yüzler ile cümle
yüzler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Burası yüzler basamağı ve yuvarladığımızda bu demek oluyor ki başka bir rakam istemiyoruz. .To je tady. A když zaokrouhlujeme, znamená to, že nechceme žádné číslice, za místem stovek chceme pouze nuly.
Burası yüzler basamağı ve yuvarladığımızda bu demek oluyor ki başka bir rakam istemiyoruz. .Ось це розряд сотень, тож коли ми округлюємо, це означає, що нам не потрібні наступні цифри.
Burası yüzler basamağı ve yuvarladığımızda bu demek oluyor ki başka bir rakam istemiyoruz. .ها هي، وعندما نقرب فهذا يعني اننا لا نريد اعداداً
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Come siamo arrivati a dedicare centinaia di ettari e migliaia di ore all'attesa?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?¿Cómo llegamos a esto de dedicar cientos de hectáreas y miles de horas a esperar?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Cum am ajuns să ne dedicăm sute de hectare și mii de ore așteptării?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hoe is het toch gekomen dat we zo onnoemelijk veel ruimte en tijd aan wachten besteden?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hogy jutottunk el ide, ahol több száz hektárt és több ezer órát áldozunk a várakozásra?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Hvordan kom vi til det punkt hvor vi helligere hundredvis af kvadratmeter og tusindvis af timer på at vente?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?어쩌다가 우리는 수백 평과 수천 시간을 기다리는데 투자하게 되었을까요?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Wie sind wir an diesen Ort gekommen, wo wir hunderte Flure und tausende Stunden dafür opfern zu warten?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Πώς φτάσαμε στο σημείο να αφιερώνουμε εκατοντάδες στρέμματα και χιλιάδες ώρες για να περιμένουμε;
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Как мы докатились до того, что мы проводим тысячи часов в ожидании?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?Как стигнахме до тук, където посвещаваме стотици декари и хиляди часове за чакане?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?איך הגענו למצב הזה שאנחנו משקיעים מאות דונמים ואלפי שעות להמתנה?
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?كيف وصلنا هنا حيث نكرس مئات الأفدنة ، والآلاف من ساعات للانتظار؟
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?ただ待つことに 何平方㎞もの場所と何千もの時間を 費やしているのでしょうか? もし風邪で来院した時に
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Acest demon îți va spune sute de motive pentru care nu poți scrie:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Ce démon va vous donner des centaines de raisons pour lesquelles vous ne pouvez pas écrire :
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Con quỷ sẽ bảo bạn hàng trăm lý do tại sao bạn không thể viết:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Dat duiveltje geeft je honderden redenen waarom je niet kan schrijven:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Diabeł poda ci setki powodów, dlaczego nie potrafisz pisać:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Dieser Teufel wird Ihnen Hunderte von Gründen geben warum Sie nicht schreiben können:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Esse demónio vai dar-nos centenas de razões para nos convencer que não sabemos escrever:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Il demone vi darà centinaia di ragioni per cui non potete scrivere:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:이 악마는 글을 쓸 수 없게 만드는 수백 가지 이유 니가 글을 쓸 수 없는 수백 가지 이유들을 얘기하면서
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Y te dará cientos de razones por las que no puedes escribir:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:Цей диявол розкаже вам сотні причин, чому ви не можете писати:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:השד ימנה בפניכם מאות סיבות למה אתם לא יכולים לכתוב.
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:هذا الشرير سيخبرك بمئات الأسباب تمنعك من الكتابة:
Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir:書くことを諦めさせようとする 「みんなに笑われるよ」「下手くそだな!」
Bu sisteme dahil oluyorum, tabii bu sistemde yüzlerce, hatta binlerce diyelim başka banka da var. .Připojil jsem se k jejich síti a samozřejmě nejsem sám, ...jsou tam spousty... ...dalších bank.
Bu sisteme dahil oluyorum, tabii bu sistemde yüzlerce, hatta binlerce diyelim başka banka da var. .Отже, я приєднався до мережі і звичайно я не один в мережі, в ній є ще безліч банків.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.Cuiburile lor cu ouă de-a lungul râului care produc sute de pui. E pur și simplu o priveliște uimitoare.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.I loro nidi lungo le rive del fiume producono centinaia di piccoli. E' una scena stupenda.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.In den Nestern am Flussufer schlüpften hunderte Gaviale. Es war einfach toll.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.강변을 따라 부화하는 그들의 둥지들은 수백마리의 새끼들을 생산해냅니다. 그것은 그저 놀라운 광경이죠.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.Sus nidos incubando a lo largo de las riberas produciendo cientos de crias.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.Trứng trong tổ của chúng nở ra dọc bờ sông, hàng trăm con non đã ra đời.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.Z gniazd położonych nad brzegiem rzeki wylęgają się setki małych.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.В их гнёздах, расположенных вдоль реки, выводятся сотни детёнышей.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.Гнездата им, люпещи се край реката, от които излизат стотици люпила. Просто изумителна гледка.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.הקנים שלהם הנמצאים לאורך גדות הנהר מייצרים מאות ולדות. זה פשוט מחזה מהמם.
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.وفقست اعشاشها علي جانبي النهر واخرجت المئات منها في منظر هائل
Bu timsahlar nehir kenarlarındaki yuvalarına yumurta bırakır ve yüzlerce yavru burada yumurtadan çıkar.仔ワニが見られます 素晴らしい光景です 実はこの写真は去年のものです
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Că au călătorit în jurul Europei şi le-au vândut cu sutele şi cu miile.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Cestovali po celé Evropě a prodávali je po stovkách, tisících.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Ezeket aztán egész Európában terjesztették, és százezrével adták el őket.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Họ đã đi vòng quanh khắp Châu Âu và đã bán cả trăm cả ngàn.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Ils voyageaient dans toute l'Europe et les vendaient par centaines, par milliers.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.그들은 유럽 각지를 여행하며 수백,수천장을 팔았습니다.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Lalu mereka berkeliling Eropa dan menjual ratusan atau ribuan.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Que llevaron a través de toda Europa y vendieron por los cientos o por los miles.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Rozšírili sa po celej Európe a predávali po stovkách alebo po tisícoch.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Und sie reisten durch ganz Europa und verkauften sie zu Hunderten oder Tausenden.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Wożono je po całej Europie, i sprzedawano setkami albo i tysiącami.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Έτσι ταξίδευαν σε όλη την Ευρώπη και τα πουλούσαν κατά εκατοντάδες ή κατά χιλιάδες.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Вони розлітались по всій Європі і продавались сотнями або тисячами.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Они путешествовали по всей Европе и продавались сотнями или тысячами.
Bütün Avrupa'yı gezdiler ve bunlardan yüzlerce veya binlercesini sattılar.Те пътували из цяла Европа и продавали стотици или хиляди.
İlgili Sayfalar