Şimdi, r = Dünya'nın yarıçapı g = Dünya'nın yüzeyindeki yerçekim ivmesi olsun.Seja r= o raio da Terra, e g= a aceleração da gravidade na superfície da Terra.
Tüplerdeki gerilim belirli bir limite ulaşırsa, lastik gibi bükülür ve Güneş'in yüzeyinde patlar.Se a tensão nos tubos atinge um certo limite, eles se torcem e perfuram a superfície do Sol.
Su yüzeyinin hemen altında bulunurlar.Vivem na superfície da água.
Mars’ın yüzeyi Dünya’dan görünüşle, farklı albedo’su olan iki tür alana ayrılır.A superfície de Marte, vista da Terra, é dividida em dois tipos de áreas, com diferentes albedos.
Çıngırak sallandıkça koninin iç yüzeyine çarparak ses verir.Porém, se a lesão for coçada, uma crosta aparecerá na sua superfície.
Ventral yüzeyi beyazdır.A região ventral é branca.
MECA Mars yüzeyinin kimyasal analizini yapar.Manual de Análises em Oceanografia Química.
1972 - SSCB'nin insansız uzay aracı Luna 20, Ay yüzeyine indi.1972 — Pousa na Lua a nave espacial soviética não tripulada Luna 20.
Ana madde: Düzlem aynalar Yansıtıcı yüzeyi düz olan aynalardır.Isto é, subvariedade mergulhadas são exatamente as imagens de mergulhos.
Astronomide, güneşten yüzeyindeki ince bir uzantı.Supergranulação é um padrão particular na superfície do Sol.
Diğer istasyonlar yer yüzeyinin üstündedir.Duas das estações estão acima do solo.
Yüzeyin soğuk olmasına rağmen, tabanı genellikle jeotermal ısıdan dolayı daha sıcaktır.Apesar da superfície ser fria, a base de um manto de gelo é geralmente mais quente.
Dünya yüzeyine yakın noktalarda yerçekimi kuvveti yaklaşık olarak g = 9.81 m/s2 kadardır.Para a Terra tem-se que a aceleração da gravidade vale por volta de g = 9,81 m/s2.
Günümüzde bu yanardağı deniz yüzeyinden 975 m altındadır.O seu topo situa-se a cerca de 975 m abaixo da superfície do oceano.
Bir hesaplamaya göre, her yıl yaklaşık olarak 40,000 ton kozmik toz dünya yüzeyine ulaşmakta.Estima-se que cerca de 1000 toneladas de objetos cósmicos atinjam a atmosfera terrestre diariamente.
Tam tutulma, Dünya yüzeyindeki dar bir koridorda gözlenebilir.A posição de controle total sobre a Terra que se encontra em algum lugar no espaço exterior.
Şeker seviyesi sıvının yüzeyinin ulaştığı noktayı okuyarak tespit edilir.A leitura é realizada observando em que marca da gradação fica posicionada a superfície do líquido.
Toprak yüzeyi veya bodur bitki üzerinde yaşarlar.Caso contrário, sobrevivem no solo ou em restos de plantas.
Yüzeyin açık veya koyu görünmesi sadece birim yüzey üzerine düşen ışık akısına bağlı değildir.A reflexão difusa dos sólidos não se deve somente à rugosidade da superfície.
Ardından da ekibin asteroid yüzeyine inerek araştırma yapması sağlanacaktı.Relata o que passaria se um astronauta se lançasse desde a sua superfície.
Bu sebeple, meromorf fonksiyon fikri her Riemann yüzeyi için de tanımlanabilir.Hierdoor kan de notie van een meromorfe functie voor elke riemann-oppervlak worden gedefinieerd.
1997 - NASA'nın gönderdiği Pathfinder adlı araştırma robotu Mars'ın yüzeyine indi.1997 - NASA's Mars Pathfinder ruimtesonde landt op Mars.
Su yüzeyinin hemen altında bulunurlar.Wordt onder het wateroppervlak gevist.
Mount Augustus, Dünya yüzeyindeki en büyük monolit.Mount Augustus is de grootste monoliet ter wereld.
Buharlaşma su yüzeyinden meydana gelir.Incidenteel is het water afkomstig van oppervlaktewater.
1965 - Sovyet uzay aracı "Luna 5", Ay yüzeyine çarptı.1965 - Het onbemande Sovjet ruimtevaartuig Loenik 5 stort neer op de maan.
Her birinin iki yüzeyi ve dört köşesi vardır.Het heeft twee oppervlaktes en vier grenzen.
Merkür'ün yüzeyi aşırı derecede kraterlidir ve görünüm olarak Ay'a benzer.Het oppervlak van Mercurius is met inslagkraters bezaaid en lijkt veel op dat van de maan.
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Dat is nodig omdat ze om de paar minuten boven water moeten komen om te ademen.
Yüzeyinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır.Ook zou er mogelijk een oceaan van vloeibaar water onder het oppervlak liggen.
1972 - SSCB'nin insansız uzay aracı Luna 20, Ay yüzeyine indi.1972 - Het Russische onbemande ruimtevaartuig Loena 20 landt op de Maan.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
Yüzeyi son 4 milyar yılda hiç değişmemiştir.Het blijkt dat deze verhouding de afgelopen 7 miljard jaar niet is veranderd.
Riemann yüzeyini düşünün; açık birim disk bu nedenle karmaşık düzlemlerden farklıdır.Als een Riemann-oppervlak beschouwd verschilt de open-eenheidsschijf daarom van het complexe vlak.
Takımyıldız için Tüm astronotlar Ay yüzeyine gitmek zorundaydı.Alle Surveyors zijn op de Maan achtergebleven.
Suyun yüzeyine yakın olarak dalsalar da, 60 metre derinliğe kadar dalabilirler.Om hun prooi te vangen in de zee, kunnen ze tot 60 meter diep duiken.
Yalnızca rahatsız edildiklerinde yüzeyin altına dalarlar.Ze openen zich alleen als ze onder water zijn.
Yüzeyi pek çok uzay aracına evsahipliği yapmıştır.De ruimtevaart drong in veel geledingen van de maatschappij door.
Yüzeyin büyük bölümü kar ve buzullarla kaplıdır.Het bovenste deel ervan is in goede conditie en met sneeuw bedekt.
Bu yüzden Merkürün yüzeyindeki yerçekimi Mars’ınkinden daha fazladır.Daardoor is de zwaartekracht aan het oppervlak op Mercurius iets groter dan op Mars.
Bir hesaplamaya göre, her yıl yaklaşık olarak 40,000 ton kozmik toz dünya yüzeyine ulaşmakta.Elke dag daalt ongeveer 40 ton van dit stof op de aarde neer.
Kaynak vücut civarında ya da deri yüzeyinde olabilir.Dit kan zowel binnen het lichaam zijn als op en vlak onder de huid.
Dünya yüzeyinin yaklaşık %6'sı cangıl olarak sınıflandırılabilir.Ongeveer 1/3 van het oppervlak van de Aarde kan als periglaciaal worden aanschouwd.
Sessiz güneş solar yüzeyin geri kalanını oluşturur.Aartsengelen bewaken de rest van de schepping.
Denizler Dünya yüzeyinin % 70'ini kaplamaktadır.Water bedekt 71% van het aardoppervlak.
Bu buzlar tekrar donduğunda uyduların yüzeyinde izler bırakırlar.Nadat een gletsjer zich heeft teruggetrokken, blijven deze krassen te zien in de rotsbodem.
Bunlar temel olarak iki paralel şeride ayrılabilirler: Kıyı yüzeyi ve sahil.Het park wordt onderverdeeld in twee delen, het landoppervlak en een wateroppervlak.
Popol Vuh'da Xibalba, Dünya yüzeyinin altında bulunan bir mekân olarak tarif edilir.Xibalba została opisana w Popol Vuh jako miejsce położone pod powierzchnią Ziemi.
Mars’ın yüzeyi Dünya’dan görünüşle, farklı albedo’su olan iki tür alana ayrılır.Powierzchnia Marsa widziana z Ziemi dzieli się na dwa rodzaje obszarów o różnym albedo (jasności).
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.Powierzchnia walca odgrywa istotną rolę w korespondencji AdS/CFT.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Lądowanie na Księżycu pierwszych ludzi w roku 1969 uznaje się za moment kulminacyjny kosmicznego wyścigu.
Maddenin yüzeyinden elektronların kaçışı.Ucieczka elektronów z ciała.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Wielu kontrowersji dostarczyła dyskusja nad tym, czy powierzchnia Księżyca wciąż podlega zmianom.
Su yüzeyinin hemen altında bulunurlar.Leży w tej chwili płytko pod powierzchnią wody.
Korona'nın Güneş yüzeyine yakın olan alt katmanlarının parçacık yoğunluğu 1014–1016 m−3'dur.Niska korona, bliżej powierzchni Słońca, ma gęstość cząstek około 1015-10 16 m−3.
Diğer istasyonlar yer yüzeyinin üstündedir.Stacja znajduje się powyżej poziomu gruntu.
Mount Augustus, Dünya yüzeyindeki en büyük monolit.Mount Augustus – największy skalny monolit świata.
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.Pożądane białka są następnie wymywane przez dodatek nadmiaru ligandu bądź przez zmianę stężenia soli lub pH.
Renk yuvarı, geçiş bölgesi ve korona Güneş'in yüzeyinden daha sıcaktır.Chromosfera, warstwa przejściowa i korona są znacznie gorętsze niż powierzchnia Słońca.
Bulut, Güneş yüzeyiyle aynı sıcaklığa (6.000 °C) sahiptir.Temperatura obłoku wynosi około 6000 °C, czyli jest porównywalna z temperaturą powierzchni Słońca.