Ana içeriğe geç
Sözlük

yüzde ile cümle

yüzde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tercihinizi bilmiyorum, bu yüzden lütfen buyurun.I don't know your preference, so please help yourself.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
Geç kaldım, bu yüzden 501 sayılı uçuşu kaçırdım.I was late, so I missed flight 501.
Öğrencilerin yüzde 40'tan azı üniversiteye devam ediyor.No less than 40 percent of students go on to university.
Her iki şişeyi içemedim, bu yüzden birini sana bıraktım.I couldn't drink both bottles, so I left one for you.
Fiyatlar yüzde 20 ila 40 oranında azalmıştır.Prices have been reduced by 20 to 40 percent.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
Öğretim 1 Nisan 2001 itibariyle yaklaşık yüzde on artırılacaktır.Tuition will be raised by nearly ten percent as of April 1, 2001.
Erkek kardeşimin bir bursta gözü var bu yüzden üniversiteye gidebilir.My brother has his eye on a scholarship so he can go to college.
Kardeşim kullanılmış bir araba satın aldı, bu yüzden çok pahalı değildi.My brother bought a used car, so it was not very expensive.
Bir köpek sadık bir hayvandır, bu yüzden insan dostu olduğu söylenir.A dog is a faithful animal, so it is said to be a friend of man.
Göl donmuştu, bu yüzden biz buz üzerinde yürüdük.The lake was frozen, so we walked across the ice.
Çelik sıkıntısına rağmen, sanayi üretimi yüzde beş arttı.Despite a shortage of steel, industrial output has increased by five percent.
Bu yüzden zorbalıkla hareket ediyorsun.So you are acting high-handedly.
Şimdiki evimiz çok küçük, bu yüzden taşınmaya karar verdi.Our current house is too small, so we decided to move.
Şimdi çalışıyorum, bu yüzden seni daha sonra arayacağım.I'm at work now, so I'll call you later.
Mantar şu an mevsiminde; o yüzden ucuz.Mushrooms are in season now, so they are cheap.
Şimdi mantar mevsimi, bu yüzden ucuz.Mushrooms are in season now, so they are cheap.
Bugün ara sıra yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It will rain on and off today, so you'd better take your umbrella.
Bugün hava soğuk bu yüzden ceketini düğmele.It's cold today so button your coat.
Bugün bizim yıldönümü kutlamamız bu yüzden bunu özel bir akşam yemeği yapalım.Today is our anniversary so let's make this a special dinner.
Bugün sıcak bu yüzden okyanusta yüzebiliriz.Today is hot so we can swim in the ocean.
Bugün hava sıcak bu yüzden denizde yüzebilirsin.It's warm today so you can swim in the sea.
Bugün yorgundum, o yüzden erkenden yatmaya gittim.I was tired today so I went to bed early.
İş hataları bu yıl yüzde on'a düştü.Business failures are down 10% this year.
Son treni kaçırdım, bu yüzden eve kadar bütün yolu yürümek zorunda kaldım.I missed the last train, so I had to walk all the way home.
Karım dışarıda yemeyi sever ve bu yüzden yemek pişirmek zorunda değildir.My wife likes to eat out and so she doesn't have to cook.
Dün gece fazla uyuyamadım bu yüzden bütün gün işte uyukluyordum.I didn't get much sleep last night so I was nodding off all day at work.
Dün bütün gün yağmur yağdı, bu yüzden evde kaldım.It rained all day long yesterday, so I stayed home.
Dün gece hava çok soğuktu, bu yüzden dışarıya çıkmadık, evde kaldık.It was very cold last night, so we didn't go outside, but stayed indoors.
Dağlara çıkacağız, bu yüzden neden bizimle gelmiyorsun?We're going up into the mountains, so why don't you come with us?
Biz işi bitirdik, bu yüzden eve gidebiliriz.We've finished the work, so we may as well go home.
Yönetici dışarıdaydı, bu yüzden onun sekreterine bir mesaj bıraktım.The manager was out, so I left a message with his secretary.
Çok yorgunduk, bu yüzden evde kaldık.We were very tired, so that we stayed home.
Biz trafikte yarım saat kadar durdurulduk ve bu yüzden geç vardık.We were held up for half an hour in the traffic and so we arrived late.
Biz bir mermi tarafından vurulabileceğimizden korkuyorduk, bu yüzden aşağıya koştuk.We were afraid that we might be hit by a bullet, so we ran downstairs.
Annem çok yorgundu bu yüzden erkenden uyumaya gitti.My mother was so tired that she went to bed early.
Elimden geldiğince çok çalıştım bu yüzden başarısız olmadım.I worked as hard as I could so I didn't fail.
Ben yüzde yüz hatalı değilim.I'm not a hundred percent wrong.
Bu raketi yüzde 20 indirimli aldım.I bought this racket at a 20 percent discount.
Bu bilgiyi başkasından aldım, bu yüzden hatalı olabilirim.I got this information second hand, so I may be wrong.
Bütün gün çok çalıştım bu yüzden çok yorgundum.I worked hard all day, so I was very tired.
Bütün gün çalıştım, bu yüzden çok yorgunum.I've worked all day, so that I am very tired.
Gözlüğümü kırmıştım, bu yüzden tahtayı göremedim.I had broken my glasses, so that I couldn't see the blackboard.
Çayı sevmiyorum, bu yüzden kahvaltı için genellikle kahve içerim.I do not like tea, so I generally drink coffee for breakfast.
Bu dönem çok az çalıştım, bu yüzden gelecek dönem çok çalışacağım.I have hardly studied this term, so I'm going to study hard next term.
Cüzdanımı kaybetmiştim, bu yüzden kaseti satın alamadım.I had lost my purse, so I couldn't buy the cassette.
Saatimi kaybettim, bu yüzden bir tane almak zorundayım.I lost my watch, so I have to buy one.
Amcama saygı duyuyorum, bu yüzden ilk oğluma John adını verdim.I respect my uncle, so I named my first son John after him.
Ben fakir bir denizciyim, bu yüzden tekneyle gezmekten hoşlanmıyorum.I am a poor sailor, so I don't like to travel by boat.
Çok yorgundum, bu yüzden yatmaya erken gittim.I was very tired, so I went to bed early.
Yorgundum bu yüzden gitmedim.I was tired, so I didn't go.
Ben iyi bir yön duyusuna sahibim, bu yüzden kaybolmam.I have a good sense of direction, so I don't get lost.
Geçerli bir vizem vardı, bu yüzden ülkeye girmeme izin verildi.I had a valid visa, so I was allowed to enter the country.
Ben kalktım bu yüzden yaşlı bir adam koltuğuma oturabildi.I got up so an old man could sit in my seat.
Çok vaktim yok, bu yüzden bir fast-food restorana uğrayacağım.I don't have much time, so I'm going to drop in at a fast-food restaurant.
Çok zamanım yoktu bu yüzden makaleye sadece göz gezdirdim.I didn't have much time so I just skimmed through the article.
Zamanımız bitti, bu yüzden sunumumuzu kısa kesmek zorunda kaldık.We ran out of time, so we had to cut our presentation short.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Biz zamanında orada olmak zorundayız, bu yüzden yarın beni bekletme.We have to be there on time, so don't stand me up tomorrow!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod