Ana içeriğe geç
Sözlük

yürüteç ile cümle

yürüteç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O bir yürüteç yardımıyla yürümektedir.She gets about with the help of a walker.
Yürütecek bir soruşturmam var.I have an investigation to conduct.
Ama başarısız olduğu için, sapma, dikkat dağılımı ve çarpıtmadan ibaret bir kampanya yürütecek.But because he has failed, he will run a campaign of diversions and distractions and distortions.
Bunu yürütecek olursam, program hâlâ çalışıyor.That's sort of saying well these are equal all the time.
Ey Rabbımız bize Sen'in yeryüzünde hükmünü yürütecek Sultan gönder Ya Rabbi.O Lord, may You send us a Sultan who will execute Your rule on earth.
Şimdi tekrar yürüteceğim.I'll just show you by running it again.
Şimdi, soluk sarı gördüğünüzü düşünüyorsanız, birkaç kez daha yürüteceğim.Now, if you think you see some pale yellow -- I'll run this a few more times.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.The way we're going to run this -- we have no idea what we're going to discover.
Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.So shall We make the later ones to follow them.
Artık sen mi vekil olacaksın ona, işlerini sen mi yürüteceksin? [35,8; 28,56; 45,23]Can you stand a surety for him?
Yine de, zirvede NATO'nun Irak'ta yürüteceği ilk misyonun önü açıldı.Nevertheless, the summit has paved the way for NATO's first mission in Iraq.
Savunma bakanlığını RP lideri Fatmir Mediu yürütecek.The defence ministry will be run by RP leader Fatmir Mediu.
Mahkeme, Tarculovski'nin avukatlığını Antonio Apostolski'nin yürüteceğini açıkladı.The tribunal has announced that Antonio Apostolski will serve as Tarculovski's lawyer.
Mustafaj dışişleri bakanlığını yürütecek.He heads the foreign ministry.
Anlaşmanın satış danışmanlığını Deloitte & Touche yürütecek.Deloitte & Touche will act as sales adviser in the deal.
Yüksek temsilci ve AB özel temsilcisi olarak yürüteceğim görev de bu gerçeği yansıtacaktır.My job today, as high representative and EU special representative, must reflect this.
Bu, Kıbrıs halkının bizzat kendisi için yürüteceği bir süreç."This is a process that is by the people of Cyprus, and for the people of Cyprus."
Macar Demokrat Birliği dört, PUR ise üç bakanlığı yürütecek.The Democratic Union of Hungarians will have four seats, and the PUR three.
En fazla oyu alan aday, önümüzdeki beş önemli yıl boyunca cumhurbaşkanlığı görevini yürütecek.The candidate who wins the majority of votes will be president for the next five crucial years.
SETimes: Soruşturmalar yürütecek misiniz, yoksa sadece kanıt mı toplayacaksınız?SETimes: Will you conduct investigations or just collect evidence?
Diğer SPS üyeleri altyapı, enerji ve eğitim bakanlıklarını yürütecekler.Other SPS members will head the infrastructure, energy and education ministries.
Anlaşmaya göre, PSD ile PUR parlamento seçimleri için ortak bir kampanya yürütecekler.Under the deal, PSD and PUR will run a joint campaign for the parliamentary elections.
Makedon ekibinin koordinatörlüğünü Başbakan Vladimir Peşevski yürütecek.The Macedonian team will be co-ordinated by Deputy Prime Minister Vladimir Peshevski.
Kosova organ kaçakçılığı soruşturmasını ABD'li savcı yürütecekUS prosecutor to head Kosovo organ trafficking investigation
Türkiye, dönem başkanlığını 11 Mayıs 2011'e kadar altı ay süreyle yürütecek.Turkey will hold the chairmanship for a period of six months, until May 11th 2011.
Vuyanoviç, görevi önümüzdeki beş yıl boyunca yürütecek.He will hold office for the next five years.
Selmani, başbakan yardımcılığının yanı sıra sağlık bakanlığını da yürütecek.Besides serving as deputy prime minister, Selmani also is set to head the health ministry.
Bütün soruşturmaları yürütecek kapasiteye sahip olduklarını düşünmüyorum.I don't think they have the capacity to cover all investigations.
Olldashi'nin kampanyasını DP genel başkan yardımcısı ve meclis grubu başkanı Bamir Topi yürütecek.Olldashi's campaign will be run by DP deputy leader and parliamentary group chairman Bamir Topi.
Yunan Şirketler Derneği (UBCCE) 2009-2011 yılları arasında başkanlığı yürütecek.The Federation of Greek Enterprises will hold the presidency from 2009 to 2011.
Bu Yürütme Konseyi, seçimler gerçekleştirilene dek devlet işlerini yürütecekti.This Executive Council was to run the affairs of state prior to elections taking place.
Onun yokluğunda üç İsrailli ortak işlerini yürütecekti.Three Israeli associates would oversee his operations during his absence.[25]
Güney Ordular Grubu'nun bu şekilde ikiye bölünmesiyle her bir grubun yürüteceği harekâtlar farklılaştırıldı.ففعلوا ورضى كل واحد من الفريقين بذلك، وتحاجز الناس الحرب، وثبت كل قوم مع من حالفوا حتى ظهر الإسلام.
ABD’nin Illinois eyaletindeki Ovation Pharmaceuticals, ilacın ABD’de satışını yürütecek olan tek firma.Este é o único hospital fora dos Estados Unidos a obter essa certificação.
Bunun nedeni komutları yürütecek donanımın küçük tutulmasıydı.Це було дуже непогано для маленької фірми, що випускала трикари.
Bunun nedeni komutları yürütecek donanımın küçük tutulmasıydı.Syynä oli huollossa asennetut liian pienet pultit.
AMB’ler herhangi bir işlemi yürütecek şekilde tasarlanabilir fakat işlem ne kadar karmaşıksa maliyet artar.Poteten kan brukes til alt Hvordan har egentlig dyra det?
Graham, Ağustos 2005'te Charlotte, North Carolina'daki bir kütüphaneye gitmek için yürüteç kullanmıştır.Tháng 8 năm 2005, Graham đến dự buổi lễ đặt viên đá đầu tiên cho thư viện của ông tại Charlotte, Bắc Carolina.
Graham, Ağustos 2005'te Charlotte, North Carolina'daki bir kütüphaneye gitmek için yürüteç kullanmıştır.באוגוסט 2005, הופיע גרהאם בטקס חנוכת הספרייה שלו בשארלוט, צפון קרוליינה.
Ama başarısız olduğu için, sapma, dikkat dağılımı ve çarpıtmadan ibaret bir kampanya yürütecek.بناءاً على ماحققه وبكل استحقاق. ولكن لأنه فشل فأنه سيقود حملة من المغالطات
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Budeme postupovať tak, že vôbec netušíme, čo objavíme.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.De la manera en que vamos a hacerlo no tenemos ni idea de qué vamos a descubrir.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Kami tidak tahu apa yang akan kami temukan saat melakukan ini.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.무엇을 발견하게될 지 모른다는 것이 우리가 이 미션을 수행하는 방식입니다.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.La façon qu'on va mener çà, nous n'avons aucune idée de ce que nous découvrirons.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Nu avem nicio idee ce vom descoperi.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Per come stiamo conducendo questa ricerca non sappiamo cosa troveremo.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Przy takich badaniach nie wiemy, na co trafimy.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.So wie wir vorgehen werden, haben wir keine Ahnung davon, was wir entdecken werden.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Úgy vezetjük ezt az expedíciót, hogy nem tudjuk, mit fogunk felfedezni közben.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Vi har inte en aning om vad vi kommer att upptäcka.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.We hebben geen idee wat we gaan vinden.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Έτσι που έχουμε οργανώσει την αποστολή, δεν έχουμε ιδέα για το τι θα βρούμε.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Начинът, по който ще управляваме това, нямаме идея какво ще открием. Нямаме представа какво ще открием.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.Организовывать работу мы будем по принципу, что мы не знаем, что найдём.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.בדרך שבה אנו ננהל את זה אין לנו מושג מה אנו עומדים לגלות.
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.بالطريقة التي نتبعها في الإستكشاف
Bunu yürüteceğimiz yol -- henüz ne keşfedeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok.全くわからないんです
Bunu yürütecek olursam, program hâlâ çalışıyor.Si astfel de fapt vom folosii acel model, cu siguranta, in codul nostru.
Bunu yürütecek olursam, program hâlâ çalışıyor.Vraiment, c'est que une affectation.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod