yırtık ile cümle
yırtık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Elbisesinin yırtıktı.Her dress was torn.
Onun kolunun altında yırtık kapaklı kitap vardı.She had the book with a torn cover under her arm.
Benim pantolonum yırtık.My pants split.
Onun yırtık bir baldır kası var.He has a torn calf muscle.
O yırtık dondan çıkmış gibi duruyor.She sticks out like a sore thumb.
Retinanınzda hiç yırtık olmuş muydu?Have you ever had a detached retina?
Buna rağmen, tüm yırtıklar Ulusal Galeri'nin yenileyicisi Helmut Ruhemann tarafından onarıldı.However, all were successfully repaired by the National Gallery's chief restorer Helmut Ruhemann.
Yırtık çorapları papucundan çıkmış.Souls of My Shoes.
Küçük bir yırtık boyandı.All were a little tear stained.
Kan örtüsü On bir karışıklık oldu ve sayfanın yırtık olmuştu.On the counterpane was a mess of blood, and the sheet had been torn.
Soldaki havarinin giysisinde küçük bir yırtık var, sanırım fakir olmalı.The Apostle on the right looks like he has a little bit of a cold. His nose is a little red.
Ama yırtıklar var.But they're still split
Kalbini yırtık bıraktımI left your heart torn
Yırtık banknota inanır mısın?Do you believe in the torn bill?
Yırtık mı o?Is that a rip? man:
Yırtık pırtık, spazmodik moda yeni dünya düzeni, varlık haline geliyor,Tonight, Germany is united. Europe has become whole and free.
Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan bir şey istemezler.You can know them from their faces for they do not ask of men importunately.
Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan bir şey istemezler.You may know them by their mark, they do not beg of people at all.
Belgrad şehir merkezinde eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç'in yırtık bir posteri.A ripped poster of former Serbian President Slobodan Milosevic in central Belgrade.
Bir sanat ustasına uygun olarak yırtık pırtık ve yamalı bir elbise giyerdi.She is dressed in a ragged and patched dress, appropriate to a master of the arts.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Die Frau im lächelnden Kleid war nicht sie selbst.
Gerçeğin yüzü güzeldir ama elbiseleri yırtıktır.La vérité a un beau visage mais des vêtements déchirés.
Yırtık çorapları papucundan çıkmış.Partition de Moi mes souliers.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Sa magnifique robe de mariée a été gâchée.
Yırtık çorapları papucundan çıkmış.Le calze sono rotolate sopra le caviglie.
Yırtık kanatlı bir kelebek hayatını sürdürebilir.Человек, проглоченный китом, остаётся жить.
Buna rağmen, tüm yırtıklar Ulusal Galeri'nin yenileyicisi Helmut Ruhemann tarafından onarıldı.Contudo, todos foram reparados com sucesso pelo restaurador chefe da National Gallery, Helmut Ruhemann.
Karasunokuçi (からすのくち): Kılıcın ucundaki yırtık.Elimina!, no mangá: Rajada da Espada Espacial!.
Dielektrikte çatlaklar ve yırtıklara benzeyen elektrik arızası .De gelijmde elektrische scheidingslas of lijmlas.
Yırtık çorapları papucundan çıkmış.Oběsil se na šňůrce od pyžama.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ei tiedetä, oliko suksessa kärkinipukkaa.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ήταν αδύνατο να της βγάλει το φλεγόμενο φόρεμα.
Bundan sonra ise son durumu hakkında Baroš'un menajeri Pavel Paska, Sol diz bağlarında bir yırtık var.Til gengæld måtte Markussens træner Paul Duvill behandle et cut ved hans højre øje efter omgange.
Karasunokuçi (からすのくち): Kılıcın ucundaki yırtık.Lộc vừng hoa đỏ (Barringtonia acutangula) bên hồ Gươm: Cây lộc vừng bên hồ Gươm.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Đó là mất mát từ thất bại của Áo.
Joker) "Yırtık Kefen Bezi" "Kâbus Oluyor" (feat."Sleep" "Nightmare" -(שם שונה לשיר Cymbaline).
Ama yırtıklar var.Elles sont toutes crevassées.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Bạn biết đấy, đương nhiên đây chỉ là cuốn từ điển cũ kỹ.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Claro que isto era o meu velho dicionário de sinónimos.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Era dicționarul meu vechi.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Goed, dit is natuurlijk m'n goeie ouwe thesaurus.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.물론, 낡고 오래된 사전이라
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Natürlich war das ein ausgefranstes, altes Synonym-Wörterbuch.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.No ale był to stary słownik.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Saben, claro, que este era mi tesauro viejo y raído.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Samozrejme, toto je môj starý, zničený slovník.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Sapete, stiamo parlando naturalmente di un mio vecchio dizionario dei sinonimi.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Saya lalu membela diri, thesaurus saya itu edisi lama
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Víte, ve skutečnosti to byl můj ošuntělý, starý slovník.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Vous savez, bien sûr, c'est mon vieux dictionnaire en loques.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Βέβαια αυτός είναι o παλιός, κουρελιασμένος θησαυρός μου.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.Разбира се, това е старият ми, парцалив тълковен речник.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü."Так то ж, беззаперечно, через мій зношений застарілий словник".
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü."Так это ведь мой истрёпанный старый словарь."
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.אתם יודעים, כמובן, זהו האגרון הישן והמרופט שלי.
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.كان هذا داخل قاموسي القديم
Bilirsiniz, bu benim eski yırtık pırtık sözlüğümdü.一昔前のものに違いないと思いましたが
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Ehjät tavarat eivät ole jätettä.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Hela saker är inte avfall.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Les objets non abîmés ne sont pas des déchets.