Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Hier bekommen sie einen Eindruck von der Länge dieser Schlangen.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.이것이 여러분에게 이 뱀들의 크기에 대한 아이디어를 줍니다.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Questa foto vi dà l'idea della mole di alcuni di questi serpenti.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.To da wam pojęcie o rozmiarach niektórych z tych węży.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Voilà pour vous donner une idée de la taille de certains de ces serpents.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Αυτό σας δίνει μια ιδέα του μεγέθους μερικών τέτοιου είδους ερπετών.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Приведу вам пример размера некоторых из этих змей.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.Това ви дава представа за размера на някои от тези змии.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.זה נותן לכם רעיון הכללי בנוגע לגודל של הנחשים.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.هذا يعطيك فكرة عن حجم بعض هذه الثعابين.
Bu fotoğraf, size bazı yılanların boyları hakkında fikir verebilir.これは平均的なキングコブラで約3.6 mあります
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Acest inel - "El a alunecat un şarpe de smarald inelul din degetul său şi se întinse pe palmă.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Cet anneau - "Il a glissé un serpent vert émeraude bague de son doigt et il tendit sur la paume de sa main.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Denna ring - "Han halkade en smaragd orm ringen från sitt finger och höll den ut på handflatan.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Denne ring - "Han gled en smaragd slange ring af sin finger og holdt den ud på sin hule hånd.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Deze ring - "Hij gleed een smaragd slang ring van zijn vinger en hield het uit op de palm van zijn hand.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Este anel - "Ele escorregou uma serpente esmeralda anel de seu dedo e estendeu-o na palma da sua mão.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Ez a gyűrű - "Ő elcsúszott smaragd kígyó gyűrűt az ujjáról tartotta ki fel a tenyerében.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.그의 손가락에서 반지를하고 자신의 손바닥 위에 그것을 가졌다.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Pierścień ten - "Wsunął węża szmaragd pierścień z palca i trzymał go na dłoni.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Tämä rengas - "Hän liukastui smaragdi käärme sormus sormeen ja piti sitä ulos, kun kämmen kätensä.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Ta obroč - "On je spodrsnilo kača smaragdno prstan s prstom in jo dvignil ven na dlan svoje roke.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Tento prsten - "Protáhl se had Emerald prsten z prstu a držel ji na dlaň.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Този пръстен - "Той се подхлъзна змия смарагд пръстен от пръста си и го държеше върху дланта на ръката си.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Це кільце - "Він послизнувся змія смарагд кільце з пальця і простягла на долоні.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Это кольцо - "Он поскользнулся змея изумруд кольцо с пальца и протянула на ладони.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.טבעת מאצבעו והושיטה אותה על כף ידו.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.عقدت حلقة من إصبعه والخروج على كف يده.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı."陛下は、私がさらに価値の高い必要なものを持っている、"ホームズは言った。
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Et ils ne l'ont pas tué.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Így nem ölték meg.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Nie zabili jej.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.그리고 뱀을 죽이지 않습니다. 우리에게 전화해서 그걸 잡으라고 했었답니다.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.Sie haben sie nicht getötet, sondern uns gerufen, um sie zu fangen.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.והם לא הרגו אותה. הם קראו לנו שנלכוד אותה.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.لكنهم لايقتلونها بل يلاحقوها من اجل قبضها
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.私達はここ3年で100匹以上の
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Quindi non l'hanno ucciso.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Și nu au omorât-o.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Và họ không giết con rắn đó.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Y no la mataron.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Ze doodden ze niet.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Δεν τη σκότωσαν.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.И не я убиват.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler.Они её не убили.
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Det var sandt, at der var ingen i bungalow, men sig selv og den lille raslende slange. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Det var sant att det fanns ingen i stugan, men hon själv och den lilla prasslande orm. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Đó là sự thật rằng có không ai trong ngôi nhà gỗ, nhưng bản thân mình và các nhỏ xào xạc con rắn. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Era verdade que não havia ninguém no bangalô, mas ela eo pouco rustling cobra. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Era vero che non c'era nessuno nel bungalow, ma lei e il piccolo fruscio serpente. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Es cierto que no había nadie en el bungalow, pero ella y el pequeño robo de serpiente. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Este adevărat că nu mai era nimeni în bungalou, dar ea şi puţin foşnet şarpe. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >그것은 방갈로에 아무도 없었다는 것이 사실이지만 자신과 작은 뱀을 쳐다 봅니다. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Het was waar, dat er was niemand in de bungalow, maar zelf en de kleine ritselen slang. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Igaz, hogy nem volt senki a ház, de magát és a kis suhogó kígyó. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Il est vrai que il n'y avait personne dans le bungalow, mais elle-même et le petit bruissant de serpent. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Je pravda, že nikdo v bungalovu, ale sebe a málo šustění hada. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Je pravda, že nikto v bungalove, ale seba a málo šušťanie hada. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Memang benar bahwa tidak ada satu di bungalo kecuali dirinya sendiri dan sedikit gemerisik ular. >
Bungalov hiç kimse olmadığı doğruydu fakat kendisi ve küçük yılan hışırtı. >Oli totta, että kukaan bungalow vaan itsensä ja pikku kahina käärme. >