Ana içeriğe geç
Sözlük

yüzükoyun ile cümle

yüzükoyun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
44
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Tom yüzükoyun yere kapaklandı.Tom fell flat on his face.
Tom yerde yüzükoyun yatıyor.Tom is lying face down on the floor.
Tom yatakta yüzükoyun uzanıyor.Tom is lying face down on the bed.
Tom bir halı üzerinde yüzükoyun uzanıyor.Tom is lying face down on a rug.
Sami yüzükoyun yatıyordu.Sami was lying face down.
Bir diğer kasette Miloš bir yatağa zincirlenmiş olarak yüzükoyun yatmaktadır.In the Tate version, a different breed is curled up asleep in their manger.
Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Lie on your stomach with your arms out and rub your feet hard.
O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler: "Cehennemin dokunuşunu tadın!" diye.On that Day they will be dragged into the fire faces foremost, (and told:) "Taste the feel of Hell."
İnkar edenler ise, yüzükoyun-düşüş, onlara olsun; (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmıştır.As for the unbelievers, they will suffer misfortunes, and their deeds will be rendered ineffective.
Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunuşunu tadın" (denecek)On that Day they will be dragged into the fire faces foremost, (and told:) "Taste the feel of Hell."
Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar.But whosoever comes with evil will be flung face forward into the Fire.
Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?Will he find the way who grovels flat on his face, or he who walks straight on the right path?
(Rablerinin huzuruna) kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atılırlar.But whosoever comes with evil will be flung face forward into the Fire.
Kim de kötü işlerle gelirse, onlar da yüzükoyun ateşe yuvarlanırlar.But whosoever comes with evil will be flung face forward into the Fire.
Yüzükoyun ateşe sürüklenecekleri gün: "Cehennemin dokunuşunu tadın."On that Day they will be dragged into the fire faces foremost, (and told:) "Taste the feel of Hell."
Kıyamet günü, Biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz.And We will gather them on the Day of Resurrection, on their faces, blind, dumb, and deaf.
Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz.And We will gather them on the Day of Resurrection, on their faces, blind, dumb, and deaf.
Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz.And We will gather them on the Day of Resurrection, on their faces, blind, dumb, and deaf.
Alice'in daha önce tanışmadığı Yürek Kraliçesi geldiğinde yüzükoyun yere kapanırlar.They drop to the ground face down at the approach of the Queen of Hearts, whom Alice has never met.
O yatakta yüzükoyun yatıyordu.Elle était couchée à plat ventre sur le lit.
Bir diğer kasette Miloš bir yatağa zincirlenmiş olarak yüzükoyun yatmaktadır.Équation d’une vengeance Un homme est allongé sur un lit, immobile.
Bazıları yüzükoyun, bazıları sırt üstüydü.والبعض يغطين وجوههن، والأيدي.
Bazıları yüzükoyun, bazıları sırt üstüydü.Alguns precisarão fechar o nariz com a mão, enquanto outros não.
Bazıları yüzükoyun, bazıları sırt üstüydü.Alle opvarenden, op enkele na gered.
Öğrencilerin ellerini arkadan bağlayarak yüzükoyun yere yatırırlar.将囚犯的手放在背后捆绑。
Bunları giy. Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Portez-les, allongez-vous sur le ventre et frottez-vous les pieds.
Bunları giy. Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Puneþi-le, întinde-te pe burtã cu braþele întinse ºi freacã-þi picioarele cu putere.
Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Połóż się na brzuchu, wyciągnij ręce i pocieraj stopami.
Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Streck die Arme aus und reib die Füße aneinander.
Kollarını açarak yüzükoyun yat ve ayaklarını birbirine sürt.Ξάπλωσε με το στομάχι σου στα χέρια σου και τρίψε τα πόδια σου δυνατά.
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.És mikor szóla velem, ájultan esém orczámmal a földre; de megillete engem és helyemre állíta;
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Khi người đương nói với ta , ta ngủ_mê sấp_mặt xuống đất ; nhưng người đụng đến ta , khiến cho ta đứng_dậy .
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Khi người đương nói với ta, ta ngủ mê sấp mặt xuống đất; nhưng người đụng đến ta, khiến cho ta đứng dậy.
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.그가 내게 말할 때에 내가 얼굴을 땅에 대고 엎드리어 깊이 잠들매 그가 나를 어루만져서 일으켜 세우며
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Medens han taledemed mig, lå jeg bedøvet med Ansigtet mod Jorden; men han rørte ved mig og fik mig på Benene
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Mentre egli parlava con me, caddi svenuto con la faccia a terra; ma egli mi toccò e mi fece alzare
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Mientras él hablaba conmigo, caí adormecido en tierra, sobre mi rostro. Pero él me tocó y me puso en pie
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Sementara ia berbicara, aku pingsan. Tetapi ia memegang aku dan menolong aku berdiri kembali. Lalu ia berkata
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.Terwijl hij dat zei, viel ik flauw. Hij raakte mij echter aan en hielp mij overeind.
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.И като ми говореше, аз паднах в несвяст с лицето си на земята; но той се допря до мене и ме изправи.
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.ובדברו עמי נרדמתי על פני ארצה ויגע בי ויעמידני על עמדי׃
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.واذ كان يتكلم معي كنت مسبخا على وجهي الى الارض فلمسني واوقفني على مقامي.
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.他 與 我 說 話 的 時 候 、 我 面 伏 在 地 沉 睡 . 他 就 摸 我 、 扶 我 站 起 來
O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı.他 與我說話 的 時候 、 我 面 伏在 地 沉睡 . 他 就 摸 我 、 扶我 站起來
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod