yüzlerce ile cümle

yüzlerce kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Ci sono voluti centinaia di acquirenti.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Er moesten een paar honderd kopers voor komen.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Il fallait que des centaines de gens l'achètent.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.우리는 이것들을 살 사람들이 필요해요.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Necesitamos que cientos de personas compren esto.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Và chúng tôi cần hằng trăm người mua thứ này.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Vi ville att hundratals människor skulle köpa det här.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Wir benötigten ein paar hundert Leute, die es kaufen.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Xρειαζόμασταν εκατοντάδες ανθρώπους να το αγοράσουν.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı. Yüzlerce insan bunu almasaydı, bunu piyasaya sunamazdık.Potrzebowaliśmy setek chętnych do kupna, inaczej produkt nie trafiłby na rynek.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Итак, нам нужно, чтобы сотни людей купили это устройство.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.Нам треба, щоб це купили сотні людей.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.ואנחנו צריכים שמאות אנשים יקנו את זה.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.قد احتجنا لمئات من الاشخاص أن يشتروا هذا.
Bunu yüzlerce insanın almasına ihtiyacımız vardı.そうでないと 市場に出せないから
Bu oyunu, ekranda aynı anda binlerce asker ve tank ile yüzlerce uçağın savaştığı Total War'a benzettik.화면에서 수천 명의 군인과 전차, 수백 대의 비행기가 동시에 전투를 벌이는 '토털 워(Total War)'처럼 보이게 만들었어요
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.A pastilha elástica foi mastigada pela pop star Britney Spears e vendida por várias centenas de dólares.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.A rágót Britney Spears popsztár rágta, több száz dollárért vették meg.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.De kauwgum werd gekauwd door popster Britney Spears en verkocht voor een paar honderd dollar.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Der Kaugummi wurde von Popstar Britney Spears gekaut und für mehrere Hundert Dollar verkauft.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.El chicle fue masticado por la estrella pop Britney Spears y se vendió en varios cientos de dólares.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Guma a fost mestecată de pop starul Britney Spears. și vândută la câteva sute de dolari.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Guma była żuta przez gwiazdę muzyki pop Britney Spears i sprzedana za kilka tysięcy dolarów.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.풍선껌은 팝 스타인 브리트니 스피어스가 씹었던 것입니다 그리고 수백달러에 팔렸습니다
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.La gomma, masticata dalla pop star Britney Spears, fu venduta per parecchie centinaia di dollari.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Le chewing-gum a été mâché par la pop star Britney Spears et vendu pour plusieurs centaines de dollars.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Permen karet yang dikunyah oleh Britney Spears dijual beberapa ratus dolar.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Purkka on Britney Spearsin jauhama ja sen hinta oli useita satoja dollareita.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Tuggummit hade tuggats av popstjärnan Britney Spears och såldes för flera hundra dollar.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Tyggegummiet blev gennemtygget af popstjernen Britney Spears og solgt for adskillige hundrede dollars.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Žuvačka, ktorú žula popová hviezda Britney Spears, sa predala za niekoľko stoviek dolárov.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Žvečilni gumi je prežvečila pop zvezda Britney Spears, prodan pa je bil za več sto dolarjev.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Žvýkačku žvýkala popová hvězda Britney Spears a byla prodána za několik stovek dolarů.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Η τσίχλα μασήθηκε από την ποπ τραγουδίστρια Μπρίτνεϊ Σπίαρς και πουλήθηκε για εκατοντάδες δολάρια.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Дъвката била дъвчена от поп звездата Бритни Спиърс и била продадена за няколко стотин долара.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Жевательная резинка была пожевана поп-звездой Бритни Спирс и была продана за несколько сотен долларов.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.Жувальну гумку жувала попзірка Брітні Спірс і цю жуйку продали за кілька сотень доларів.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.המסטיק נלעס על-ידיי כוכבת הפופ בריטני ספירס ונמכר עבור כמה מאות דולרים.
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.والعلكة تلك كانت قد استخدمت من قبل المغنية " بريتني سبيرز " وقد بيعت بعدة مئات من الدولارات
Bu pop yıldızı Britney Spears tarafından çiğnenmiş bir sakızdı ve yüzlerce dolara satıldı.何百ドルの値で売れました 実際 好きな人物の食べ残しには
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Come siamo arrivati a dedicare centinaia di ettari e migliaia di ore all'attesa?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?¿Cómo llegamos a esto de dedicar cientos de hectáreas y miles de horas a esperar?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Cum am ajuns să ne dedicăm sute de hectare și mii de ore așteptării?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hoe is het toch gekomen dat we zo onnoemelijk veel ruimte en tijd aan wachten besteden?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hogy jutottunk el ide, ahol több száz hektárt és több ezer órát áldozunk a várakozásra?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hvordan kom vi til det punkt hvor vi helligere hundredvis af kvadratmeter og tusindvis af timer på at vente?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?어쩌다가 우리는 수백 평과 수천 시간을 기다리는데 투자하게 되었을까요?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Wie sind wir an diesen Ort gekommen, wo wir hunderte Flure und tausende Stunden dafür opfern zu warten?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Πώς φτάσαμε στο σημείο να αφιερώνουμε εκατοντάδες στρέμματα και χιλιάδες ώρες για να περιμένουμε;
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Как мы докатились до того, что мы проводим тысячи часов в ожидании?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Как стигнахме до тук, където посвещаваме стотици декари и хиляди часове за чакане?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?איך הגענו למצב הזה שאנחנו משקיעים מאות דונמים ואלפי שעות להמתנה?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?كيف وصلنا هنا حيث نكرس مئات الأفدنة ، والآلاف من ساعات للانتظار؟
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?ただ待つことに 何平方㎞もの場所と何千もの時間を 費やしているのでしょうか? もし風邪で来院した時に
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Acest demon îți va spune sute de motive pentru care nu poți scrie:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Ce démon va vous donner des centaines de raisons pour lesquelles vous ne pouvez pas écrire :
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Con quỷ sẽ bảo bạn hàng trăm lý do tại sao bạn không thể viết:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Dat duiveltje geeft je honderden redenen waarom je niet kan schrijven:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Diabeł poda ci setki powodów, dlaczego nie potrafisz pisać:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Dieser Teufel wird Ihnen Hunderte von Gründen geben warum Sie nicht schreiben können:
İlgili Sayfalar