Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Asadar, de fiecare data cand ploua aerul este atras inspre acea zona pentru a inlocui aerul care se ridica.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Bárhol is esik az eső, a levegő arrafelé áramlik, hogy a felemelkedő légtömeg helyébe lépjen.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Donc où qu'il pleuve, l'air s'y engouffre pour remplacer celui qui monte.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Dus daar waar de regen valt zal de wind naartoe gezogen worden om de stijgende lucht te vervangen.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.상승하는 대기를 메꾸러 바람이 불게 됩니다.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Quindi, dovunque cada la pioggia l'aria vi si dirige per sostituire quella che si solleva.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Så, hvornår regnen end falder, bliver luften trukket ind for at udskifte den luft der stiger.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Siellä missä sataa, ilmaa työntyy korvaamaan ylös kohonnutta ilmaa.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Takže kdekoľvek padá dážď, vzduch je ťahaný k nemu aby nahradil vzduch, ktorý stúpa.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Vì vậy, cứ khi nào mưa xuống, không khí bị hút vào để thế chỗ luồng khí đang lên.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.Έτσι, όπου βρέχει ο αέρας ελκύεται προς τα εκεί για να αναπληρώσει τον αέρα που ανυψώνεται.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.И така, където пада дъждът, въздухът се притегля към него, за да замести въздуха, който се издига.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.האויר נמשך לכיוונו להחליף את האיור שעולה.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.يتم سحب الهواء لتعويض الهواء الصاعد.
Yani, yağmur nereye yağarsa hava da yukarı çıkan havanın yerini almak için o bölgeye çekiliyor.つまりそこで羽化した彼らは
Ya yağmur yağarsa?A-a-a-u-u-u-u! E se chover?
Ya yağmur yağarsa?A čo keď prší?
Ya yağmur yağarsa?Albo jeśli zacznie padać?
Ya yağmur yağarsa? Ama sizi sadece sıvının görünür yapabileceğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.Mais si vous pensez que seul du liquide pourrait vous rendre visible, vous vous trompez.
Ya yağmur yağarsa?Dacă plouă?
Ya yağmur yağarsa?E cosa accadrebbe se piovesse?
Ya yağmur yağarsa?Hay nếu trời đổ mưa thì sao?
Ya yağmur yağarsa?In kaj če dežuje?
Ya yağmur yağarsa?만약 비가 내리면요?
Ya yağmur yağarsa?Und was ist, wenn es regnet?
Ya yağmur yağarsa?¿Y si llueve?
Ya yağmur yağarsa?А якщо піде дощ?
Ya yağmur yağarsa?Что, если пойдёт дождь?
Ya yağmur yağarsa?ומה אם ירד גשם?
Ya yağmur yağarsa?وماذا لو أمطرت؟
Ya yağmur yağarsa?とはいっても 液体だけが要注意だと思ったら
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Apa yang Anda lakukan di pondok Anda ketika hujan seperti ini?" Tanyanya Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Bạn sẽ làm gì trong tiểu của bạn khi trời mưa như thế này?" Cô hỏi Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Ce faci în cabana dvs. atunci când plouă aşa?" A întrebat ea Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Che cosa fate nella vostra casa quando piove così?" Chiese Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Co děláš ve svém domku, když prší, jako je tohle?" Zeptala se Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Čo robíš vo svojom domčeku, keď prší, ako je toto?" Opýtala sa Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Co robisz w swoim domku, gdy pada deszcz jak to?" Spytała Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Hvad laver du i dit sommerhus, når det regner sådan?" Spurgte hun Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Kaj počnete v koči, ko dežuje, kot je ta?" Je vprašala Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."당신이 오두막에 무엇을해야합니까 때이처럼 비가?"그녀는 마사 물었다.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Mitä teet oman mökin kun sataa näin?" Hän kysyi Martta.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Mit csinál a ház, ha esik, mint ez?" Kérdezte Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."O que você faz na sua casa quando chove assim?" Ela perguntou Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Que faites-vous dans votre chalet quand il pleut comme ça?" Elle a demandé à Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."¿Qué hace usted en su casa cuando llueve de esta manera?", Preguntó Marta.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Vad gör du i din stuga när det regnar så här?" Frågade hon Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Was machst du in deiner Hütte zu tun, wenn es regnet so?", Fragte sie Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Wat doe je in je huisje als het regent zoals dit?" Vroeg ze Martha.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Τι κάνετε στο εξοχικό σας όταν βρέχει όπως αυτό;" ρώτησε η Μάρθα.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Какво правите във вашата вила, когато вали като този?" - Попита тя Марта.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Что вы делаете в вашем коттедже, когда идет дождь, как это?" Спросила она Марта.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."Що ви робите у вашому котеджі, коли йде дощ, як це?" Запитала вона Березня.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."מה אתה עושה בקוטג' שלך כשיורד גשם כזה?" שאלה מרתה.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."ماذا تفعل في الكوخ الخاص عندما تمطر مثل هذا؟" وتساءلت مارثا.
"Yazlık neler yapabilirim böyle yağmur yağar?" Diye Martha sordu."ほとんどがお互いの足の下に保持できることからみて、"マーサは答えた。
Yaz ortasında yağmur yağar, çöl ortasında sel basar.Als het tijdens de zomer regent, overstroomt het in de woestijn.
Yaz ortasında yağmur yağar, çöl ortasında sel basar.Când plouă vara, deşertul se inundă.
Yaz ortasında yağmur yağar, çöl ortasında sel basar.Cuando llueve en el verano, el desierto se inunda.
Yaz ortasında yağmur yağar, çöl ortasında sel basar.Et quand il pleut l'été, le désert est inondé.