.The law prohibits minors from smoking.
İmkanlarımın üstünde yaşıyorum.I live above my means.
Altı yaşında, ilk kez bir sirke götürüldüm.At the age of six, I was taken to a circus for the first time.
Kız kardeşim yirmi bir yaşında ve bir üniversite öğrencisi.My sister is twenty-one years old and a college student.
Kız kardeşim dört yaşından beri piyano dersleri alıyor.My sister has been taking piano lessons since she was four.
Kızım neredeyse on beş yaşındadır.My daughter is barely fifteen.
Kısacası, Sherlock yaşıyor.In brief, Sherlock lives.
Gelecek ay on yedi yaşında mı olacaksın?Will you be seventeen next month?
Seneye on yedi yaşında olacağım.I'll be seventeen next year.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Anne babam Kyoto'da yaşıyorlar.My parents live in Kyoto.
Bizim yurt ısıtıcı problemleri yaşıyor.Our dorm's having heater problems.
Yandaki evde kim yaşıyor?Who lives in the house next door?
O, sonraki kasabada yaşıyor.He lives in the next town.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.
İlerleyen yaşı onun görme yeteneğini etkilemeye başlıyor.His old age is beginning to affect his eyesight.
Mülteciler dar, bakımsız arka sokakta yaşıyordu.The refugees were living in a narrow, squalid backstreet.
Nerede yaşıyorsun?Where do you live?
Nerede yaşıyorsunuz?Where do you live?
Elli yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek o kadar kolay değil.It's not that easy to learn a new language after fifty.