Ana içeriğe geç
Sözlük

yüzde ile cümle

yüzde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu yüzden Tom'un başı belada.This is why Tom is in trouble.
Bu yüzden ona karşı çıkıyoruz.That's why we oppose it.
Bu yüzden Tom'u davet ettim.That's why I invited Tom.
Bu yüzden Tom dava açıyor.That's why Tom is suing.
Bu yüzden onu yazdım.That's why I wrote it.
Yorgundum, bu yüzden bir şey yapmak istemedim.I was tired, that's why I didn't want to do anything.
Onlar bu yolun yüzeyini düzleştirdiler, bu yüzden o şimdi çok daha güvenli.They've evened out the surface of this road, so it is a lot safer now.
Babası savaşta öldü, bu yüzden tek ebeveynli bir ailede büyüdü.His father died in the war, so he grew up in a single-parent family.
Umurumda değil, bu yüzden bana bildirme.I don't care so don't inform me.
Onun şeker hastalığı var ve bu yüzden onlar onun ayaklarımı kestiler.She has diabetes and so they chopped off her feet.
Avukatlarımızın yüzde doksanı insanlarımızın yüzde 10'una hizmet ediyor.Ninety percent of our lawyers serve 10 percent of our people.
Şarkı söylemek istemedim ama Tom söylememi istedi, bu yüzden söyledim.I didn't want to sing, but Tom asked me to, so I did.
O şarkıyı söylemeyecektim ama Tom söylememi istedi, bu yüzden söyledim.I wasn't going to sing that song, but Tom asked me to, so I did.
Tom ikinci ayetin sözlerini unuttu, bu yüzden ilk ayeti tekrar seslendirdi.Tom forgot the words to the second verse, so he sang the first verse again.
Bu yüzden itiraf ettim.That was why I confessed.
Bunu yapamam, o yüzden lütfen denememi rica etme.I can't do this, so please don't ask me to try.
Ananastan hoşlandığını söylediğini duydum, bu yüzden sana bir tane aldım.I heard you say you liked pineapples, so I bought you one.
Bu yüzden seni davet ettim.That's why I've asked you over.
Tom bulaşıkları yıkayacağını söyledi, bu yüzden senin yıkamana gerek yok.Tom said he'd wash the dishes, so you don't have to.
Biz henüz yüzde yüz hazır değiliz.We're not one hundred percent ready yet.
Tom onu yapacağını söyledi, o yüzden yapmak zorunda değilsin.Tom said he'd do that, so you don't have to.
Tom bu yüzden Mary'den hoşlanmıyor.That's why Tom doesn't like Mary.
Tom, Mary'nin arabayı kullanmasını istedi. Bu yüzden uyuyabildi.Tom wanted Mary to drive, so he could sleep.
Buna tekrar ihtiyacım olabilir, bu yüzden onu atmayın.I might need this again, so don't throw it away.
Ben bu şirkete katkıda bulundum bu yüzden beni kovamazsın..I contributed to this company,so you are not dismiss me
Kira gerçekten ucuz, bu yüzden şikayet etmiyorum.The rent is really cheap, so I'm not complaining.
Tüm sürücülerin yüzde doksanı, ortalamanın üzerinde olduklarını düşünür.Ninety percent of all drivers think they're above average.
Her şeyin yüzde doksanı saçmalık.Ninety percent of everything is crap.
Fadıl hiç Arapça konuşamıyordu, bu yüzden Türkçe konuştu.Fadil couldn't speak any Arabic, so he spoke in Turkish.
Boston'da iş bulamadım, bu yüzden eve döndüm.I couldn't find work in Boston, so I came back home.
Hiç tren yoktu, bu yüzden başından beri yürümek zorundaydık.There weren't any trains, so we had to walk the whole time.
Bugün yeni bir çift ayakkabı giyiyorum, bu yüzden çok fazla yürümek istemiyorum.I'm wearing a new pair of shoes today, so I don't want to walk too far.
Yeni ayakkabılar giyiyorum, bu yüzden bugün fazla uzağa yürümek istemiyorum.I'm wearing new shoes, so I don't want to walk too far today.
O kitap sıkıcıydı, bu yüzden okumayı yarıda kestim.That book was boring, so I stopped reading halfway through.
Yağmur yağıyor, bu yüzden burada kalıyorum.It's raining, so I'm staying here.
Arabaları sevmem, bu yüzden hep bisiklet kullanırım.I don't like cars, so I always ride a bike.
İngilizce kelimelerin yüzde sekseni diğer dillerden geliyor.Eighty percent of English words come from other languages.
O donuyordu, bu yüzden soğuktan titredi.He was freezing, so he shivered with cold.
Fransızların yüzde seksen beşi ev sahibidir.Fifty-eight percent of the French are homeowners.
Bunu sadece bir kez söyleyeceğim, bu yüzden dikkatlice dinle.I will only say it once, so listen carefully.
Bunu sadece bir kez söyleyeceğim, bu yüzden dikkatle dinle.I will only say this once, so listen carefully.
Sami bu yüzden kendi canını aldı.That's why Sami took his own life.
Sami bu yüzden kendi canına kıydı.That's why Sami took his own life.
Bu yüzden artık kalmak istemiyorum.That's why I don't want to stay any longer.
O yüzden Tom intihar etti.That's why Tom took his own life.
1895'te Meksika nüfusunun yüzde 5'inden fazlası hala Nahuatl konuşuyordu.In 1895, more than 5 percent of the population of Mexico still spoke Nahuatl.
Solağım ve bu yüzden sol elimle yazıyorum.I'm left-handed, and so I write with my left hand.
Bu yüzden mi benden buraya gelmemi istedin?Is this why you asked me to come here?
O yüzden mi buraya gelmemi istedin?Is that why you asked me to come here?
Eve gitmek istiyorum, bu yüzden ağlıyorum.I want to go home and that's why I'm crying.
Eylemlerimizin yüzde seksenini bilinçsizce gerçekleştiririz.We perform eighty percent of our actions unconsciously.
Tom'un baş ağrısı vardı, bu yüzden birkaç aspirin aldı.Tom had a headache so he took a couple of aspirin.
Bu yüzden sana karşı intikam almak için bir yol bulacağım.So I will find a way to take revenge against you.
Sanırım bu yüzden Tom'dan hoşlanmıyorum.I think that's why I don't like Tom.
Sanırım Tom bu yüzden onu yapmak istedi.I think that's why Tom wanted to do that.
Sanırım Tom bu yüzden bunu yapmak istemedi.I think that's why Tom didn't want to do that.
Bu yüzden Tom intihar etti.That's why Tom committed suicide.
Bu yüzden Tom'un intihar ettiğini düşünüyoruz.That's why we think Tom committed suicide.
Bu yüzden Tom kendini öldürdü.That's why Tom killed himself.
Bu yüzden Tom'un kendini öldürdüğünü düşünüyoruz.That's why we think Tom killed himself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod