yıkamaz ile cümle
yıkamaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sen neden hiç tabakları yıkamazsın?Why don't you ever wash the dishes?
O, bulaşıkları yıkamaz.She doesn't wash the dishes.
Tom asla arabasını yıkamaz.Tom never washes his car.
Hiçbir şey beni yıkamaz.Nothing can bring me down.
Tom bulaşıkları yıkamazdı.Tom wouldn't do the dishes.
Tom, saçlarını Mary'nin yıkadığı kadar sık yıkamaz.Tom doesn't wash his hair as often as Mary washes hers.
Hiçbir mantıksal sebep bilinçli bir şekilde bir yalan üzerine kurulu bir imanı yıkamaz." der.No amount of logic can shatter a faith consciously based on a lie."
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.I have never even entered the bathroom.
Bu kokmuştur, bu ilaç ister; hastalık getirir diye yıkamazlar da."This one stinks, it needs disinfectant" They don't even wash you to not get infected.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.When you're on Broadway, you cannot tear the proscenium down.
Hikayeler sınırları yıkamaz ama mantık duvarlarımızda küçük delikler açabilir.Stories cannot demolish frontiers, but they can punch holes in our mental walls.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››But if he doesn't wash them, or bathe his flesh, then he shall bear his iniquity.'"
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Er scheint sich in dieser Zeit nie gewaschen zu haben.
Tom asla arabasını yıkamaz.Tom ne lave jamais sa voiture.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Il ne s'est jamais lavé.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Verder zou hij zich nooit wassen.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.A Znojmo ezelőtt sosem játszott az élvonalban.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Kestoväri ei peseydy täysin pois hiuksista koskaan.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Han modtog aldrig nogen vielser.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.髪を自分で洗ったことがない。
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.용천대는 한 번도 물이 마른 적이 없다고 한다.
Kendisi hiçbir zaman bulaşık yıkamazdı.Niekada nenaudojau makiažo.
Bu kokmuştur, bu ilaç ister; hastalık getirir diye yıkamazlar da."هذا الشخص نتن ، وهو يحتاج الى مطهر ". حتى انهم لا يغسلونك لكي لا تحصل لهم إصابة . انهم وضعوا مطهر للتو عليك
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Als je op Broadway staat kun je het toneel niet afbreken.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Atunci când eşti pe Broadway, nu poţi dărâma avanscena.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Cuando uno está en Broadway no puede tirar el proscenio abajo.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Ha a Broadway-n játszol, nem tudod csak úgy lebontani a proszcéniumot.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.In einem Broadway-Theater kann man nicht einfach die Vorbühne abreißen.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Khi bạn ở Broadway, bạn không thể làm đổ phần sân khấu trước.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.브로드웨이에서 연출을 하면 무대를 뜯어 낸다던지 하는 일은 할 수 없죠.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Na Broadwayu nie można wyburzyć proscenium.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Quando sei a Broadway non puoi demolire il boccascena.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Quand vous êtes à Broadway vous ne pouvez pas démolir le proscenium.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Όταν είσαι στο Μπρόντγουει, δεν μπορείς να γκρεμίσεις το προσκήνιο.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.Когато си на Бродуей, не може да свалиш авансцената.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.На Бродвее нельзя снести авансцену.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.На Бродвеї ви не можете взяти і продірявити просценіум.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.כשאתה בברודווי אתה לא יכול להרוס את הפרוסיניום (קדמת הבמה).
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.عندما تكون على مسرح برودوي, لايمكنك أن تمزق خشبة المسرح.
Eğer Broadway'deyseniz, ön sahneyi kolay kolay yıkamazsınız.しかしこの建物はときたら 芸術監督が
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››A keby neopral a svojho tela by neumyl, ponesie svoju neprávosť.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Ako jih pa ne izpere in mesa svojega ne izkoplje, bo nosil krivico svojo.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››A pakli nezpéře roucha svého, a těla svého neumyje, tedy ponese nepravost svou.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Còn nếu người không giặt quần áo và không tắm, thì sẽ mang tội mình.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Còn nếu người không giặt quần_áo và không tắm , thì sẽ mang tội mình .
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Dacă nu-şi spală hainele, şi nu-şi scaldă trupul, îşi va purta fărădelegea lui.``
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Dersom han ikke tvetter sine klær og ikke bader sitt legeme, da skal han komme til å lide for sin misgjerning.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Hogyha meg nem mossa ruháit, sem a testét le nem mossa: viselje az õ vétségének terhét.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Kalau ia tidak melakukan itu, ia harus menanggung akibatnya
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››그가 빨지 아니하거나 몸을 물로 씻지 아니하면 죄를 당하리라
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Maar als hij zijn kleren niet wast en zich niet baadt, zal hij zelf de gevolgen van zijn zonde dragen."
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Ma se non si lava le vesti e il corpo, porterà la pena della sua iniquità»
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Mas, se não as lavar, nem banhar o seu corpo, levará sobre si a sua iniquidade
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Men hvis han ikke tvætter sine Klæder og bader sig, skal han undgælde for sin Brøde.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Men om han icke tvår sina kläder och icke badar sin kropp kommer han att bära på missgärning.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Mutta jos hän ei pese vaatteitansa eikä pese ruumistansa, joutuu hän syynalaiseksi."
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Pero si no los lava, ni lava su cuerpo, cargará con su culpa.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Si elle ne lave pas ses vêtements, et ne lave pas son corps, elle portera la peine de sa faute.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Sromoty żony brata twego nie odkryjesz: sromota brata twego jest.
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››Wo er seine Kleider nicht waschen noch sich baden wird, so soll er seiner Missetat schuldig sein.
İlgili Sayfalar