yürüyerek ile cümle

yürüyerek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tom yarın sabah işe yürüyerek gidecek.Tom is going to walk to work tomorrow morning.
Tom görünüşe göre bu sabah işe yürüyerek gitti.Tom apparently walked to work this morning.
Tom son zamanlarda okula yürüyerek gidiyor.Tom has been walking to school recently.
Tom muhtemelen artık işe yürüyerek gitmeyecek.Tom won't likely walk to work anymore.
Genellikle işe yürüyerek gitmem ama bu sabah yürüdüm.I don't usually walk to work, but I did this morning.
Tom buraya yürüyerek geldi.Tom arrived here on foot.
Neredeyse hiçbir yere yürüyerek gitmem.I almost never walk anywhere.
Buraya yürüyerek geldim.I got here on foot.
Yürüyerek gitmeyi tercih ediyoruz.We prefer to go on foot.
Tom bileğini burktu ve eve yürüyerek gidemeyecek.Tom has sprained his ankle and won't be able to walk home.
Sami yürüyerek yatak odasından çıktı.Sami walked out of the bedroom.
Her sabah işe gerçekten yürüyerek mi gidiyorsun?Do you really walk to work every morning?
İşe yürüyerek gitmeye alışkınım.I'm used to walking to work.
Tom işe her gün yürüyerek gidiyor.Tom walks to work every day.
Bazı öğrenciler otobüsle, diğerleri ise yürüyerek gittiler.Some of the students went by bus, and others on foot.
Eve en son ne zaman yürüyerek gittin?When was the last time you walked home?
Formda kalmanın bir yolu da her gün işe yürüyerek gitmektir.Walking to work every day is one way to stay fit.
Araban varsa neden yürüyerek gidiyorsun?Why do you go on foot if you have a car?
Tom okula yürüyerek gitti.Tom went to school on foot.
Kitapçıya neden yürüyerek gitmiyorsun?Why don't you go by foot to the book store?
Yürüyerek gitmek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)I walk to school (regularly).
Yürüyerek ya da arabalara getirildiler ve çoğu zaman uzaktaki hastalar için alınıp götürüldü.They came on foot or were brought in carts, and often he was fetched to patients at a distance.
Koyun iki yanı dağlardan görülebilir veya yürüyerek geçilebilir.It can be viewed from mountains on either side of the bay or it can be traversed on foot.
Yürüyerek geriye dönerler ve oradaki motelde kalmaya karar verirler.So, they continue on foot and stop at a motel.
Yüzlerce mil yürüyerek seyahat ediyorlardı.They walked for miles.
Bütün adamları yürüyerek hattı oluşturmuştur.All men were to proceed on foot.
Olay yeri ve hastane arasındaki yol yürüyerek 5 dakikada kat edilebilmektedir .The distance between the crime scene and the hospital is a five-minute walk.
Ara sıra kumun üzerinde de yürüyerek hareket ederler.Sometimes we shoot ourselves in the foot.
Yürüyerek 1,5 saat ilerisinde Eğrigöl vardır.It is about a 1.5-hour walk from Waghambe.
Amerikan Konsolosu, Sharpless, şehirden yürüyerek gelmiş ve dik yokuşu zor çıkmıştır.Sharpless, the American consul, has climbed up the hill from the city.
Yürüyerek veya koşarak yapılabilir.Jogging or running paths.
Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; artık otomobiller ile gidilmektedir.While in the past the animals would have walked they are now taken by truck.
Hastaneden yürüyerek çıkmıştır.He runs away from the hospital.
Yürüyerek seyahay edenler, özellikle de kadınlar yüklerini taşırken tumpline kullanır.When traveling by foot and carrying goods, people, usually women, would use a tumpline.
Yaylaya yürüyerek ulaşılabilir.Only reachable by foot.
Yolculuğun geri kalanını yürüyerek tamamlar.The rest of the transportation is by foot.
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.They work for diversion and won't be hurried.
Ignatius daha sonra İspanya'ya dönmüş ve yürüyerek İtalya'ya gitmiştir.Minichello then escaped into the Italian countryside, then made his way back to the city.
Çünkü bir şehri yürüyerek keşfetmek sizi belli bir yere kadar götürür.Because exploring a city on foot only gets you so far.
Bu da son iş gününe yürüyerek giden bir adam.That's a guy that is walking on his last day of work.
Son birkaç bloğu yürüyerek geldik.We walked the last few blocks.
Aslında, hayatımı yürüyerek kazandım.In fact, I made a living by walking.
Tüm delikleri yürüyerek dolaşmak mı?Walking all those holes?
O halde, ne ile gitmeli, yürüyerek, servisle?Then, go by what, by foot, by service?
17. yüzyılda şehrin banliyölerine... ...yürüyerek ya da atla gidilirdi.In the 17th century... ...you made your way uptown on foot or on horseback.
Hem de binlerce km. uzağa, güneydoğuya yürüyerek giderken.Unless you head southeast, thousands of miles
Ardından Hamat-Sova üzerine yürüyerek orayı ele geçirdi.Solomon went to Hamath Zobah, and prevailed against it.
Sabaha karşı İsa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı.In the fourth watch of the night, Jesus came to them, walking on the sea.
İsa, ‹‹Gel!›› dedi. Petrus da tekneden indi, suyun üstünden yürüyerek İsaya yaklaştı.He said, "Come!" Peter stepped down from the boat, and walked on the waters to come to Jesus.
İsa, bu sözleri söyledikten sonra önden yürüyerek Yeruşalime doğru ilerledi.Having said these things, he went on ahead, going up to Jerusalem.
Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?Could he be equal to one who enjoins what is just, and follows the right path?
Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.Then he strutted back to his people.
Çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi.Then there came to him one of the two women, walking shyly.
Korkuyorsanız yürüyerek, yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın.And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde kılın.And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Tam o sırada kadınlardan biri, utangaç bir tavırla yürüyerek ona geldi.Then there came to him one of the two women, walking shyly.
Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın).And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi.Then there came to him one of the two women, walking shyly.
Cadde, yağmur ve Başbakanın ziyareti yüzünden kapatıldığından işe yürüyerek gittim!Walked to work in the rain as the avenue is blocked for rain and the PM's visit!

İlgili Sayfalar