Ana içeriğe geç
Sözlük

yıkma ile cümle

yıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Kraliyet ailesini yıkmak.C'est de détruire et de cacher la famille impériale.
Kraliyet ailesini yıkmak.Ha megsemmisíti az uralkodó családot.
Kraliyet ailesini yıkmak.Η καταστροφή της βασιλικής οικογένειας.
Kraliyet ailesini yıkmak.القضاء على العائلة الملكية
Monarşiyi yıkmak isteyen birinden mi yardım istiyorsun?Attól kér segítséget, aki le akarta állítani az uralkodó család visszaállítását?
Monarşiyi yıkmak isteyen birinden mi yardım istiyorsun?Vous demandez l'aide à celui quiNgarantit le naufrage de la monarchie ?
Monarşiyi yıkmak isteyen birinden mi yardım istiyorsun?Θέλεις την βοήθεια μου, όταν εγώ ήμουν αυτός που ήθελε να ρίξει την μοναρχία;
Monarşiyi yıkmak isteyen birinden mi yardım istiyorsun?تريد ان اساعدك رغم علمك انني اردت اسقاط الملكية؟
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Dia bangkit, pergi ke jendela, dan menatap bukit kehitaman, dan sedikit gelap Angka meruntuhkan itu.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ele se levantou, foi até a janela e olhou para a encosta sombria, eo pouco escuro figura derrubar-lo.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Felkelt, az ablakhoz ment és kinézett a sötét domboldalon, és a sötét kis szám tépte le azt.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Hän nousi ylös, meni ikkunaan ja tuijotti hämyisiin rinteellä, ja tumma hieman Kuva revittiin alas.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Il se leva, alla à la fenêtre, et regarda la colline sombre, et le peu sombre Figure démolir elle.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.그는 일어나서 창문으로 다가 갔을 때, 그리고 어스레한 언덕에서 보았다, 그리고 어두운 작은 그 아래로 찢어 수치.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ông đứng dậy, đi đến cửa sổ và nhìn chằm chằm vào sườn đồi sẫm, và ít tối con số rách xuống nó.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Sa sculat, a mers la fereastră, şi se uită la deal sumbru, şi puţin întuneric figura rupere jos ea.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Se levantó, fue hacia la ventana, y se quedó en la ladera oscura, y la oscuridad poco cifra que derribar.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Si alzò, andò alla finestra, e fissò la collina scuro, e il piccolo buio figura abbattere esso.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal je, šel k oknu, in strmel v temno pobočje, in malo temno Slika rušenje to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal, šel k oknu a zadíval se na svahu tlumeně a temném Obrázek stržení to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal, šiel k oknu a zadíval sa na svahu tlmene a temnom Obrázok strhnutie to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Wstał, podszedł do okna i wpatrywał się w mroczne wzgórza, a ciemne trochę postać zburzenia go.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Він встав, підійшов до вікна і втупився на темний схил пагорба, а темні маленькі фігура зриваючи його.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Он встал, подошел к окну и уставился на темный склон холма, а темные маленькие фигура срывая его.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Той стана, отиде до прозореца, и се втренчи в мургава склон, и малко на тъмно фигура разкъсване по нея.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.نهض ، وذهب إلى النافذة ، ويحدق في التلال داكن ، والقليل الظلام الرقم هدم لها.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.イットダウン引き裂く把握。 "彼は交絡急いでいるようだ"と博士はケンプは言った、"しかし、彼は取得していないようです
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.å drepe har sin tid og å læge har sin tid; å rive ned har sin tid og å bygge op har sin tid;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Aika on surmata ja aika parantaa. Aika on purkaa ja aika rakentaa.
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Čas mordování a čas hojení, čas boření a čas stavení;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.čas zabíjaniu a čas hojeniu, čas boreniu a čas staväniu,
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Có kỳ giết , và có kỳ chữa lành ; có kỳ phá dỡ , và có kỳ xây_cất ;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Có kỳ giết, và có kỳ chữa lành; có kỳ phá dỡ, và có kỳ xây cất;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Czas zabijania, i czas leczenia; czas rozwalania, i czas budowania;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Dräpa har sin tid, och läka har sin tid. Bryta ned har sin tid, och bygga upp har sin tid.
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.een tijd om te doden en een tijd om te genezen; een tijd om te verwoesten en een tijd om te herbouwen;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.eje [van] a megölésnek és ideje a meggyógyításnak; ideje a rontásnak és ideje az építésnek.
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.je čas morjenja in čas ozdravljanja, čas podiranja in čas zidanja,
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.죽일 때가 있고 치료시킬 때가 있으며 헐 때가 있고 세울 때가 있으며
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.tempo de matar, e tempo de curar; tempo de derribar, e tempo de edificar;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Tid til at dræbe og Tid til at læge, Tid til at nedrive og Tid til at opbygge,
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.tiempo de matar y tiempo de sanar; tiempo de destruir y tiempo de construir
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Un tempo per uccidere e un tempo per guarire, un tempo per demolire e un tempo per costruire
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.un temps pour tuer, et un temps pour guérir; un temps pour abattre, et un temps pour bâtir;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.waktu untuk membunuh dan waktu untuk menyembuhkan, waktu untuk merombak dan waktu untuk membangun
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.würgen und heilen, brechen und bauen,
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.καιρος του αποκτεινειν και καιρος του ιατρευειν καιρος του καταστρεφειν και καιρος του οικοδομειν
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.Време за убиване, и време за изцеляване; Време за събаряне, и време за градене;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.время убивать, и время врачевать; время разрушать, и время строить;
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.עת להרוג ועת לרפוא עת לפרוץ ועת לבנות׃
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.للقتل وقت وللشفاء وقت. للهدم وقت وللبناء وقت.
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.殺 戮 有 時 、 醫 治 有 時 . 拆 毀 有 時 、 建 造 有 時
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var. Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.殺戮 有時 、 醫治 有 時 . 拆毀有時 、 建造 有 時
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.A sua tarefa é decompor a celulose em açúcares. A celulose é um composto vulgar nos vegetais.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Egyik feladatuk, egy a növényekben lévő közönséges anyag, a cellulóz, cukrokká történő lebontása.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Hun enige taak is het afbreken van cellulose, een algemeen bestanddeel van groenten, tot suikers.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Jej zadaniem jest rozbijanie celulozy, elementarnego składnika warzyw i cukrów.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.이들이 하는 일은 섬유소를 분해하는 것이죠, 섬유소는 야채나 당에 모두 들어있는 물질이에요.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Rolul ei e să distrugă celuloza, o componentă comună a legumelor și a zaharurilor.
Onların tek işi selülozu şeker ve bitkilerdeki ortak bir bileşiğe yıkmak.Son travail consiste à décomposer la cellulose, un composé commun chez les légumes et les sucres.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod