yüzeyine ile cümle
yüzeyine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.ustanovil medze na povrchu vody do kruhu až potiaľ, kde končí svetlo so tmou.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.Zakrožil je mejo na površju vodá do zadnjega kraja, kjer mejita svetloba in tema.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.Περιεκυκλωσε τα υδατα με ορια, εως της συντελειας του φωτος και του σκοτους.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.Обиколил е водите с граница Дори до краищата на светлината и на тъмнината.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.Черту провел над поверхностью воды, до границ света со тьмою.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.חק חג על פני מים עד תכלית אור עם חשך׃
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.رسم حدّا على وجه المياه عند اتصال النور بالظلمة.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.在 水 面 的 周 圍 劃 出 界 限 、 直 到 光 明 黑 暗 的 交 界
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.在 水面 的 周圍劃 出 界限 、 直 到 光明 黑暗 的 交界
Suyun yüzeyine baktığımda biraz yeşil, buradaysa biraz mavi görüyorum, renkler çok yoğun vurgulanmış.Přesně, myslel si: Och, vidím stopy zelené, vidím stopy modré. Je zde jasná intenzita barev.
Suyun yüzeyine baktığımda biraz yeşil, buradaysa biraz mavi görüyorum, renkler çok yoğun vurgulanmış.Tak, Monet pomyślał: widzę plamy zieleni, plamy niebieskiego, kolory są niezwykle intensywne.
Suyun yüzeyine baktığımda biraz yeşil, buradaysa biraz mavi görüyorum, renkler çok yoğun vurgulanmış.Д-р Харріс: Так, він подумав: "Я бачу зелену пляму, я бачу синю пляму, інтенсивність кольору..."
Su yüzeyine çarpan ışık yavaşlar ve sağa doğru kırılma yapar tıpkı araba örneğindeki gibi.אז האור מסתובב שמאלה.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.A vízfelszín alatti csúcsok, a fenékhegyek.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.De toppen die niet uit het water komen zijn de zeebergen.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Die Gipfel, die nicht aus dem Wasser steigen, sind Unterwasserberge.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.물 밖으로 나오지 않는 꼭대기는 해산입니다.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Les sommets qui ne sortent pas de l'eau sont des monts sous-marins.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Los picos que no salen del agua son las montañas marinas.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Những đỉnh nằm dưới nước là các núi đáy biển.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Os cumes que não emergem da água são os montes submarinos.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Piscurile ce nu ies din apă sunt munţii subacvatici.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Puncak yang tidak muncul dari air adalah gunung bawah laut.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Szczyty, które nie wychodzą na powierzchnię, to podwodne góry.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Ty vrcholy, co nedosahují nad hladinu jsou podmořské hory.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Vrcholy, ktoré nevyčnievajú nad hladinu mora sú podmorskými horami.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Οι κορυφές που δεν βγαίνουν από το νερό είναι τα υποθαλάσσια βουνά.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Върховете, които не се показват от водата са подводните планини.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.Пики, которые не выходят на поверхность воды, называются подводными горами.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.הפסגות שלא בולטות מעל המים הן ההרים התת-מימיים.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.القمم التي لا تَخرج عن المياه هي الجبال البحرية.
Su yüzeyine çıkmamış tepeler de deniz dağlarıdır.海山が海面から出ると島になります
Su yüzeyine doğru gelen ve normalle 35 derece açı yapan bir ışık demeti alalım. -Лъч светлина.
Toprak üzerinde duruyoruz ve dünyanın yüzeyine yakın bir konumdayız.והוא עומד על איזשהו "לכלוך", קרוב לפני כדור הארץ,
Toprak üzerinde duruyoruz ve dünyanın yüzeyine yakın bir konumdayız.وتجلس على سطح متسخ وبالقرب من سطح الارض
Ve ayrıca, bu yerçekimi kuvvetini rampanın yüzeyine paralel olan bileşenine ayırabilecekmiyiz diye bakalım. -E também, outra componente que seja paralela à superfície desta rampa.
Ve ayrıca, bu yerçekimi kuvvetini rampanın yüzeyine paralel olan bileşenine ayırabilecekmiyiz diye bakalım. -וגם לרכים המקביל למשטח של הרמפה.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.A nemohu vyjádřit, jaké to bylo vidět první fotografie
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.Ich kann Ihnen nicht sagen, wie das war, die ersten Bilder der Sonde von Titans Oberfläche zu sehen.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.In ne morem vam opisati, kako je bilo, ko smo prvič videli slike
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.첫 사진에서 본 것을 말만 가지고는 이야기 할 수 없군요.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.Nie som schopná vyjadriť, aké to bolo vidieť prvé obrázky povrchu Titanu zo sondy.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.Och nu hade människor faktiskt vidrört det.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.Не бих могла да ви кажа какво беше чувството да видиш тези първи снимки от повърхността на Титан.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.Я не можу пояснити словами відчуття, яке виникло, коли ми бачили перші фото поверхні Титану з зонду.
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.ואני לא יכולה לספר לכם איך זה היה לראות את תמונות הראשונות
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.و لا أستطيع أن أخبركم كيف شعرنا عند رؤية أول الصور المأخوذة
Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam.観測機から見たタイタンの地表の写真がこれです
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Aztán kimásznak a vízből, kitörnek, mint az a kifejlett példány, amit láthatunk.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Ensuite, elles sortent de l'eau, se développent comme l'adulte que nous voyons.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.En ze klimmen het water uit en vervellen tot de volwassenen die we zien.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.우리가 보는 성충의 모습이 됩니다.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Og de klatrer ud af vandet, springer ud, som den voksne vi ser.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Rồi ra khỏi nước, lớn lên thành những con trưởng thành như ta thấy.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Sie krabbeln aus dem Wasser, schlüpfen als das erwachsene Tier, das Sie hier sehen.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Si ies din apa, devenind adultul pe care il vedeti.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Vylezú von z vody a vyletia ako dospelí, ktorých vidíme.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Y salen del agua, de repente, como el adulto que vemos.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Και βγαίνουν από το νερό, ξεφεύγουν, όπως ο ενήλικας που βλέπουμε.
Ve suyun yüzeyine doğru tırmanırlar, sudan çıkarlar bizim de gördüğümüz yetişkin haliyle.Излизат от водата и изхвърчат навън като възрастния индивид, когото виждаме.