yürümeyi ile cümle
yürümeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Geceleri dışarıda yürümeyin!¡No salgan a caminar de noche!
Geceleri dışarıda yürümeyin!Nu ieşiţi la plimbare noaptea!
Geceleri dışarıda yürümeyin!'s nachts in je tent blijft!
Geceleri dışarıda yürümeyin!Wandern sie nicht umher in der Nacht!
Geceleri dışarıda yürümeyin!Μην περπατήσετε έξω τα βράδια!
Geceleri dışarıda yürümeyin!Не излизайте нощем!
Geceleri dışarıda yürümeyin!Только не гуляйте по ночам!
Geceleri dışarıda yürümeyin!אז בבקשה, אם אתם באים לנמיביה,
Geceleri dışarıda yürümeyin!ولا تتمشوا في الليل!
Geceleri dışarıda yürümeyin!自由に歩き回るクロサイの集住地があります
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.A fost locul în care am învăţat să merg.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.En effet, c'est là que j'ai appris à marcher
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.É veramente il posto in cui ho imparato a camminare
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Het was de plek waar ik leerde lopen.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.제가 걸음마를 배웠던 곳이구요.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Tam przecież nauczyłem się chodzić.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Und es war tatsächlich ein Ort, an dem ich laufen lernte.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Và đó thật sự là nơi tôi đã học cách bước đi.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Y era realmente el lugar donde aprendí a caminar.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Тя наистина беше мястото, където се научих да вървя.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.Я там научился ходить.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.והיא באמת הייתה המקום בו למדתי ללכת.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.ولقد كانت حقا المكان الذي تعلمت فيه المشي.
Gerçekten de yürümeyi öğrendiğim yer orasıydı.初めて言葉を発したのも
Islak sabahlarda özellikle yeşil yerlerde yürümeyi seviyorum.Ik vind het heerlijk om 's morgens in de regen te lopen, vooral daar waar het groen is.
Islak sabahlarda özellikle yeşil yerlerde yürümeyi seviyorum.J'aime marcher, les matins pluvieux, surtout où il y a de la végétation.
Islak sabahlarda özellikle yeşil yerlerde yürümeyi seviyorum.Me gusta caminar en la mañana húmeda sobre todo en sitios con mucho verde.
Islak sabahlarda özellikle yeşil yerlerde yürümeyi seviyorum.Μου αρέσει να περπατώ τα βροχερά πρωινά, κυρίως όπου υπάρχει πράσινο.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Älkää menkö vainiolle, älkää vaeltako tiellä, sillä vihollisen miekka - kauhistus on kaikkialla!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Chớ ra nơi đồng ruộng, chớ đi trên đường, vì gươm của giặc ở đó, khắp mọi nơi đều có sự kinh hãi.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Chớ ra nơi đồng_ruộng , chớ đi trên đường , vì gươm của giặc ở đó , khắp mọi nơi đều có sự kinh_hãi .
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå icke ut på marken, och vandra ej på vägen, ty fienden bär svärd; skräck från alla sidor!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå ikke ud på Marken og følg ej Vejen, thi Fjenden bærer Sværd, trindt om er Rædsel.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Gå ikke ut på marken og vandre ikke på veien! For fienden har sverd, det er redsel rundt omkring.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.너희는 밭에도 나가지 말라 길로도 행치말라 대적의 칼이 있고 사방에 두려움이 있음이니라
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Não saiais ao campo, nem andeis pelo caminho; porque espada do inimigo e espanto há por todos os lados.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Ne hodi na polje in na potu ne postajaj, kajti meč ima sovražnik, strah je kroginkrog!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.ne menjetek a mezõre, és az úton se járjatok; mert ellenség fegyvere, rémület [fenyeget] köröskörül.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Nevycházejte na pole, a na cestu nechoďte; nebo meč nepřítele a strach jest vůkol.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Nie wychodźcie na pole, i w drogę nie chodźcie; bo miecz nieprzyjacielski a strach w około.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Non uscite nei campi e non camminate per le strade, perché la spada nemica e il terrore sono tutt'intorno
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.No salgas al campo, ni vayas por el camino; porque la espada del enemigo y el terror están por todas partes
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Oj, nevyjdi na pole a nechoď na cestu, lebo tam meč nepriateľa, strach všade naokolo!
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Μη εξελθητε εις τον αγρον και εν οδω μη περιπατειτε διοτι η ρομφαια του εχθρου ειναι τρομος πανταχοθεν.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Не выходите в поле и не ходите по дороге, ибо меч неприятелей, ужас со всех сторон.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.Не излизайте на полето, и на път не ходете, Защото мечът на неприятеля и ужасът са от всяка страна.
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.אל תצאי השדה ובדרך אל תלכי כי חרב לאיב מגור מסביב׃
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.لا تخرجوا الى الحقل وفي الطريق لا تمشوا لان سيف العدو خوف من كل جهة
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.你 們 不 要 往 田 野 去 、 也 不 要 行 在 路 上 . 因 四 圍 有 仇 敵 的 刀 劍 、 和 驚 嚇
Kırlara çıkmayın, Yolda yürümeyin! Düşmanın kılıcı orada, Her yer dehşet içinde.你 們 不 要 往 田野 去 、 也不 要 行在 路上 . 因 四 圍 有 仇 敵 的 刀劍 、 和 驚嚇
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Aby nauczyć się poruszać i żyć samodzielnie potrzeba im kilku lat.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Aprendendo a viver por si mesmas, e serão precisos mais uns anos para as deixar andar por si mesmas. Narrador:
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Aprendiendo a vivir por sí mismas, y tomará un par de años más para dejarlas caminar por sí solas.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Ci vorrà un paio d'anni ancora perché camminino da sole.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Dans quelques années, elles marcheront toutes seules.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Học cách tự sinh tồn, và sẽ mất khoảng vài năm để chúng có thể tự đi lại.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.스스로 사는 법을 터득하면서요. 그들 스스로 걷게 하기 위해서는 몇년이 더 걸릴 것입니다.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Leren om zelfstandig te leven, en het zal nog een paar jaar duren voordat ze alleen kunnen lopen.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Megtanulni egyedül élni, és el fog még tartani további pár évig, hogy maguktól hagyhatjuk őket sétálni.
Tek başlarına yaşamayı ve kendi kendilerine yürümeyi öğrenmeleri birkaç yıl daha alacak.Naučiť sa žiť samostatne. Ešte to pár rokov zaberie, kým budú chodiť samostatne.