yağı ile cümle
yağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sağanak yağışa rağmen hastanedeki dostunu ziyaret etti.In spite of the heavy rain, he visited his friend in the hospital.
Her yağmur yağışında çatı sızar.The roof leaks every time it rains.
Yakında kar yağışı duracak ve sonra hava düzelecek.It will soon stop snowing, and then the weather will improve.
Maalesef bugün yağmur yağıyor.Unfortunately, it's raining today.
Hindistan cevizi yağı mucizeler yapar!Coconut oil does wonders!
Her 3000 milde yağı değiştirmeye gerek yok.There's no need to change the oil every 3000 miles.
Kar yağıyordu ama dışarısı çok soğuk değildi.It was snowing, but it wasn't very cold outside.
Hava durumu raporuna göre, yağış mevsimi gelecek hafta başlayacak.According to the weather report, the rainy season will start next week.
Yağmur yağıyor, bu nedenle lütfen şemsiyeni getir.It's raining, so please bring your umbrella.
Biz çıktığımızda yağmur yağıyordu; biz vardığımızda güneşliydi.It was raining when we left; it was sunny when we arrived.
Affedersiniz, yağınızı kontrol edin.Excuse me, please check the oil.
Xueyou, Lin Öğretmen'i görmeye geldiğinde dışarıda yağmur yağıyordu.When Xueyou came to see Teacher Lin, it was raining outside.
Fırtınalı bir gündü ve kar hızlı yağıyordu.It was a stormy day, and the snow was falling fast.
Beni istasyona götürecek bir şoför lâzım. Yağmur yağıyor.I need a driver to take me to the station. It's raining.
Oldukça şiddetli kar yağıyor. Zincirimiz var mı? Eğer öyleyse, sanırım onları takmalıyız.It's snowing pretty hard. Do we have any chains? If so, I think we should put them on.
Bu eylül ayı çok yağışlıydı.This September was very rainy.
Biraz kar yağıyordu.A little snow was falling.
Paris'te kar yağıyor.It's snowing in Paris.
Tom ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they watched the fog roll in.
Yağışlı sezon başladı.The rainy season has started.
Yağışlı mevsim başladı.Rainy season has begun.
Kar yağışıydı.It was snowing.
Kar yağıyordu.It was snowing.
Yağmur yağıyor ve biz pencereleri kapatmayı unuttuk.It's raining, and we forgot to close the windows.
Domuzun çok yağı var.Pork has a lot of fat.
Bir süreliğine bekle bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Wait a while, it's pouring.
Dışarıda yağmur yağıyor. Eve geri döndüğünde pencereleri kapatmayı unutma.It's raining outside. Don't forget to close the windows when you get back home.
Yağmur yağıp yağmayacağından şüpheliyim.I doubt if it'll rain.
Kar yağıp yağmayacağından şüpheliyim.I doubt if it'll snow.
Yağmur yağıyor ama herhangi bir şekilde gideceğiz.It's raining, but we'll go anyway.
Bak! Kar yağıyor.Look! It's snowing.
Gerçekten sert yağmur yağıyor, değil mi? Islandın mı?It's really raining hard, isn't it? Did you get wet?
Önceki ay çok yağışlıydı.The preceding month was very rainy.
Şu anda kar yağıyor.It's snowing now.
Şu anda yağmur yağıyor.It's raining now.
Yağmur yağıyorsa beni beklemeyin.Don't expect me if it's raining.
Yüksek yağış olasılığı var.There is a high chance of precipitation.
Yağın sıcaklığı 165 dereceye kadar çıktı.The temperature of the oil went up to 165 degrees Celsius.
Yağın sıcaklığı 165 santigrat dereceye yükseldi.The temperature of the oil went up to 165 degrees Celsius.
Yoğun yağış ardından büyük bir sel vardı.Following the heavy rainfall, there was a big flood.
Tom'un bizi her ziyaret edişinde yağmur yağıyor gibi görünüyor.It seems to rain every time Tom visits us.
Sokaklarda kar yağıyor.It's snowing on the streets.
New York'ta sert yağmur yağıyordu.It was raining hard in New York.
Tom, Mary'nin evine geldiğinde yağmur sert yağıyordu.It was raining hard when Tom arrived at Mary's house.
Tom, Mary'yi arıyordu ama sert yağmur yağıyordu ve onu görmedi.Tom was looking for Mary, but it was raining hard and he didn't see her.
Kendi yağıyla kavrulmak güzeldir.An axe in the house keeps the carpenter away.
Boston'da kar yağıyor.It's snowing in Boston.
Boston'da çok yağmur yağıyordu.It was raining hard in Boston.
Burada bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.It's raining cats and dogs here.
Hava az önce harikaydı. Şimdi nasıl aniden yağmur yağıyor?The weather was great just a moment ago. How is it suddenly raining now?
Palmiye yağı yağmur ormanlarını yok ediyor.Palm oil is destroying the rainforest.
Sülfürik asit bir zamanlar kezzap yağı olarak bilinirdi.Sulfuric acid was once known as "oil of vitriol."
Kalbimde yağmurlar yağıyor.It's raining in my heart.
Şu an Japonya'da yağışlı sezon.It's the rainy season in Japan right now.
Hava o gün soğuktu, ve bunun yanı sıra, yağmur yağıyordu.The weather was cold that day, and besides, it was raining.
Yağmur yağıp yağmadığını sana söyleyemem.I can't tell whether it's raining or not.
Yağmur yağıp yağmayacağını söylemek zor.It's hard to tell whether it's going to rain or not.
Şükür Tanrım, nihayet yağmur yağıyor.Thank God, it is finally raining.
Aralıksız olarak yağmur yağıyor.It rains incessantly.
Ne berbat bir hava! Bütün gündür yağmur yağıyor.What horrible weather! It's been raining all day.