yıkı ile cümle

yıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Binaların çoğu 2. Dünya Savaşında yıkıldı.Many of the buildings were destroyed in World War II.
Bulaşıkları kim yıkıyor?Who's doing the dishes?
Tom'un evi tamamen yıkıldı.Tom's house was completely destroyed.
Tom çamaşır yıkıyor.Tom is doing the laundry.
Yarı yıkılmış duvarlar orada dururdu.Half-destroyed walls used to stand there.
Köprü ansızın yıkıldı.The bridge suddenly gave way.
Dün saat beş'te saçımı yıkıyordum.I was washing my hair at 5 o'clock yesterday.
Binaların çoğu İkinci Dünya Savaşı'nda yıkıldı.Most of the buildings were destroyed in World War II.
Oldukça yıkılmış görünüyorsun.You look pretty down.
Tom arabayı yıkıyor.Tom is washing the car.
Tom arabanı yıkıyor.Tom is washing your car.
Tom lavaboda ellerini yıkıyor.Tom is washing his hands in the sink.
Berlin Duvarı'nın yıkılışı gerçekten çığır açan bir olaydı.The fall of the Berlin Wall was really an epochal event.
O, ellerini yıkıyor.She is washing her hands.
Yıllardan beri dokunulmaz bazı tabular yıkıldı.Certain taboos, which had remained untouchable for so many years, have come to be broken.
Annem bulaşıkları yıkıyor gibi görünüyor.It seems Mom is doing the dishes.
Tom'un hayal ve planları, kağıttan bir kule gibi yıkıldı.Like a house of cards, Tom's dreams and plans came crashing down around him.
Sevdiğim her şey yıkıldı.Everything I loved has been destroyed.
Tom yıkık bir tip.Tom is a big time loser.
Ben sadece bulaşıkları yıkıyordum.I was just doing the dishes.
O, Boston'da son zamanlarda yıkılan tek yerleşim binasıdır.That's the only residential building in Boston that's been torn down recently.
Ben ellerimi yıkıyorum.I'm washing my hands.
Benim itibarım yıkıldı.My reputation has been destroyed.
Tom polisten yıkıcı haberle ilgili bir telefon çağrısı aldı.Tom got a phone call from the police with devastating news.
Tom'un annesi onun giysilerini onun için yıkardı ama şimdi onları kendi yıkıyor.Tom's mother used to wash his clothes for him, but now he washes them himself.
Dan ve Linda yıkık bir dairede yaşadı.Dan and Linda lived in a rundown apartment.
Linda Dan'ın kollarına yıkıldı.Linda collapsed into Dan's arms.
O, bulaşıkları yıkıyor.She's washing dishes.
Biz bulaşıkları yıkıyoruz.We're washing dishes.
Onlar bulaşıkları yıkıyorlar.They're washing dishes.
Sen bulaşıkları yıkıyorsun.You are washing dishes.
Kirliliğin bölgenin ekosistemine yıkıcı sonuçları oluyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Haber yıkıcıydı.The news was devastating.
O yıkıcıydı.That was devastating.
Bu yıkıcı.This is devastating.
Bu bloktaki tüm binalar yıkılacak.All the buildings on this block will be demolished.
Bu bina önümüzdeki ay yıkılacak.This building will be demolished next month.
Tom yorgunluktan yıkıldı.Tom collapsed from exhaustion.
On üç tane ev yıkıldı.Thirteen homes have been destroyed.
On üç ev yıkıldı.Thirteen homes were destroyed.
Ahır yıkıldı.The barn was destroyed.
Bu Tom için yıkıcıydı.That was devastating to Tom.
Üç tane ev tamamen yıkıldı.Three homes were completely destroyed.
Garaj tamamen yıkıldı.The garage was completely destroyed.
Ben yıkıldım ve ağladım.I broke down and cried.
Tom kötü haberi duyunca yıkıldı.Tom broke down when he heard the bad news.
Bu üzücü ve yıkıcı haberi öğrendikten sonra hala şoktayım.I am still in shock after knowing this sad and devastating news.
Bir bebek çöken binanın yıkıntıları arasından sağ çıkarıldı.A baby was pulled alive from the rubble of the collapsed building.
Kıskançlık tüm insan duygularının en yıkıcı olanlarından biridir.Jealousy is one of the most destructive of all human emotions.
Köprü dev bir robot tarafından yıkıldı.The bridge was destroyed by a giant robot.
Yıkıcı bir patates yanıklığı ve kıtlık İrlandayı 1840 yılında vurdu.A devastating potato blight and famine struck in Ireland in the 1840's.
Mavi battaniyeyi nasıl yıkıyorsun?How are you washing the blue blanket?
Köprünün sadece bir kısmı yıkıldı.Only part of the bridge was destroyed.
Sen marulunu yıkıyorsun.You wash your lettuce.
O marul yıkıyor.She washes lettuce.
Biz marul yıkıyoruz.We wash lettuce.
Onlar marul yıkıyorlar.They wash lettuce.
Ben çoraplarımı yıkıyorum.I am washing my socks.
Şehrin duvarları yıkıldı.The walls of the town were destroyed.

İlgili Sayfalar