yürür ile cümle

yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.12年間で約4千キロほど歩きました
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Alle sechs Monate laufen wir durch unterschiedliche Gegenden des Landes.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Cada seis meses recorremos diferentes partes del país.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Co pół roku wędrujemy przez różne części kraju.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Félévente megtesszük az utat az ország valamelyik részén.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.인도의 다른 지방을 다녔습니다.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.La fiecare 6 luni mergem în diferite părți ale țării.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Tous les 6 mois, nous voyageons dans différents endroits du pays.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.We op telkens op stap naar een andere locatie van het land.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Каждые 6 месяцев мы посещаем различные части страны.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.На всеки шест месеца обикаляме различни части от страната пеш.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.בחלקים שונים של הארץ.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.في مناطق مختلفة من البلاد
"Her hayatta bir kere, bir zaman gelir, tek başımıza dışarıya ve ışığın içine yürürüz.""O dată în fiecare viață, vine o vreme când plecăm singuri, spre lumină."
"Her hayatta bir kere, bir zaman gelir, tek başımıza dışarıya ve ışığın içine yürürüz.""Una vez en la vida, llega un momento, en que caminamos solos, hacia la luz. "
"Her hayatta bir kere, bir zaman gelir, tek başımıza dışarıya ve ışığın içine yürürüz.""Однажды в каждой жизни наступает время, когда мы уходим в полном одиночестве в свет".
"Her hayatta bir kere, bir zaman gelir, tek başımıza dışarıya ve ışığın içine yürürüz."葬儀で シンディは 最初から最後まで デリックの棺を運ぶと決めていました
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.În fiecare luni mă plimbam pe plajă, îmi porneam iPodul şi... mă întrebam ce e în neregulă cu mine.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.Każdego poniedziałku chodziłbym po plaży, włączał iPoda i... i zastanawiał się co jest ze mną nie tak.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.Ogni lunedi camminavo sulla spiaggia, con l'iPod, e... mi chiedevo che ci fosse di sbagliato in me.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.Todas as segundas ia à praia, ouvia o meu iPod e... perguntava-me o que estava errado comigo.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.Todos los lunes caminaría por la playa, encendería mi iPod, y... me preguntaría qué estaba mal conmigo.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.كل يوم اثنين أسيرعلى الشاطئ، واضعاً الآى بود.. و أتساءل ماذا بي
Hey, Pete. Geride dur. Nat'i yürürken çekeceğim.Voy a hacer una toma de Nat caminando.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.(118:3) Они не делают беззакония, ходят путями Его.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Berbahagialah orang yang hidup menurut kehendak TUHAN, dan tidak melakukan kejahatan
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.cari nu săvîrşesc nicio nelegiuire, şi umblă în căile Lui!
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Denn welche auf seinen Wegen wandeln, die tun kein Übel.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.de som icke göra vad orätt är, utan vandra på hans vägar.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.de, som ikke gør Uret, men vandrer på hans Veje.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.És nem cselekesznek hamisságot; az õ útaiban járnak.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Gelukkig zijn de mensen die geen misdaden begaan, maar leven zoals God wil.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Họ không làm trái phép công bình, Nhưng đi trong các lối Ngài.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Họ không làm trái_phép công_bình , Nhưng đi trong các lối Ngài .
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.I którzy nie czynią nieprawości, ale chodzą drogami jego.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.jotka eivät vääryyttä tee, vaan vaeltavat hänen teillään!
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.ki tudi ne delajo krivice, ampak hodijo po potih njegovih.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.실로 저희는 불의를 행치 아니하고 주의 도를 행하는도다
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Nečiní zajisté nepravosti, ale kráčejí po cestách jeho.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Non commette ingiustizie, cammina per le sue vie
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.og ikke gjør urett, men vandrer på hans veier.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Pues no hacen iniquidad los que andan en sus caminos
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.que não praticam iniqüidade, mas andam nos caminhos dele!
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Qui ne commettent point d`iniquité, Et qui marchent dans ses voies!
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Tí pravda nerobia neprávosti, ale chodia po jeho cestách.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.αυτοι βεβαιως δεν πραττουσιν ανομιαν εν ταις οδοις αυτου περιπατουσι.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Които и не вършат беззаконие, Ходят в пътищата Му.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.אף לא פעלו עולה בדרכיו הלכו׃
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.‎ايضا لا يرتكبون اثما. في طرقه يسلكون‎.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.這 人 不 作 非 義 的 事 . 但 遵 行 他 的 道
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.這人 不作 非義 的 事 . 但 遵行 他 的 道
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Byłem wówczas w Indiach i szedłem sobie ulicą, kiedy zobaczyłem malarza bilbordów.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Eram în India, şi mă plimbam pe străzi, şi am văzut un pictor de panouri publicitare.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Ero in India, e camminavo per strada, e c'era un pittore di cartelloni.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Estaba en India, caminando por las calles, y vi un pintor de carteles.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Ich war in Indien und lief eine Straße entlang und ich sah einen Plakatmaler.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Ik was in India en liep door de straten, en ik zag een reclameschilder.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.Indiában voltam, és az utcán sétáltam, amikor megláttam egy hirdetés festőt.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.J'étais en Inde, et je marchais dans les rues, et j'ai vu un peintre affichiste.
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.제가 인도에 있을 때, 길거리를 걷다가 극장 간판 화가들을 봤습니다.

İlgili Sayfalar