yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Alır Kim benim ölü vücudu üzerinde yürümek gerekir. "Той, хто отримує ви повинні йти через мій труп ".
Alır Kim benim ölü vücudu üzerinde yürümek gerekir. "Тот, кто получает вы должны идти через мой труп ".
Alır Kim benim ölü vücudu üzerinde yürümek gerekir. "أيا كان يجب أن يحصل على المشي على جثتي ".
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.É difícil andar com uma perna a que não estou habituado.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Es difícil acostumbrarse a andar con una pierna nueva.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Non è facile camminare con una gamba diversa.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Trochę ciężko chodzić na nie swojej nodze.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Vänta! Svårt att gå på ett ben man inte är van vid.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Vent! Svært at gå på et ben, man ikke kender.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Ουάου! Είναι δύσκολο να περπατήσω σε άλλο πόδι.
Alı,smadıgım bir bacakla yürümek gerçekten zor.Ой! Трудно ходить на ноге, к которой я не привык.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ale je to souvislý svět od chůze, jízdy na kole, řízení, létání... jsou lidé na všech úrovních.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ale je tu súvislý svet od chodenia, bicyklovania sa, jazdenia, lietania - ľudia na všetkých úrovniach.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.A svet se neprestano razvija od hoje in kolesarjenja do vožnje in letenja - ljudje smo na vseh nivojih.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Đây là một thế giới chuyển tiếp từ đi bộ, xe đạp, xe hơi đến máy bay-- mọi người ở đủ mọi tầng lớp.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Hay un mundo continuo de caminar, andar en bicicletas, conducir, volar, con gente en todos los niveles.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Heute ist es eine durchgängige Welt vom Gehen, Fahrradfahren, Autofahren bis hin zum Fliegen -- [Es gibt]
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.하지만 여기 끊임없는 세계가 있죠. 걷는 것으로부터 시작해 자전거를 타고 운전하고 비행하기까지의
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.la șofat și la zborul cu avionul. Există oameni la toate nivelurile.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Maar er is een ononderbroken wereld van lopen, fietsen, rijden, vliegen -- de mensen op alle niveau's.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ma c'è una continuità nel mondo da camminare, pedalare, guidare, volare -- persone su tutti i livelli.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Mamy ciągłość: chodzenie, jazda na rowerze, jazda samochodem, latanie, ludzie na wszystkich poziomach.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Men der er en kontinuitet i verden, fra at gå, cykle, køre til at flyve -- [der er] folk på alle trin.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Mutta tämä maailma on jatkuva, kävelystä pyöräilyyn, autoilusta lentämiseen -- kaikilla tasoilla on ihmisiä.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Но има продължителен свят от ходенето, карането на колело, карането, летенето -- хората на всички нива.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.אבל זהו עולם מתמשך מהליכה, רכיבה על אופניים, נהיגה, טיסה --
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.バイクに乗る事 運転する事 飛行機に乗る事まで 連続的に分布した世界です
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Ale nie chodzili synowie jego drogami jego; lecz udali się za łakomstwem, i brali dary, a wywracali sąd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Fiii lui Samuel n'au călcat pe urmele lui; ci se dădeau la lăcomie, luau mită... şi călcau dreptatea.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.그 아들들이 그 아비의 행위를 따르지 아니하고 이를 따라서 뇌물을 취하고 판결을 굽게 하니라
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Men hans sønner vandret ikke på hans veier, men søkte bare egen vinning og tok imot gaver og bøide retten.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Nechodili pak synové jeho po cestách jeho, ale uchýlili se po lakomství, a berouce dary, převraceli soud.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.No, jeho synovia nechodili po jeho cestách, ale sa podali za ziskom a brali úplatok a krivili súd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Но сыновья его не ходили путями его, а уклонились в корысть и брали подарки, и судили превратно.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ולא הלכו בניו בדרכו ויטו אחרי הבצע ויקחו שחד ויטו משפט׃
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ولم يسلك ابناه في طريقه بل مالا وراء المكسب واخذا رشوة وعوّجا القضاء.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒 子 不 行 他 的 道 、 貪 圖 財 利 、 收 受 賄 賂 、 屈 枉 正 直
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒子 不 行 他 的 道 、 貪圖 財利 、 收受 賄賂 、 屈枉 正直
AM: Evet, kesinlikle yürümem gerkiyor, ve denge, biraz, onların içinde bir parça sanat gibi.Mda, chiar trebuie să mă misc, şi e o artă să îţi păstrezi echilibrul pe ele.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti.Ale neexistovalo nic, co by mně umožnilo opět chodit...
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti.하지만 제가 걸을 수 있도록 고안된 것은 전혀 없었습니다.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Aber nichts wurde erfunden, das mich wieder gehen lassen würde, bis jetzt.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Dar nu s-a inventat nimic care să mă ajute să merg, până acum.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.De semmit sem találtak föl, ami lehetővé tette volna számomra, hogy járjak, egészen mostanáig.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Maar niets werd uitgevonden dat mij in staat stelde om te lopen, tot nu toe.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Mais rien n'a été inventé qui me permette de marcher, jusqu'à présent.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Ma non era stato inventato nulla che mi permettesse di camminare, fino ad oggi.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Mas não havia nada inventado que me permitisse andar. até agora.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Men ingenting har någonsin uppfunnits som gör att jag kan gå, fram tills nu.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Mutta ei ole keksitty mitään, mikä saisi minut kävelemään, ennen tätä.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Namun tidak ada penemuan alat baru yang membuat saya dapat berjalan hingga sekarang.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Nhưng chưa từng có thiết bị nào được phát minh mà có khả năng giúp tôi đi lại được, cho tới giờ.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Nic jednak nie pozwoliło mi zwyczajnie chodzić, aż do dziś.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Pero no han inventado nada que me permita caminar, hasta ahora.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Αλλά δεν έχει εφευρεθεί τίποτα που θα μου επέτρεπε να περπατήσω, έως τώρα.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Але ще не винайшли те, що зробило б мене здатною ходити, до цього дня.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Но не было изобретено ничего, что позволило бы мне ходить до настоящего момента.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.Но нищо не бе изобретено, което да ми даде възможността да ходя, до сега.
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti.אך שום דבר לא הומצא שיאפשר לי ללכת,
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti.ولكن لم يتم اختراع اي شيء من قبل يمكننا من المشي