Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Medallions may be worth hundreds of thousands of dollars.
Şimdi ise, birkaç yüzbin kuruluş var.There are now a couple of hundred thousand.
Ve çevirimiçi olup bu oyunu oynamaya başlayan tam anlamıyla yüzbinlerce kişi var.And it's literally, hundreds of thousands of people came online and started playing it.
Yüzbinlerce yıl boyunca şunu öğrendik ki kuşlar ötüyorsa, her şey güvendedir.Over hundreds of thousands of years we've learned that when the birds are singing, things are safe.
Onu yüzbin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.We sent him to a hundred thousand men or more,
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.We sent him to a hundred thousand men or more,
Onu yüzbin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.We sent him to a hundred thousand men or more,
Biz onu yüzbin veya daha çok kişiye gönderdik.We sent him to a hundred thousand men or more,
Sonuç olarak turistler, her yıl yüzbinlerce, hatta milyonlarca avro kaybediyorlar.As a result, tourists lose hundreds of thousands and even millions of euros yearly.
Bundan sonra yüzbinlerce Türk Balkanlar'da ve Kosova'da da yaşamaya başladı.After that, hundreds of thousands of Turks started living in the Balkans and Kosovo as well.
Dağlarda 6 bin terörist ve yüzbinlerce taraftar var."There are 6,000 [guerrillas] in the mountains, and hundreds of thousands of followers."
Söz konusu tedbir, yüzbinlerce insanın nakit para çekmesini önleyecek.The measure will prevent hundreds of thousands of people from withdrawing cash.
Jon, Rayder'ın yüzbinlerce asker ile Duvar'a doğru yol aldığını öğrenir.Jon erfährt, dass Manke bereits mit zehntausenden Kämpfern auf dem Weg zur Mauer ist.
Oluşmakta olan bir yıldız varlığının ilk birkaç yüzbin yılında genellikle ek disk tarafından çevrelenir.Junge Sterne sind in ihren ersten hunderttausend Jahren oft von einer Akkretionsscheibe umgeben.
Kukës, 1999 Kosova Savaşı sırasında yüzbinlerce Kosovalı mülteciyi kabul etmesiyle tanınmıştır.In Čegrane wurden 1999 während des Kosovokriegs 50.000 Flüchtlinge aus dem Kosovo untergebracht.
Zaten eğer böyle olsaydı kitaplıkların yüzbinlerce yazma eser ile dolu olması gerekirdi.Une fois ces bases établies, reste à compléter le dispositif par l’érection de milliers d’ouvrages bétonnés.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Este tipo de sistemas puede costar de decenas a cientos de dólares por mes para acceder.
Bu yeni keşfedilmiş yıldız kümeleri yüzbinlerce yıldız içerir.Así demostró que el interior de las estrellas debe encontrarse a millones de grados.
Plakları yüzbinlerce sattı.Se venden cientos de miles de discos.
"Yüzbinleri ağlatan gol"."Las montañas que lloran".
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Стоимость таких игр может достигать десятков тысяч долларов.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.اما المسجلات الأكثر تعقيدا قد تبلغ تكلفتها مئات أو آلاف من الدولارات.
1391-1492 yılları arasında Katolik İspanya’sında zorla Hıristiyanlaştırılan yüzbinlerce Yahudi vardı.يعيش بين 139-144 مليون مسيحي في العالم الإسلامي.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Os outros alcançam até centenas de dólares.
Jon, Rayder'ın yüzbinlerce asker ile Duvar'a doğru yol aldığını öğrenir.Jon descobre que Rayder já está se movimentando contra a Muralha com milhares de guerreiros.
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.Centenas de milhares de pessoas também morreram nos Países Baixos, França, Bélgica, Iugoslávia e Grécia.
Binlerce eylemci polis ateşiyle öldü ya da yaralandı, ve yüzbinlerce eylemci tutuklandı.Duizenden werden gedood of raakten gewond door politiekogels en honderdduizenden werden gearresteerd.
Kukës, 1999 Kosova Savaşı sırasında yüzbinlerce Kosovalı mülteciyi kabul etmesiyle tanınmıştır.W 1999 roku, podczas wojny w Kosowie, w Durrës znalazło schronienie ponad 100 tys. uciekinierów.
Grubun fan kulübü "the Kiss Army"'nin yüzbinden fazla üyesi vardı.Bandets fanklubb, Kiss Army, hade över en miljoner medlemmar.
Binlerce eylemci polis ateşiyle öldü ya da yaralandı, ve yüzbinlerce eylemci tutuklandı.Tusentals frihetskämpar dödades eller skadades av polisens eld och hundratusentals arresterades.
Irak Savaşı yüzbinlerce Iraklının ve binlerce Amerikalı askerin ölümüne neden oldu.Det 1 000:e dödsfallet bland de amerikanska soldaterna i Irak inträffar.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Цінність таких ігор може досягати десятків тисяч доларів.
Yüzbinlerce metal ve kömür işçisi grevlere çıktı.Zamrzlo také uhlí a koks ve stovkách železničních nákladních vozů.
Jon, Rayder'ın yüzbinlerce asker ile Duvar'a doğru yol aldığını öğrenir.Jon află că Rayder se îndreaptă deja spre Zid cu o armată de zeci de mii de luptători.
Başkanlık Sarayının etrafında Chávez yanlısı gösterilerde yüzbinlerce kişi katılır.S-au numărat aproape 7000 de portocali în grădina castelului.
Yüzbinlerin ağzında coşkulu bir yakarışın hasretini çektiği daha iyi bir çağ Gelmesi lazım, gelecek.Még jőni kell, még jőni fog Egy jobb kor, mely után Buzgó imádság epedez Százezrek ajakán.
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.Hundretusener døde også i Nederland, Frankrike, Belgia, Jugoslavia og Hellas.
Kahire'deki cenaze törenine yüzbinin üzerinde kişi katıldı.Millioner av mennesker i Kairos gater fulgte begravelsen.
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.Ratusan ribu umat Yahudi juga tewas di Belanda, Prancis, Belgia, Yugoslavia dan Yunani.
"Yüzbinleri ağlatan gol".Sesuatu yang membuat Baung menangis.
Her yıl, yüzbinlerce turist, bu kiliseyi ziyaret etmektedir...10 juta turis mengunjungi kepulauan ini setiap tahun.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Giá trị của mỗi túi quà tặng này có thể lên đến hàng chục nghìn đô la.
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.Hàng trăm ngàn người khác bị giết ở Hà Lan, Pháp, Bỉ, Nam Tư và Hi Lạp.
Oluşmakta olan bir yıldız varlığının ilk birkaç yüzbin yılında genellikle ek disk tarafından çevrelenir.一般に恒星が誕生した直後の数十万年は恒星の周囲に降着円盤が存在することが多い。
Panzer kuvvetleri yüzbinlerce Sovyet askerini çembere aldı.数百輌がソ連軍に配備された。
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.数以万計的犹太人死在了荷兰、法国、比利时、南斯拉夫、希腊。
Her yıl, yüzbinlerce turist, bu kiliseyi ziyaret etmektedir...매일 2만여 명의 관광객이 이 성당을 찾는다.
Bu istisna dışında yüzbinlerce esir kötü koşullarda kalmaya devam etti.수백명은 안될지라도 수십명이 그 탄압 과정에서 죽어나갔다.
Binlerce eylemci polis ateşiyle öldü ya da yaralandı, ve yüzbinlerce eylemci tutuklandı.אלפי לאומנים הודים נהרגו ונפצעו מאש המשטרה, ונאסרו מאות אלפי אנשים.
Yüzbinlerce Yahudi, Hollanda, Fransa, Belçika, Yugoslavya ve Yunanistan’da öldürüldü.מאות אלפי יהודים אחרים נרצחו בהולנד, צרפת, בלגיה, יוגוסלביה, יוון והונגריה.
Ayaklanmada yüzbinlerce insan sokaklara dökülmüştür.חברה: בעקבות הקריסה הכלכלית מאות אלפי אנשים נזרקו לרחובות.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.מחיר סידרה נחשבת פחות, יכול לנוע בין עשרות למאות אלפי דולרים.
Grubun fan kulübü "the Kiss Army"'nin yüzbinden fazla üyesi vardı.Членството в „Kiss Army“, фен клуб на групата е в шест степени.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Taki elitni psi lahko stanejo tudi več sto tisoč ameriških dolarjev.
Ücretli olanların değeri onlarca dolardan yüzbinlerce dolara kadar varabilir.Visa tai gali kainuoti iki kelių tūkstančių dolerių.
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.그 사고로 유출된 폐기물이 환경에 수백, 수천년간 유해한 독이 되지는 않을 거라 말씀하실 수 있나요?
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.Kommer de olyckorna aldrig orsaka att material hamnar i miljön som är giftiga i hundratusentals år?
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.Powiedzcie, że te wypadki nie spowodują emisji materiału do środiska, które będą trujące na setki tysięcy lat.
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.Řeknětemi, že důsledku těch nehod se do prostředí nedostane materiál, který je jedovatý po stovek tisíc let.
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.Spuneţi-mi că acele accidente nu vor pune materiale în mediu care e otrăvitor pentru sute de mii de ani.