yığın ile cümle
yığın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.Och Laban sade: »Detta röse vare i dag vittne mellan mig och dig.» Därav fick det namnet Galed;
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.Rekel je namreč Laban: Ta kup bodi priča med teboj in menoj danes; zato mu je dano ime Galed,
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.Y Labán dijo: --Este montón es hoy testigo entre tú y yo. Por eso llamó su nombre Gale
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.И рече Лаван: Тая грамада е свидетел днес между мене и тебе. Поради това тя се наименува Галаад+
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.И сказал Лаван: сегодня этот холм между мною и тобою свидетель. Посему и наречено ему имя: Галаад,
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.ויאמר לבן הגל הזה עד ביני ובינך היום על כן קרא שמו גלעד׃
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.وقال لابان هذه الرجمة هي شاهدة بيني وبينك اليوم. لذلك دعي اسمها جلعيد.
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.拉 班 說 、 今 日 這 石 堆 作 你 我 中 間 的 證 據 . 因 此 這 地 方 名 叫 迦 累 得
Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.拉 班說 、 今日 這 石堆 作 你 我 中間 的 證據 . 因此 這 地方 名叫 迦累得
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.A Lában ju nazval aramejsky: Jegar-sohoduta, a Jakob ju nazval hebrejsky Gal-éd.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.És nevezé azt Lábán Jegár-Sahaduthának, Jákób pedig nevezé Gálhédnek.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.I nazval ji Lában Jegar Sahadutha, a Jákob nazval ji Gál Ed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.I nazwał ją Laban Jegar Sahaduta, a Jakób ją nazwał Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Ja Laaban antoi sille nimen Jegar-Saahaduta, mutta Jaakob antoi sille nimen Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.라반은 그것을 여갈사하두다라 칭하였고 야곱은 그것을 갈르엣이라 칭하였으니
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban a numit -o Iegar-Sahaduta (Movila mărturiei), şi Iacov a numit -o Galed (Movila mărturiei).
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.La-ban đặt trên đống đá đó là Y-ê-ga Sa-ha-du-ta ; còn Gia-cốp kêu là Ga-lét .
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.La-ban đặt trên đống đá đó là Y-ê-ga Sa-ha-du-ta; còn Gia-cốp kêu là Ga-lét.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban kaldte den Jegar-Sahaduta, og Jakob kaldte den Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban l`appela Jegar Sahadutha, et Jacob l`appela Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Labán lo llamó Yegar-sahaduta; y Jacob lo llamó Galed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban menamakan timbunan batu itu Yegar-Sahaduta, sedangkan Yakub menamakannya Galed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Làbano lo chiamò Iegar-Saaduta, mentre Giacobbe lo chiamò Gal-Ed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Labão lhe chamou Jegar-Saaduta, e Jacó chamou-lhe Galeede.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Och Laban kallade det Jegar-Sahaduta , men Jakob kallade det Galed .
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Og Laban kalte den Jegar-Sahaduta, men Jakob kalte den Gal-Ed*. / {* vidnesbyrdets stenrøs.}
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Und Laban hieß ihn Jegar-Sahadutha; Jakob aber hieß ihn Gilead.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Και ο μεν Λαβαν εκαλεσεν αυτον Ιεγαρ-σαχαδουθα ο δε Ιακωβ εκαλεσεν αυτον Γαλεεδ.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.И назвал его Лаван: Иегар-Сагадуфа; а Иаков назвал его Галаадом.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Лаван я нарече Иегар Сахадута*, а Яков я нарече Галаад.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.ויקרא לו לבן יגר שהדותא ויעקב קרא לו גלעד׃
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.ودعاها لابان يجرسهدوثا. واما يعقوب فدعاها جلعيد.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.拉 班 稱 那 石 堆 為 伊 迦 爾 撒 哈 杜 他 、 雅 各 卻 稱 那 石 堆 為 迦 累 得 。 〔 都 是 以 石 堆 為 證 的 意 思
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.拉 班稱 那 石堆 為 伊 迦爾撒哈杜他 、 雅各 卻稱 那 石堆 為迦 累得 。 〔 都 是 以 石堆 為證 的 意思
Lütfen önce boş yığını doldur.אנא מלא את הערימה הריקה קודם.
Lütfen önce boş yığını doldur.رجاءً املأ الكومة الفارغة أوّلًا.
Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı.그것은 도도새의 뼈무리가 묻혀있는 장소에 대한 것이었습니다. 그 뼈들은 모리셔스섬의 절벽에서 발견되었죠.
Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı.Mauritius szigetén találtak egy gödörben.
Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı.על קבוצת עצמות דודו טמונות שנמצאו בבור באי מאוריציוס.
Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı.عن العثور على مخبأ به عظام لطائر الدودو داخل حفرة في جزيرة موريشيوس.
Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı.発見されたというニュースが掲載されました モーリシャス島は マダガスカルの東
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.A korallzátonyok tetején pedig homokpadok vannak.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.A na vrchu koralových útesov sú piesočné násypy.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.En bovenop de koraalriffen liggen zandbanken.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.E sopra le scogliere coralline ci sono banchi di sabbia.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Et au dessus des récifs de corail il y a des bancs de sable.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.산호초 위에는 모래 언덕이 있고요.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Koralliriuttojen päällä on hiekkakumpareet.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Og oven på koralrevene er sandbanker.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Si in varful recifurilor de coral sunt bancuri de nisip.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Trên các rạn san hô là bờ cát.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Und auf den Korallenriffen sind Sandbänke.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Y encima de los arrecifes están los bancos de arena.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.Και από πάνω τους υπάρχει άμμος.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.А върху кораловите рифове има пясъчни брегове.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.ומעל השוניות נמצאות גדות חול.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.وفوق الشعاب المرجانية تلال رملية.
Mercan kayalıklarının üstünde de kum yığınları var.島の平均的な高さは海面と同じくらいです
Milyonlarca yumurta yığınından geldim ve sadece birkaçımız yaşayabildi.Było nas milion jajeczek, ale nieliczni przetrwali.
Milyonlarca yumurta yığınından geldim ve sadece birkaçımız yaşayabildi.Je viens d'un lot de 1 million de œufs, et seuls quelques-uns d'entre nous ont survécu.