Polonyalı arkeologlar Sudan'da bilimsel çalışmalar yürütmektedirler.Polish archaeologists are conducting scientific studies in Sudan.
Meclis bütün oturum boyunca işe yarar herhangi bir yasa yürütmekte başarısız oldu.Congress failed to enact any useful legislation during the entire session.
1997'den beri Tory Reform Grubu başkanlığını yürütmektedir.He has been the President of the Tory Reform Group since 1997.
2003 yılından beri Yoga Bharati Hareketinin Başkanlığını yürütmektedir..He is the Chairman of Yoga Bharati Movement since 2003.
Ayrıca, video dosyalarını 3GP formatlarında yürütmek için bir Media Player da içerir.It also includes a Media Player to play video files in 3GP formats.
1952'de, sanat işlerini yürütmek üzere, Avusturya'dan Max Meinecke getirildi.In 1952, Max Meinecke was brought from Austria to direct the art works.
Liderlik: Cem veya diğer önemli organizasyonları yürütmek için eğitilmiş bir kast grubu.Leadership: A caste of people trained to run the comm or other important organizations.
Avrupa Tehlikedeki Türler Programı'nı (EEP) yürütmektedir.It operates the European Endangered Species Programme (EEP).
Kaizen faaliyetlerini yürütmek için yumuşamadan gayret sarf edin.Relentlessly strive to conduct kaizen activities.
İbrahim Ağa'nın sarayla ilişkisini ise karısı Hubayar Kadın yürütmekteydi.Abraham sent his steward, back there to find a wife among his kinfolk for his son, Isaac.
NBC ligi sadece bir sezon yürütmek istedi, fakat McMahon ligin devam etmesini istedi.NBC walked out on the venture after only one season, but McMahon intended to continue alone.
Halen bu portalın editörlüğünü yürütmektedir.He is also current editor of this portal.
Orta büyüklükteki uçaklara hizmet vermekte ve 24 saat uçuş faaliyetleri yürütmektedir.It handles medium-sized airliners and supports 24-hour flight operations.
Şu an Musa SARI Kaymakamlığı görevini yürütmektedir."سید موسی زرآبادی قزوینی".
Arapça kama (durmak) kökünden gelir ve kıyam (yerine geçmek, yürütmek) kelimesinden türemiştir.From Arabic dirham (درهم). adarvar: to shock.
Bennett ve Taven, West Warwick, Rhode Island'da bir güreş okulunu yürütmektedir.Bennett and Matt Taven operate a wrestling school in West Warwick, Rhode Island.
Ve Arap Karikatüristler Birliği'nin başkanlığını yürütmekte.He serves as the head of the Arab Cartoonists' Association.
1966 yılında, Salam varsayımsal parçacığa öncü çalışmalar yürütmekteydi.In 1966, Salam carried out pioneering work on a hypothetical particle.
İsviçre Uzay Ofisi (İUO) İsviçre ulusal uzay programını yürütmekten sorumlu kurum.The Swiss Space Office (SSO) manages the national space program of Switzerland.
Sevil Atasoy (Rektör Yardımcısı) yürütmektedir.The Guardian – via ProQuest.
Vakıf aşağıda sıralanan 23 projeyi yürütmektedir.The borough has 23 council wards.
Ayrıca Kürdistan Demokratik Partisi'nin 1979 yılından beri başkanlığını yürütmektedir.He is also leader of the Kurdistan Democratic Party (KDP) since 1979.
Şu anda KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar bakanlığını yürütmektedir.It is now operated by the Kentucky Department of Fish and Wildlife Resources.
Patrikhane, faaliyetini hâlen yeni binasında yürütmektedir.Executive Airlines will continue to operate from their present building.
Scott-Key ve Winstead ise Bang Lime adındaki kendi projelerini yürütmektedirler.Scott-Key and Winstead have aside project, the band Bang Lime.
Planlamayı ve harekâtları yürütmek için birliklerde çok az harita vardı ya da hiç yoktu.There were few or no maps to guide planning or combat operations.
Teftiş, inceleme ve soruşturma hizmetlerini yürütmek.Inquiry, investigation and research.
Aynı zamanda 2004 yılından itibaren Türksolu gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yürütmektedir.Since 2004 also leads the editorial section of the newspaper.
Pernicka, 2006 yılından beri kazıları yürütmektedir.Prins plays darts since 2006.
Almanya'nın Bonn kenti idari merkezlerinden Beuel ile partnerlik faaliyetleri yürütmektedir.He runs Chicago-based BDT Capital Partners.
Şu anda Watford FC menajerliğini yürütmektedir.Woan is now the assistant manager of Watford FC.
Yani, temel bir bellek deposu işlevini yürütmektedir.A friend suggests the soap business.
WTO'nun günlük işlerini yürütmek üzere pek çok alt birim kurulmuştur.The United Nations Secretariat carries out the day-to-day work of the Organisation.
Kendilerine has cemevlerinde 12 İmam hizmetini yürütmektedirler.We carry love within us 12.
Bu kardeş şirketler büyük oranda kendi kendilerini yürütmektedirler.These guys were doing it for themselves in style.
Enerji kaynakları'nın rasyonel kullanımı ile ilgili çalışmaları yürütmek.A Practical Evaluation of Railroad Motive Power.
Pasaport hizmetlerini yürütmek.Application for Passport.
Bu amaçlara dönük araştırmalar yürütmektedir.Other types of evidence must be used for that purpose.
Enstitü, Ortadoğu’da önemli arkeolojik çalışmalar yürütmektedir.He pioneered aerial archaeology in the Middle East.
Genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı muhalefet yürütmektedir.There are risks associated with genetic modifications to any organism.
Aynı mekanın genel sanat yönetmenliği görevini yürütmektedir.This way, the command class will work.
Ve bu bir şekilde yazmak yürütmek için hiçbir yerde yani her şey burada.And now you just say 1+9. Well you know what 1+9 is. 1+ 9=10.
Alice Stewart, 25 sene boyunca büyük bir mücalede yürütmek durumunda kaldı.So for 25 years Alice Stewart had a very big fight on her hands.
Ne var ki işleri yürütmek için sürekli olarak bir miktar nakit tutmak gerekir.Well, you always have to keep some cash on line just to conduct business.
Kağıdın üzerinden bir kediyi yürütmek...Let's try to make a cat walk on the canvas...
Yani bu neye eşit? Fikir yürütmek için bir kaç yol varWell, there's a couple of ways we could think about it.
Bu yüzden bana dediler ki, birini yürütmek imkansızdır.So they told me that it's impossible to make someone walk.
Peki bu savaşı birlikte yürütmek için kaç tane asker topladın?And how many soldiers have you recruited to fight this war with you?
Bunun anlamı da her projeyi tam randımanlı olarak çevreyi gözardı etmeden yürütmektir.That means operating everything at the highest potential without environmental neglect.
Ama yalnız çevrimiçi hizmet veren bir şirkette bu şeklide işleri yürütmek mümkün olabilir.But can you sustain your company that way? Well if you have a dot-com, maybe you can.
Sen onların işlerini yürütmekle de görevli değilsin. [13,40; 88,21-22]We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
(Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir.In reality, they are just feeling around in the dark.
Sıcaklık yükselmesini Yürütmek / Duraksatmak için tıklayınClick to Play / Pause the increase in temperature.
Zaman değişimini yürütmek / duraksatmak için tıklayın.Click to play / pause the change of time.
Güç kullanan kişi akıl yürütmekten korkuyordur. ~Kenyalı atasözü.A man who uses force is afraid of reasoning. ~Kenyan proverb.
Gönül de, gelecekte ortak savunma projeleri yürütmek için iyi fırsatlar olduğunu söyledi.Gonul said there are good opportunities for joint defence projects in the future.
Daci, geçici cumhurbaşkanlığını yürütmek üzere seçildi. [Laura Hasani]Daci has been named interim president. [Laura Hasani]
Romanya'nın 2006'daki ekonomik performansına ilişkin tahmin yürütmek riskli bir iş.Forecasting Romania's economic performance in 2006 is a risky business.
4 Mart 2022 tarihinden beri Tarım ve Orman Bakanlığı görevini yürütmektedir.[1]He has been serving as the Ministry of Agriculture and Forestry since March 4, 2022.[1]
Baydar, halen ABK Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir.Baydar currently serves as the Chairman of the Board of Directors.