yürütme ile cümle
yürütme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kanalın genel yayın yönetmenliğini Oğuz Altuğ Demirel yürütmektedir.Koordinacijo načrtovanja in vodenja dirk vodi FIA.
Yürütmenin görevi yasama organınca yazılmış ve yargı düzenince yorumlanmış yasaları uygulamaktır.Zagotavlja spoštovanje prava s pravilnim tolmačenjem in uporabo pogodb.
Yürütme yasamayı feshedemez.Vendar izpeljava ni pravilna.
Meclis, yürütme ile ilgili işlerde bakanlara görev tayin eder; gerekirse bunları değiştirir.Naloga vodje je, da spremlja doseganje ciljev in jih po potrebi spremeni.
Kabine, Somali Başbakanı aracılığıyla cumhurbaşkanını yürütme hakkında bilgilendirir.Vladno strukturo vodi kabinet ministrov na čelu z ministrskim predsednikom.
Bazen kumar gibi faaliyetleri yürütmektedir.Občasno so zbori odigrali vlogo sodišča.
Başlıca görevleri şunlardır: Birleşmiş Milletler'in ekonomik ve sosyal çalışmalarını yürütmek.Dodatek: Vodilne teze o nalogah mednarodne socialne demokracije.
Parlamenter sistemlerde yasama biriminin süresi dolduğunda yürütme biriminin de süresi dolmuş olur.V primeru, da je po končanem mandatu starega zbora izvoljen novi, velja med njima načelo diskontinuitete.
Yerel hükümetler yarı-özerktir ve kendilerine ait yasama ve yürütme organları vardır.Vietinės vyriausybės yra pusiau autonominės ir turi savo paties vykdomuosius ir leidžiamuosius organus.
Bu kardeş şirketler büyük oranda kendi kendilerini yürütmektedirler.Šios dukterinės bendrovės žymiu mastu valdomos savarankiškai.
Dawkins ateist ve Hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir.Healy yra aktyviai prieš religiją pasisakantis ateistas ir humanistas, palaiko Britų Humanistų Asociaciją.
Günümüzde UEFA başkanlığını Sloven avukat Aleksander Čeferin yürütmektedir.Dabartinis UEFA prezidentas yra slovėnas Aleksander Čeferin.
"Meclis", "Yürütme Kurulu", "Başkan Yardımcısı" ve "Başkan" seçildi.Asociacijos „TAIP“ pirmininko pavaduotojas, sąjungos „TAIP“ pirmininko pavaduotojas.
Kalyonların ikinci kaptanlığını yürütmekle ve tersanelerin asayişini sağlamakla görevli idi.Kavalerijos daliniuose kaptenarmusai turėdavo antrąjį padėjėją, kuris tvarkydavo pašarus.
Yürütme yetkisi hükümetin elindedir.Vykdomoji valdžia yra Vyriausybės rankose.
Şirketin işletmenliğini Atlantic Records yürütmektedir.Albumą išleido įrašų kompanija Atlantic Records.
Ransom 1925'e kadar REO'nun başkanlığını ve sonra da yürütme kurulu başkanlığını yapmıştır.Olds buvo kompanijos prezidentu iki 1925 metų, vėliau ėjo pirmininko pareigas.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü aynı zamanda merkez ilçe Millî Eğitim hizmetlerini de yürütmektedir.Bendrovė taip pat valdo VŠĮ Energetikų mokymo centras.
Mutlak monarşi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin hükümdarda toplandığı bir hükûmet sistemidir.Karališkasis protokolas – griežtų taisyklių sistema ir jų vykdymo formos, priimtos monarchų rūmuose.
Bu görevi 30 Nisan 2015'ten beri Mustafa Akıncı yürütmektedir.Nuo 2015 m. birželo 30 d. šiose pareigose jį pakeitė Vaidotas Aleksius.
Günümüzde KCK Yürütme Konseyi üyesidir.Šiuo metu FK Riteriai narys.
Okul YÖK Yürütme Kurulu’nun 15 Aralık 1997 tarihli kararıyla kurulmuştur.Iškilmingas Steigiamasis posėdis įvyko spalio 15 d. Ši diena laikoma akademijos įkūrimo data.
Bu iki görevi beraber yürütmekteydi.Mõlema ülesandega tegeles SI.
Greaves bu görevi Elliot Belgrave'den devralarak yürütmeye başlamıştır.Kindralkuberneri kohuseid asus täitma Elliot Belgrave.
Seferberlik işlemlerini yürütmek.Tõelise suuna varjamine tavategevustega.
Akıl yürütmenin amacı bir sonuca ulaşmaktır.Aga eesmärgi soov järgneb mõistuse taipamisele (apprehensionem).
Başkanlığını, 2001'den beri Bernard Amsalem yürütmektedir.Linnapea on alates 2001. aastast Bernard Brochand.
Kendini çoğaltmalı Kendini çalıştırmalı (yürütmeli) Virüsler nasıl çalışır?Kes peaksid kasutama mitmetuumalisi protsessoreid?
Halen Planetary Society kurumunun başkanlığını yürütmektedir.Tyson on rahvusvahelise ühingu The Planetary Society esimees.
Müzik analizi ve sistematik müzikoloji konularına odaklanan çalışmalar yürütmektedir.Rakendanud muusikaliste nähtuste analüüsimiseks lingvistilisi ja muusikaakustilisi meetodeid.
Yürütme yasamayı feshedemez.Suutmatus kõndimist alustada.
2008 yılından itibaren Ermenistan Savunma Bakanlığı görevini yürütmektedir.Armeenia kaitseminister alates 2008.
Aynı zamanda kendi başına hukuki danışmanlık işini yürütmektedir.Ühtlasi jätkas ta praktiseerimist advokaadina Tartu Õigusnõuandlas.
Emekli askeri personel ve ailelerinin özlük haklarına ilişkin hizmetleri yürütmek.Seadus rahvaväelaste ja nende perekondade pensioni seaduse täiendamise kohta.
19 Mart 2017 tarihinden beri Federal Cumhurbaşkanlığı görevini Frank-Walter Steinmeier yürütmektedir.12. veebruaril 2017 valiti Frank-Walter Steinmeier Saksamaa Liitvabariigi presidendiks.
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?""Czy powinniśmy prowadzić coś takiego w swoim garażu?
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?""¿Esto es algo que deberíamos manejar desde el garaje de la casa?
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?"회사 공간을 따로 마련해야 할지
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?""Чи є це таким бізнесом, який можливо вести із свого гаража?"
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?""هل هذا شيء يجدر بنا أن نشغله من مرآبنا الخاص؟"
"Acaba bu kendi garajımızdan yürütmemiz gereken bir şey mi?"アウトソースはできるのか?
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.4.Kunkin varainhoitovuoden päätyttyä tilintarkastustuomioistuin laatii vuosikertomuksen.
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.Acţiunile introduse înaintea Curţii de Justiţie nu au efect suspensiv.
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.Die Beschlüsse der Kommission werden mit der Mehrheit der Mitglieder des Kollegiumsgefasst.
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.Európsky zákon môže upraviťustanovenia štatútu svýnimkou hlavy Iačlánku 64.
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.Il controllo delle spese si effettua in base agli impegni ed ai pagamenti.
Adalet Divanı’nda açılan davalar için, yürütmeyi durdurma etkisi olmayacaktır.Izvršba se lahko odloži le z odločbo Sodišča.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,BRCK e efortul nostru de a-i ţine pe africani conectaţi şi de a-i ajuta să dirijeze revoluţia digitală.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,BRCK è la nostra parte per fare connettere l'Africa e aiutarla a guidare la rivoluzione digitale globale.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,브릭은 아프리카 사람들이 계속 연결될 수 있도록 돕고 그들이 글로벌 디지털 혁명을 이끌 수 있도록 돕는 우리의 해결책입니다.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,ה BRCK הוא החלק שלנו בשמירת האפריקאים מחוברים, ובלעזור להם להניע את המהפיכה הדיגיטלית הגלובלית.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,ومشروع BRCK هو الجزء المخصص لنا لنبقي أفريقيا متصلة بالعالم، ونساعدهم على قيادة الثورة الرقمية العالمية.
Afrikalıları bağlı tutmada, ve küresel dijital devrimi yürütmelerine yardım etmede bize düşen BRCK'tir,グローバルなデジタル革命を 主導するために BRCKがその一助となれば幸いです ありがとうございました
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.저는 종종 이런 것을 뒷받침하는 근거나 논리, 끊임없는 연구가 현재의 과학과 첨단 기술을 만들어냈다고 생각합니다.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Obişnuiam să cred că argumentarea şi logica şi motivaţia continuă sunt singurele căi ce duc la realizări.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Saya pernah berpikir bahwa akal, logika, dan dorongan terus menerus adalah satu-satunya cara untuk berhasil.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Tôi từng tin rằng chỉ có lý lẽ, lô gíc và sự nỗ lực bền bỉ mới dẫn đến thành công.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Zwykłem myśleć, że rozsądek i logika, i nieugięta determinacja są jedyną drogą tworzenia.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Смятах, че причината и логиката и неуморния стремеж са единствените начини да накараш нещата да се случват.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.נהגתי לחשוב שהיגיון ולוגיקה ודחף חסר מעצורים היו הדרכים היחידות לגרום לדברים לקרות.