yüzleri ile cümle
yüzleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Văd fețele voastre, ale tuturora.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Vedo tutte le vostre facce.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Vejo todos os vossos rostos.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Veo sus caras.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Vidim vaše obraze.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Vidím všechny Vaše tváře.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Βλέπω τα πρόσωπά σας.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Виждам лицата на всички ви.
Sizin hepinizin yüzlerini görüyorum.Я вижу ваши лица.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Apoi a intrat în salon, şi, deodată, rapid, răutate, a trântit uşa în
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Aztán belépett a nappaliba, és hirtelen gyorsan, kegyetlenül, becsapta az ajtót az arcukat.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Dann trat er in die Stube, und plötzlich, schnell, brutal, schlug die Tür in ihre Gesichter.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Então ele entrou na sala e, de repente, rapidamente, violentamente, bateu a porta na seus rostos.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Kemudian ia masuk ruang tamu, dan tiba-tiba, cepat, kejam, membanting pintu di wajah mereka.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.그런 다음 그는 응접실를 입력, 갑자기, 신속하게, 지독하게,에서 문을 닫은
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Luego entró en la sala, y de repente, rápidamente, violentamente, cerró la puerta en sus rostros.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Następnie wszedł do salonu, i nagle, szybko, brutalnie, zatrzasnął drzwi w ich twarze.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Pak vešel do salonu, a najednou, rychle, zlomyslně, zabouchl dveře jejich tváře.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Poi entrò nella sala, e subito, rapidamente, con cattiveria, sbattuto la porta in i loro volti.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Potem je vstopil v salon, in nenadoma, hitro, zlobno, zaloputnil vrata njihove obraze.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Potom vošiel do salónu, a zrazu, rýchlo, zlomyseľne, zabuchol dvere ich tváre.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Puis il entra dans le salon, et soudain, rapide, vicieusement, claqué la porte au leurs visages.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Sau đó ông vào phòng khách, và đột ngột, nhanh chóng, đầy ác ý, đóng sầm cửa lại trong khuôn mặt của họ.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Sedan han kom in i salongen, och plötsligt, snabbt, brutalt, smällde dörren i deras ansikten.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Sitten hän tuli saliin, ja yhtäkkiä, nopeasti, raa'asti, sulki oven heidän kasvonsa.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Vervolgens ging hij de salon, en plotseling, snel, venijnig, smeet de deur in hun gezichten.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Στη συνέχεια, μπήκε στην αίθουσα, και ξαφνικά, γρήγορα, άγρια, χτύπησε την πόρτα πρόσωπά τους.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Затем он вошел в гостиную, и вдруг, быстро, злобно, захлопнул дверь их лица.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Потім він увійшов до вітальні, і раптом, швидко, злобно, зачинив двері їхні обличчя.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.Тогава той влязъл в гостната стая, и изведнъж, бързо, порочно, затръшна вратата в лицата им.
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.ثم دخل صالون ، وفجأة ، بسرعة ، بشراسة ، انتقد الباب في
Sonra o sağımhane girdi ve aniden, hızla, şiddetle, kapıya çarptı yüzlerini.彼らの顔。単語は、最後のエコーまで話されていたではない
Sonra, yüzlerini bilinçli olarak oynattıklarında ise ifadeleri donmaya başlıyor.עוד לפני שזה מגיע לתודעה. אך בשנייה שהתודעה נכנסת לתמונה-
Sonra, yüzlerini bilinçli olarak oynattıklarında ise ifadeleri donmaya başlıyor.顔の筋肉は、困った表情か微笑みのまま固まり始めます。
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Ah sim, é o Joe", mas não conseguimos reconhecê-la pelo rosto.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Ja klar, das ist Joe." Aber wenn man sie ansieht, weiß man nicht, um wen es sich handelt.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz.목소리를 듣고는, '아, 조(Joe) 이구나' 하고 얘기하겠지만, 얼굴을 보고는, 누구인지 알아 보지 못하는 것이죠.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Oh da, e Joe", dar nu ştiţi cine e, privindu-i faţa.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Tuohan on Joe!", mutta kasvoista heitä ei voi tunnistaa.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Да-да, это Джо!", но вы не сможете узнать их в лицо, верно?
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz."Так, це Джо", але ви не зможете сказати, хто це, дивлячись йому в обличчя.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz.ולהגיד, אה כן, זה ג'ו, אבל אי אפשר להסתכל על הפרצוף ולזהות מי זה.
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz.وأن تقول، نعم، هذا جو ولكنك لن تستطيع أن تنظر إلى وجوههم وتتعرف عليهم، صحيح؟
"tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz, ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz.顔を見ても誰だかわかりません 鏡で自分の顔を見ても認識できないのです
Tablodaki figürlerin bazılarının yüzleri ve duruşları idealize edilmiş.Některé postavy vypadají velmi ideálně, včetně jejich postojů, tváří a podobně.
Tablodaki figürlerin bazılarının yüzleri ve duruşları idealize edilmiş.Niektóre wydają się być bardziej idealne w ich postawach czy twarzach niż inne.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.A tálibok alatt az iskolába járó lányok száma csak néhány száz volt -- ne feledjük, hogy törvénybe ütközött.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Bajo los talibanes, las niñas que fueron a la escuela se cuentan en cientos... recuerden, era ilegal.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Di bawah Taliban, perempuan yang pergi bersekolah yang jumlahnya ratusan -- ingat, ini perbuatan terlarang.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Dưới Taliban, những cô gái đến trường cả hàng trăm người nhớ rằng, đó là bất hợp pháp.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.탈레반이 지배할 때 학교에 간 여학생들은 수백 명이었습니다. 그게 불법이었음을 기억하십시오.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Sob o regime talibã, o número de raparigas que iam à escola era de centenas - lembrem-se, era ilegal.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Sotto il potere dei Talebani, le ragazze che andavano a scuola, qualche centinaio -- ricordate, era illegale.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Sub dominația talibană, fetele care mergeau la școală cu sutele - aminiți-vă, era ilegal.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Under Talibanerna var det bara ett antal hundra flickor som gick i skolan - kom ihåg att det var olagligt.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Under Taliban, var antallet af piger der gik i skole hundredvis -- husk på, at det var ulovligt.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Unter den Taliban gingen nur wenige hundert Mädchen zur Schule - denn es war ja illegal.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Za Talibów dziewczęta chodzące do szkoły liczyły się w setkach, pamiętajcie, to było nielegalne.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.За влади Талібану дівчат, які ходили до школи, налічувалося сотні. Не забувайте, це було заборонено.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.תחת שלטון הטאליבן, היו רק כמה מאות בנות שלמדו בבית הספר. זכרו, הדבר היה בלתי חוקי.