yürekten ile cümle

yürekten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.Quelqu`un vint informer David, et lui dit: Le coeur des hommes d`Israël s`est tourné vers Absalom.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.Så kom det nogen med bud til David og sa: Hver manns hjerte i Israel henger ved Absalom.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.Un mensajero vino a David y dijo: --¡El corazón de los hombres de Israel se va tras Absalón
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.V tem pride glasnik in sporoči Davidu: Srce mož Izraelovih se je vdalo Absalomu.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.V tom přišel posel k Davidovi, řka: Srdce Izraelských obrátilo se po Absolonovi.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.Ηλθε δε μηνυτης προς τον Δαβιδ λεγων, Αι καρδιαι των ανδρων Ισραηλ εστραφησαν κατοπιν του Αβεσσαλωμ.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.И пришел вестник к Давиду и сказал: сердце Израильтян уклонилось на сторону Авессалома.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.Тогава дойде вестител при Давида и каза: Сърцата на Израилевите мъже се обърнаха към Авесалома.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.ויבא המגיד אל דוד לאמר היה לב איש ישראל אחרי אבשלום׃
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.فأتى مخبر الى داود قائلا ان قلوب رجال اسرائيل صارت وراء ابشالوم.
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.有 人 報 告 大 衛 說 、 以 色 列 人 的 心 、 都 歸 向 押 沙 龍 了
Bir ulak gelip Davuta, ‹‹İsrailliler Avşaloma yürekten bağlandı›› dedi.有 人 報告 大衛說 、 以色列人 的 心 、 都 歸 向 押 沙龍了
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.4月の記事がこれ(笑)
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.A ce propos, Wired a apparement pris tout cela très à coeur.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Apropo, din câte se pare, Wired a luat-o personal.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Blijkbaar heeft Wired dit ter harte genomen.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Ja ilmeisesti Wired otti asian sydämelleen.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.한편 와이어드지도 이 말을 가슴에 잘 새겼지요.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Mimochodom, vo Wired si tiež vstúpili do svedomia.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Nhân tiện, điều này dường như làm Wired phật lòng.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi."para onde o mundo globalizado está a ir". A propósito, aparentemente a "Wired" levou tudo isto a peito.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Por cierto, aparentemente Wired se tomó esto muy a pecho.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Tra l'altro, a quanto pare Wired li ha presi sul serio.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Übrigens, "Wired" hat sich das zu Herzen genommen.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Úgy tűnik a Wired is tanult ebből.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Wired widocznie się tym przejął.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Παρεμπιπτόντως, απ' ό,τι φαίνεται το Wired το πήρε προσωπικά το θέμα.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.До речі, мабуть Wired прийняв все це близько до серця.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.Кстати, кажется, что "Wired" принял это всё близко к сердцу.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.אגב, נראה ש"וויירד" לקח זאת לתשומת ליבו.
Bu arada, Wired dergisi de bunu yürekten benimsedi.بالمناسبة, من الواضح ان مجلة (وايرد) تأخذه بمحمل الجد.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ale cieľom prikázania je láska z čistého srdca a dobrého svedomia a z nepokryteckej viery,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.A parancsolatnak vége pedig a tiszta szívbõl, jó lelkiismeretbõl és igaz hitbõl való szeretet:
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ješto konec přikázání jest láska z srdce čistého a z svědomí dobrého a z víry neošemetné.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.경계의 목적은 청결한 마음과 선한 양심과 거짓이 없는 믿음으로 나는 사랑이거늘
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Le but du commandement, c`est une charité venant d`un coeur pur, d`une bonne conscience, et d`une foi sincère.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Lecz koniec przykazania jest miłość z czystego serca i z sumienia dobrego, i z wiary nieobłudnej.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men budets endemål er kjærlighet av et rent hjerte og en god samvittighet og en uskrømtet tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men Påbudets Endemål er Kærlighed af et rent Hjerte og af en god Samvittighed og af en uskrømtet Tro,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Mục đích của sự răn bảo, ấy là sự yêu thương, bởi lòng tinh sạch, lương tâm tốt và đức tin thật mà sanh ra.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Namen zapovedi pa je ljubezen iz čistega srca in dobre vesti in nehinavske vere,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Och förmaningens ändamål är kärlek av ett rent hjärta och av ett gott samvete och av en oskrymtad tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.το δε τελος της παραγγελιας ειναι αγαπη εκ καθαρας καρδιας και συνειδησεως αγαθης και πιστεως ανυποκριτου,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.и благодатта на нашия Господ се преумножи към мене с вяра и любов в Христа Исуса.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Конець же завітування єсть любов з щирого серця та совісти благої і віри не лицемірної,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Цель же увещания есть любовь от чистого сердца и доброй совести и нелицемерной веры,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.כי תכלית המצוה היא האהבה בלב טהור וברוח טובה ובאמונה לא צבועה׃
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.واما غاية الوصية فهي المحبة من قلب طاهر وضمير صالح وايمان بلا رياء.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命 令 的 總 歸 就 是 愛 . 這 愛 是 從 清 潔 的 心 、 和 無 虧 的 良 心 、 無 偽 的 信 心 、 生 出 來 的
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命令 的 總歸 就 是 愛.這愛 是 從清潔 的 心 、 和 無虧 的 良心 、 無偽 的 信心 、 生出 來的
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Allekirjoitan täysin virastojen tunnuslauseen ”Teemme työtä sinun parhaaksesi”.
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Daarom sta ik volledig achter de slogan van de agentschappen:„Wat u ook doet, wij werken voor u”.
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Dlatego też w pełni podzielam hasło przewodnie agencji:„Cokolwiek robisz, pracujemy dla Ciebie”.
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Estou totalmente de acordo com o lema das agências «Faça o que fizer, nós trabalhamos para si».
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Împărtăşesc întru totul deviza lor:„Lucrăm pentru dumneavoastră!”
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Zcela s agenturami sdílím jejich slogan„Ať děláte cokoli, pracujeme pro vás“.
Bu yüzden ajansların sloganına yürekten katılıyorum:“Her konuda sizin için çalışıyoruz”.Напълно споделям девиза на агенциите:„Във всичко и навсякъде ние работим за Вас“.
Chiswick. "Sonra o tamam" dedi chappie yürekten.Chiswick의. "그렇다면 그건 괜찮아요 "라고 말했다 놈
Chiswick. "Sonra o tamam" dedi chappie yürekten.Chiswick "." Sau đó, đó là tất cả các quyền ", một kẻ chân thành.
Chiswick. "Sonra o tamam" dedi chappie yürekten.Chiswick. " Tak to je v pořádku, "řekl chlapík srdečně.
İlgili Sayfalar