Umarım, yarın yağmur yağacak.Hopefully, it'll rain tomorrow.
Donan yağmur oldukça nadir bir meteorolojik olaydır.Freezing rain is a rather rare meteorological phenomenon.
Yarın yağmur yağacağa benziyor.It looks like it's going to rain tomorrow.
Evimde olduğum zaman yağmuru severim.I like the rain when I am in my house.
O yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O, yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O yağmuru sever.He likes the rain.
Bugün tüm gün şiddetli yağmur yağdı.It rained hard all day today.
Yağmur çizmelerimi giymeyi ve sokaktaki su birikintilerinde tepinmeyiı severim.I like to put on my rain boots and stomp in the puddles in the street.
Kakao ağaçları, yağmur ormanlarında yetişirler.Cacao trees thrive in rainforests.
Brezilya'yı ziyaret ettiğimizde bir tropikal yağmur ormanını gezdik.We hiked through a tropical rain forest when we visited Brazil.
Keşke yağmurluğumu getirseydim.I wish I had brought my raincoat.
Şiddetli bir yağmur yağmıştı.A heavy rain had fallen.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella just in case.
Dünyadaki türlerinin yarısı tropikal yağmur ormanlarında yaşıyor.Half of the world's species live in tropical rainforests.
Yarın yağmur yağacağına dair yüksek bir olasılık var.Tomorrow there's a high probability it will rain.
Bugün muhtemelen yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It's likely to rain today, so you'd better take your umbrella.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama her ihtimale karşı yanıma bir şemsiye alacağım.I don't think it'll rain, but I'll take an umbrella with me, just in case.
Yağmur yağmaya başladığı zaman Tom çıkmak üzereydi.Tom was about to go out when it started to rain.
Tom ve Mary yağmurda dağa tırmandı.Tom and Mary climbed the mountain in the rain.
Şimdi birkaç saattir yağmur yağmadı.It hasn't rained now for several hours.
Yağmur dinmeye başlıyor.The rain is starting to let up.
Geçen hafta yağmur yağdı.It rained last week.
Yakında yağmur duracak.It'll stop raining soon.
Çok çeşitli bitkiler ve hayvanlar tropikal yağmur ormanlarında yaşıyor.A great variety of plants and animals live in the tropical rain forest.
Çok geçmeden yağmur yağar.It won't be long before it rains.
Senin yağmurluğun mor.Your raincoat is purple.
Yağmura rağmen biz dışarı çıkmak için karar veriyoruz.Despite the rain, we're deciding to go out.
Daha fazla yağmur alacağız.We're going to have more rain.
Yarın yağmur yağmayacak.It will not rain tomorrow.
Muhtemelen yarın yağmur yağmayacak.It probably won't rain tomorrow.
Haziran ayında her gün durmadan yağmur yağar.In June, it rains day after day without stopping.
Son günlerde çok yağmur yağdı.We've had a lot of rain recently.
Yarın yağmur bekleniyor.It's supposed to rain tomorrow.
Bugün yağmur beklenmiyor.It's not supposed to rain today.
Yağmur yağınca çatı sızdırıyor.The roof leaks when it rains.
Yağmur zeminin parlamasına imkan verir.Rain allows the ground to shine.
Bu yağmurun biteceğini düşünmüyorum.I don't think this rain will let up.
Bu yağmurun dineceğini düşünmüyorum.I don't think this rain will let up.
Bu yağmurun duracağını sanmam.I don't think this rain will let up.
Dün gece yağmur yağdı.It rained last night.
Bu yağmurun yakında duracağını sanmıyorum.I don't think this rain will let up anytime soon.
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama yağma ihtimaline karşın bir şemsiye alacağım.I don't think it'll rain, but I'll take an umbrella just in case it does.
Yağmur yağmaya başlamadan önce bu kamyonu boşalttırmamız gerekiyor.We need to get this truck unloaded before it starts raining.
Şimdi ilk yağmur damlası düşüyor.Now the first raindrops are already falling.
Yağmur yağdığı zaman üzülürüm.I get sad when it rains.
Bir yağmur fırtınasında yakalandım.I got caught in a rainstorm.
Bir yağmur fırtınasında yakalandık.We got caught in a rainstorm.
Yağmur yağmaya başladığında, Mary'nin saç boyası alnına aktı.When it started raining, Mary's hair dye ran down her forehead.
Şiddetli yağmur yüzünden durmak zorunda kaldık.We had to stop because of the heavy rain.
Yağmur yağmıyorsa Tom her zaman okula yürür.Tom always walks to school when it isn't raining.
Burada Boston'da hava yağmurlu ve berbat.It's rainy and icky here in Boston.
Son zamanlarda başkentte şiddetle yağmur yağıyor.Lately it has been raining heavily in the capital.
Tom yağmur tarafından sırılsıklam edildi.Tom was drenched by the rain.
Yağmura her yerde ihtiyaç duyulur.Rain is needed everywhere.
Yağmur her yerde gereklidir.Rain is needed everywhere.
Yağmur yağarsa ne olur?What happens if it rains?
Yağmur için dua ediyordum.I was praying for rain.
Yağmura ihtiyacımız vardı.We needed the rain.
Meteoroloji uzmanı öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.The weatherman says that it'll rain in the afternoon.