yüzler ile cümle

yüzler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.והם נסעו בכל רחבי אירופה ומכרו אותם באלפים, או במאות האלפים.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.التي أنتقلت كل أنحاء أوروبا وباعوا منها بالمئات أو بالآلاف.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.何百、何千という単位で売り回ったのです 煉獄から早めに抜け出せる様に
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.Dans chacune de ces villes, des centaines et des centaines d'habitants ont fait des récifs.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.Em cada uma destas cidades, os cidadãos, centenas e centenas deles, fizeram um recife.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.En cada una de estas ciudades la gente del lugar, cientos y cientos, construyeron arrecifes.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.És e nagyvárosok mindegyikében, a helyiek, lakosok százai, készítettek egy-egy korallzátonyt.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.In elk van deze steden hebben honderden lokale burgers een rif gemaakt.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.In fiecare din aceste orase, sute si sute de localnici au facut recife.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.In jeder dieser Städte machten die Einwohner, hunderte und aberhunderte von ihnen, Riffe.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.In ognuna di queste città, i cittadini, centinaia e centinaia di loro, hanno creato barriere coralline.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.이 도시들의 수많은 시민들은 산호초들을 만들었고
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.V vsakem od teh mest so meščani, na stotine ljudi, izdelali koralni greben.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.W każdym z tych miast ich mieszkańcy -- całe setki -- tworzyli rafy.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.В каждом из этих городов, местные жители, сотни жителей, сделали свой риф.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.Във всеки от тези градове местните граждани стотици и стотици хора, също оплетоха рифове.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.בכל אחת מהערים הללו, התושבים המקומיים, מאות על גבי מאות, יצרו שוניות.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.في كلٌ من هذه المدن، السكان المحليون، المئات والمئات منهم، قاموا بصنع الشعاب المرجانية.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.地元の市民が珊瑚礁を作りました 参加者は どんどん増えています
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Des dizaines, des centaines, des milliers, des millions de personnes étaient accros à ce genre de jeux.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Es gab Dutzende, Hunderte, Tausende, Millionen von Menschen, die von diesem Hobby besessen waren.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.테이블 미니 게임에 빠진 사람은 수십, 수백, 수천, 수만 명이나 되었으니까요
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Tucty, stovky, tisíce, miliony lidí byly na tomto druhu zábavy závislé.
Bu tür şeylere bağımlı onlarca, yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan vardı.Tuziny, setki, tysiące, ba — miliony ludzi nałogowo grywało w planszówki.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Această experiență m-a dus la Islamabad unde am fost martor și am întâlnit femei cu fețele arse.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Ce voyage m'a emmené à Islamabad, où j'ai vu et rencontré des femmes aux visages brûlés.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Deze reis bracht me naar Islamabad, waar ik vrouwen zag wiens gezicht eraf gesmolten was.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Esta viagem levou-me também a Islamabad, onde testemunhei e conheci mulheres desfiguradas.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Me ha llevado, este viaje, a Islamabad, donde he conocido a mujeres con los rostros derretidos.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Ta podróż zawiodła mnie do Islamabadu, gdzie poznałam kobiety o spalonych twarzach.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Αυτό το ταξίδι με πήγε μέχρι το Ισλαμαμπάντ, όπου είδα και γνώρισα γυναίκες με λιωμένα πρόσωπα.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Това пътуване ме отведе и в Исламабад, където срещнах жени с обезобразени лица.
Bu yolculuk beni İslamabad'a götürdü. Orada yüzleri erimiş kadınlar gördüm.Это путешествие привело меня в Исламабад, где я познакомилась с женщинами с расплавленными лицами.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Asta a fost calea urmată timp de sute de ani şi a fost o abordare de succes, dar... ia mult timp.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Cách này được làm trong hàng trăm năm với thành công rõ rệt, Nhưng mất nhiều thời gian.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Deze aanpak wordt al honderden jaren gevolgd met bewezen succes, maar het vraagt veel tijd.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Dieser Denkweise wurde über hunderte Jahre mit nachweisbarem Erfolg gefolgt, aber das braucht viel Zeit.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Esta abordagem tem sido aceite ao longo de centenas de anos com sucesso comprovado. Mas... Demora muito tempo.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Este ha sido el enfoque durante cientos de años y ha sido exitoso pero... lleva mucho tiempo.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Évszázadokon keresztül ezt a megközelítést alkalmazták, bizonyítottan sikerrel, de ez sok időt igényel.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.물론 이 방법은 수백년에 걸쳐 검증되었지만 시간이 너무 많이 걸립니다.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Αυτή η προσέγγιση ακολουθήθηκε επί εκατοντάδες χρόνια με αποδεδειγμένη επιτυχία, αλλά απαιτεί πολύ χρόνο.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Този подход е следван от стотици години с доказан успех, но отнема много време.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.Этим путём следовали с успехом сотни лет, но он требует много времени.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.הגישה הזאת היתה מקובלת במשך מאות שנים והיא נחלה הצלחה רבה, אך הדבר דורש זמן רב.
Bu yöntem yüzlerce yıldır kanıtlanmış bir başarıyla uygulanmaktadır, ancak uzun süre alır.この指導方式は数百年に渡って 成功を収めてきた しかし... 時間が掛かり過ぎる
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Also stellten wir es auf die Plattform "Kickstarter" und hunderte Leute kauften es bereits am ersten Tag.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Așa că l-am prezentat pe Kickstarter, și l-au cumpărat sute de oameni în prima zi.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Así que lo pusimos en Kickstarter, y el primer día lo compraron cientos de personas.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Et donc nous l'avons mis sur Kickstarter, et des centaines de personnes l'ont acheté le premier jour.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.그래서 이것을 킥스타터에 올렸고, 첫날에만 수백명의 사람들이 이것을 구매했죠.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Quindi lo abbiamo pubblicato su Kickstarter, e in centinaia lo hanno comprato già il primo giorno.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Så vi lade upp det som ett projekt på Kickstarter, och hundratals människor köpte det den första dagen.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Szóval felraktuk Kickstarter-re, és több száz ember vette meg az első napon.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Umieściliśmy to na stronie Kickstarter, setki ludzi kupiło to pierwszego dnia.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.We zetten het dus op Kickstarter en op dag 1 werd het al honderden keren verkocht.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Το βάλαμε στο Κίκστάρτερ και εκατοντάδες άτομα το αγόρασαν την πρώτη μέρα.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Мы выставили его на сайте Kickstarter, и сотни людей купили его в первый же день.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Отже ми виставили проект на вебсайт Кікстартер, і сотні людей зробили замовлення у перший день.
Bu yüzden Kickstarter'a koyduk ve ilk gününde yüzlerce insan satın aldı.Представихме идеята си онлайн на Kickstarter и стотици хора го купиха още първия ден.
İlgili Sayfalar