yüzüstü ile cümle

yüzüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Avram s'a aruncat cu faţa la pămînt; şi Dumnezeu i -a vorbit astfel:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Da faldt Abram på sit Ansigt, og Gud sagde til ham:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Da falt Abram på sitt ansikt; og Gud talte med ham og sa:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Da fiel Abram auf sein Angesicht. Und Gott redete weiter mit ihm und sprach:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Då föll Abram ned på sitt ansikte, och Gud talade så med honom:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,És arczára borúla Ábrám; az Isten pedig szóla õnéki, mondván:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Ja Abram lankesi kasvoilleen, ja Jumala puhui hänelle sanoen:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,아브람이 엎드린대 하나님이 또 그에게 일러 가라사대
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Lalu sujudlah Abram, kemudian Allah berkata
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Padl pak Abram na tvář svou; i mluvil Bůh s ním, řka:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Subito Abram si prostrò con il viso a terra e Dio parlò con lui
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Tedaj pade Abram na obličje svoje, in Bog je govoril ž njim, rekoč:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Tedy upadł Abram na oblicze swoje, i rzekł do niego Bóg, mówiąc:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Vtedy padol Abram na svoju tvár, a Bôh hovoril s ním a riekol:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Και επεσεν ο Αβραμ επι προσωπον αυτου και ελαλησε προς αυτον ο Θεος, λεγων,
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,И пал Аврам на лице свое. Бог продолжал говорить с ним и сказал:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,Тогава Аврам падна на лицето си; и Бог му говореше, казвайки:
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,ויפל אברם על פניו וידבר אתו אלהים לאמר׃
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,فسقط ابرام على وجهه. وتكلم الله معه قائلا.
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,亞 伯 蘭 俯 伏 在 地 、 神 又 對 他 說
Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,亞伯蘭 俯伏 在地 、 神 又 對他說
Beni yüzüstü bırakma.Đừng làm tôi thất vọng chứ
Beni yüzüstü bırakma.Jangan buat aku kecewa.
Beni yüzüstü bırakma.Ne me déçois pas.
Beni yüzüstü bırakma.- Ne most okozz nekem csalódást
Beni yüzüstü bırakma.Nie rób mi zawodu
Beni yüzüstü bırakma.No me decepciones.
Beni yüzüstü bırakma.No me decepciones.
Beni yüzüstü bırakma.Non deludermi.
Beni yüzüstü bırakma.لا تخب أملي
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodíduc trochu dopredu padnul na zem a modlil sa, žeby, ak je vraj možné, odišla od neho tá hodina.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodšed maličko, padl na zemi a modlil se, aby, bylo-li by možné, odešla od něho hodina ta.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A postąpiwszy trochę, padł na ziemię i modlił się, aby, jeźli można, odeszła od niego ta godzina;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.És egy kevéssé elõre menvén, a földre esék, és imádkozék, hogy, ha lehetséges, múljék el tõle ez az óra;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ja hän meni vähän edemmäksi, lankesi maahan ja rukoili, että, jos mahdollista, se hetki menisi häneltä ohi,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.조금 나아가사 땅에 엎드리어 될 수 있는대로 이 때가 자기에게서 지나가기를 구하여
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Og han gik lidt frem, kastede sig ned på Jorden og bad om, at den Time måtte gå ham forbi, om det var muligt.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Pasando un poco adelante, se postraba en tierra y oraba que de ser posible, pasase de él aquella hora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Poi, andato un po' innanzi, si gettò a terra e pregava che, se fosse possibile, passasse da lui quell'ora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Rồi Ngài đi một đỗi xa hơn, sấp mình xuống đất mà cầu nguyện rằng: nếu có thể được, xin giờ nầy qua khỏi mình.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ter odide malo dalje in pade na zemljo in moli, naj preide, če je mogoče, ta ura mimo njega,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Und ging ein wenig weiter, fiel auf die Erde und betete, daß, wenn es möglich wäre, die Stunde vorüberginge,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Και προχωρησας ολιγον, επεσεν επι της γης και προσηυχετο να παρελθη αν ηναι δυνατον απ' αυτου η ωρα εκεινη,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.И като отиде малко напред, падна на земята; и молеше се, ако е възможно, да Го отмине тоя час, казвайки:
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.И, отойдя немного, пал на землю и молился, чтобы, если возможно, миновал Его час сей;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.І, пройшовши трохи далїй, припав до землі, і молив ся, щоб, коли можна, мимо йшла від Него ся година.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.ויעבר משם מעט והלאה ויפל ארצה ויתפלל אשר אם יוכל היות תעבר נא מעליו השעה הזאת׃
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.ثم تقدم قليلا وخرّ على الارض وكان يصلّي لكي تعبر عنه الساعة ان امكن.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.他 就 稍 往 前 走 、 俯 伏 在 地 禱 告 說 、 倘 若 可 行 、 便 叫 那 時 候 過 去
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.他 就 稍 往前 走 、 俯伏 在 地禱 告說 、 倘若 可行 、 便 叫 那時候過去
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.A gdy kto przystąpił, i ukłonił mu się, ściągnął rękę swą, a ująwszy go, całował go.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Ano i když někdo přicházel, klaněje se jemu, vztáhl ruku svou, a uchopě ho, políbil jej.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.In če je kdo pristopil, da mu stori poklon, je iztegnil svojo roko ter ga zadržal in ga poljubil.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Ja kun joku lähestyi kumartaaksensa häntä, ojensi hän kätensä, tarttui häneen ja suuteli häntä.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.사람이 가까이 와서 절하려 하면 압살롬이 손을 펴서 그 사람을 붙들고 입을 맞추니
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Nếu có ai đến gần đặng lạy người , Áp - sa-lôm giơ tay ra đỡ lấy người và hôn .
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Nếu có ai đến gần đặng lạy người, Áp-sa-lôm giơ tay ra đỡ lấy người và hôn.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Og når nogen gikk frem og vilde bøie sig for ham, rakte han ut sin hånd og tok fatt i ham og kysset ham.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Og når nogen nærmede sig for at kaste sig ned for ham, rakte han Hånden ud og holdt ham fast og kyssede ham.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Quando uno gli si accostava per prostrarsi davanti a lui, gli porgeva la mano, l'abbracciava e lo baciava

İlgili Sayfalar