Ben bir parkta yürüyüş yapıyorum.I'm taking a walk in a park.
Parkta yürüyüş yapıyorum.I'm taking a walk in a park.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyiz?May we accompany you on your walk?
Geçit töreninde bize katılacağınızı ve cadde boyunca yürüyüş yapacağınızı umuyoruz.I hope you will join us in the parade and march along the street.
Geçen yaz her zaman sabah yürüyüşe çıkardım.Last summer, I always took a walk in the morning.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden yararlanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden istifade edelim.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden faydalanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Değişiklik olsun diye yürüyüş yapalım.Let's take a walk for a change.
İyi hissettiğimde yürüyüşe giderim.When I feel fine, I go for a walk.
Bizim okul eve on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.Our school is within ten minutes' walk of my house.
Okul istasyona beş dakikalık yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.The school is located within five minutes' walk of the station.
Boş olduğu için, dışarı yürüyüşe çıktı.Being free, she went out for a walk.
İstasyon bir saatlik yürüyüş mesafesinde.It's an hour's walk to the station.
İstasyon on dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's ten minutes' walk to the station.
Yağmur yürüyüş yapmamızı engelledi.Rain prevented us from taking a walk.
Yağmur durduktan sonra, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğundan dolayı, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğunda yürüyüşe çıkarız.When the rain stops, we'll go for a walk.
Bütün aile bir yürüyüş için dışarıda.The whole family is out for a walk.
Isonos ailesi sık sık yürüyüşe giderdi.The Isonos would often go hiking.
Güzel bir gün, değil mi? Neden bir yürüyüş için dışarı çıkmıyoruz?A nice day, isn't it? Why not go out for a walk?
Yağmur yağıyorsa, yürüyüşe gitmeyi planlamıyoruz.If it's raining, we don't plan to go hiking.
Dedem güzel günlerde yürüyüşe gider.My grandfather goes for a walk on fine days.
Yarın bir yürüyüşe gideceğiz.We are to go on a hike tomorrow.
Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı?Bill, did you take Spot for a walk yet?
Otobüs durağına on dakikalık yürüyüş.It's a ten minutes walk to the bus stop.
Otobüs durağı buradan beş dakikalık yürüyüş mesafesinde.The bus stop is five minutes' walk from here.
Yürüyüşe çıkmak için en iyi mevsim sonbahardır.Autumn is the best season for going on hikes.
Yürüyüş yağmur nedeniyle iptal edildi.The hiking was called off because of the rain.
Yürüyüş günümüz için bir öğle yemeği getir.Bring a lunch for our day of hiking.
Nepal'de yürüyüş yaparken hafif bir kaza geçirdim.I had a slight accident while trekking in Nepal.
Çok yorgunum. Canım şimdi yürüyüş yapmak istemiyor.I'm very tired. I don't feel like taking a walk now.
Öylesine güzel bir gündü ki biz yürüyüşe çıktık.It was such a pleasant day that we went for a walk.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Biraz yürüyüş kahvaltı için iyi bir iştah verecektir.A little walk will give you a good appetite for breakfast.
Sadece kafamı dağıtmak için yürüyüşe çıkacağım.I'll just go for a walk to clear my head.
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a short walk?
Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.Tama sometimes goes for a walk by himself.
Böylesine uzun bir mesafeyi yürüdüğü için iyi bir yürüyüşçü olmalı.He must be a good walker to have walked such a long distance.
Bir insan ayda ilk kez yürüyüş yaptı.That was the first time that a man walked on the moon.
Dağda bazı yürüyüşçülerle karşılaştım.I met some hikers on the mountain.
Okul evimden yarım millik yürüyüş mesafesinde.The school is a half-mile walk from my house.
Yürüyüşe gitmeyi film izlemeye tercih ederim.I prefer going for a walk to seeing the movie.
Yürüyüş sekiz saatten az sürmeyecek.The hike will take no less than eight hours.
İstasyondan sadece kısa bir yürüyüş mesafesi.It is only a short walk from the station.
Bay Smith, her sabah yürüyüşü bir kural haline getirdi.Mr Smith made it a rule to take a walk every morning.
John nehir boyunca bir yürüyüş yaptı.John took a walk along the river.
Jane köpeğini yürüyüşe götürdü.Jane took her dog for a walk.
On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.Another ten minutes' walk brought us to the shore.
O, buradan sadece 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's only ten minutes' walk from here.
Buradan on dakikalık yürüyüşten daha fazla değildir.It is no more than ten minutes' walk from here.
Bu sabah canım yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like taking a walk this morning.
Yürüyüşünü sevdim.I like the way you walk.
Yürüyüşüne bayılıyorum.I like the way you walk.
Estella ve ben bir yürüyüşe gidiyoruz.Estella and I are going for a walk.
Bir yürüyüş için bana katılır mısın?Would you join me for a walk?
Nisan ayında güneşli bir günde, yürüyüşe çıktık.One sunny day in April, I went out for a walk.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyim.May I accompany you on your walk?
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye geldik.After ten minutes' walk we came to the museum.