Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.You're not a child anymore so cut it out!
O bizim sorunlara ilgisiz görünüyordu, bu yüzden ondan yardım istemeyi durdurduk.She seemed uninterested in our problems, so we stopped asking her for help.
Bu tren kalabalık, bu yüzden bir sonrakine binelim.This train is crowded, so let's take the next one.
Bu yüzden, başlamalı mıyız?So, should we get going?
Tom ıspanak sevmiyor, bu yüzden o hiç yemedi.Tom doesn't like spinach, so he didn't eat any.
Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım.That's why I was disappointed.
Yüzden fazla insan hâlâ kayıp.More than a hundred people are still missing.
Dışarısı soğuk, bu yüzden o, odanın içine geldi.It's cold outside, so he came inside the room.
Tom'la hiçbir ortak yanım yok bu yüzden ne hakkında konuşacağımı bilmiyorum.I have nothing in common with Tom so I don't know what to talk about.
Proje yakında başlayacak, bu yüzden dikkat et.The project will start soon, so watch out for it.
Ben eğlenmiyordum, bu yüzden eve erken gittim.I wasn't having fun, so I went home early.
Başka insanların şeylerine ihtiyacım yok, bu yüzden onları satarım!I don't need other people's things, so I sell them!
Ben işi terk ediyorum, bu yüzden başka bir gün konuşalım.I am leaving work, so let's talk another day.
Kupada bir çatlak var bu yüzden içindekiler sızıyor.There's a crack in the cup so the contents are leaking.
Araba bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldık.The car broke down, so we had to walk.
Ben bilmiyordum, bu yüzden beni azarlama.I didn't know, so don't chew me out.
Bilmiyordum, bu yüzden üstüme gelme.I didn't know, so don't give me a hard time.
Ben bilmiyordum, bu yüzden beni paylama.I didn't know, so don't tell me off.
Sıkıldım ve bu yüzden şehrin etrafında gezindim.I got bored, that's why I wandered around the city.
O hasta gibi davrandı bu yüzden okula gitmek zorunda kalmadı.He pretended to be sick so he didn't have to go to school.
Evde yüzden daha fazla kitabımız var.We have more than a hundred books at home.
Biz kötü hava olduğunu duyduk, bu yüzden geziyi iptal etmeye karar verdik.We heard it was bad weather, so we decided to cancel the trip.
Tom hastaymış gibi davrandı, bu yüzden okula gitmek zorunda kalmadı.Tom pretended to be sick, so he wouldn't have to go to school.
Biraz para kazanmak istedim, bu yüzden haftada üç gün yarı zamanlı çalıştım.I wanted to earn some money, so I worked part time three days a week.
İşimi korumak istedim, bu yüzden patronun yapmamı söylediği şeyi yaptım.I wanted to keep my job, so I did what the boss told me to do.
Tom'a şahsen söylemek istiyordum, bu yüzden onun evine gittim.I wanted to tell Tom in person, so I drove over to his house.
Ben çok sıcak giyinmiştim, bu yüzden bir şey çıkarmak için geri geldim.I was very warmly dressed, so I came back to take something off.
Tom nota okuyamıyor, bu yüzden notasız piyano çalıyor.Tom can't read music, so he plays the piano by ear.
Ben o zaman ofiste değildim, bu yüzden ne olduğunu bilmiyorum.I wasn't in the office then, so I don't know what happened.
O yoksul büyüdü, bu yüzden yoksunluğa alışkın.He grew up poor, so he's used to deprivation.
Ben sporu severim ve bu yüzden senin de sevmen gerekir.I love sports, and so should you.
Denememi yazmak için sınırlı zamanım vardı, bu yüzden zaman zaman kestirmeden gittim.I had limited time to write my essay, so I cut corners here and there.
Aptal gibi görünmeyi istemedim, bu yüzden, ne olup bittiğini biliyormuşum gibi davrandım.I didn't want to look stupid, so, I pretended like I knew what was going on.
Bu yüzdenTherefore?
O diyabetik, bu yüzden onun kan şekeri zaten bozuktu.She's diabetic, so her blood sugar was already out of whack.
Bu yüzden önem veriyorum.That's why I care.
Bu yüzden istifa ettim.That's why I quit.
Bu senin için yararlı, bu yüzden lütfen bunu ye.It's good for you, so please eat it.
Bugün muhtemelen yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It's likely to rain today, so you'd better take your umbrella.
Tom günde yüzden fazla mesaj gönderiyor.Tom sends more than a hundred text messages a day.
Mary günde yüzden fazla mesaj gönderiyor.Mary sends more than a hundred text messages per day.
Tom bu yüzden söylemiş olabilir.Tom may have said so.
Kitap acele ile yazılmış, bu yüzden hatalarla dolu.The book was written in a hurry, so it is riddled with errors.
Tom bu yüzden terk etti.That's why Tom left.
Hayat kısa, bu yüzden ben piton kullanırım.Life is short, so I use Python.
Her şey düzelecek bu yüzden endişelenmenize gerek yok.Everything is going to be okay so there's no need to worry.
Yapacak başka bir şeyim yoktu bu yüzden bir işe yarayacağımı düşündüm.I didn't have anything else to do so I thought I'd make myself useful.
Ona bir kılıç ver bu yüzden o öldürülmeyecek.Give him a sword so he won't be killed.
Aynısını benim için yapacağını biliyorum, bu yüzden ondan bahsetme.I know you'd do the same for me, so don't mention it.
Tom bankadan bir kredi çekti, bu yüzden bir ev satın alabildi.Tom took out a loan from the bank, so he could buy a house.
Bir molaya ihtiyacım vardı, o yüzden bir mola aldım.I needed a break, so I took one.
Onun satın alacak başka bir şeyi yoktu, bu yüzden mağazadan çıktı.She didn't have anything else to buy, so she left the store.
O yüzden mi ziyaret etmek istiyorsun?Is that why you want to come over?
Bu yüzden üniversitedesin.That's why you're in college.
Bu yüzden Tom'un başı belada.This is why Tom is in trouble.
Bu yüzden ona karşı çıkıyoruz.That's why we oppose it.
Bu yüzden Tom'u davet ettim.That's why I invited Tom.
Bu yüzden Tom dava açıyor.That's why Tom is suing.
Bu yüzden onu yazdım.That's why I wrote it.
Yorgundum, bu yüzden bir şey yapmak istemedim.I was tired, that's why I didn't want to do anything.