yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Postane yürüme mesafesindedir.The post office is within walking distance.
Yürümektense bir taksi tutmayı tercih ederim.I'd prefer to take a taxi rather than walk.
Tom ve Mary birlikte uzun bir yürüyüşe çıktı.Tom and Mary went on a long hike together.
Bazen okula yürüyorum, fakat sıklıkla değil.I sometimes walk to school, but not often.
Tom yürüyüşe çıkmak istemedi.Tom didn't want to go out for a walk.
Tom ve Mary birlikte okula yürürler.Tom and Mary walk to school together.
Tom yürüyüşe çıkmak istemiyor.Tom doesn't want to go for a walk.
Tom parkta yürüyüşe çıktı.Tom went for a walk in the park.
Tom yürüyüşe çıkmak istedi.Tom wanted to go out for a walk.
Dün gece eve yürümek zorunda kaldım.I had to walk home last night.
Sık sık okula yürümüyorum.I don't often walk to school.
Tom yürümek istiyordu.Tom wanted to go for a walk.
Sanırım bir yürüyüşe çıkacağım.I think I'll go for a walk.
Tom eve yürüyecek.Tom is going to walk home.
Tom yürümek istemiyor.Tom doesn't want to walk.
Tom yürümek istemedi.Tom didn't want to walk.
Oraya yürüyebilirsin.You can walk there.
Çok mu hızlı yürüyorum?Am I walking too fast?
Çok hızlı mı yürüyorum?Am I walking too fast?
Çocuklarla yürüyüşe çıkmalısınız.You should go out for a walk with the children.
Lütfen köpeğini yürüyüşe çıkarır mısın?Could you please take the dog out for a walk?
Akşam yemeğinden sonra köpeği yürüyüşe çıkardım.After eating dinner, I walked the dog.
Tom buraya yürüyerek geldi.Tom arrived here on foot.
Seninle süpermarkete kadar yürüyeceğim.I'll walk with you as far as the supermarket.
Kalktım ve pencereye doğru yürüdüm.I got up and walked over to the window.
Yürüyüşe çıkmak istemiyorum.I don't want to go for a walk.
Neredeyse hiçbir yere yürüyerek gitmem.I almost never walk anywhere.
Tom odanın diğer tarafına doğru yürüdü.Tom walked to the other side of the room.
Gelecek pazartesi yürüyüşe çıkabilir miyiz?Can we go hiking next Monday?
Yürümek istemiyorum.I don't want to walk.
Buraya yürüyerek geldim.I got here on foot.
Yürümeyi tercih ediyoruz.We prefer to walk.
Sahilde yürüyelim.Let's walk on the beach.
Tom ve ben birlikte yürüyüşe çıkmaktan keyif alırız.Tom and I enjoy taking walks together.
Tom her gün okula yürüyor.Tom walks to school every day.
Tom her gün okula yürümüyor.Tom doesn't walk to school every day.
Sami, Kanada'nın geniş, vahşi doğasında yürüyüşe bayılıyordu.Sami loved hiking in the vast Canadian wilderness.
Tom eve yürür.Tom walks home.
Yürüyerek gitmeyi tercih ediyoruz.We prefer to go on foot.
Tom genellikle eve yürür.Tom usually walks home.
Tom neredeyse her gün Mary ile eve yürür.Tom walks home with Mary almost every day.
Tom otobüsle okula gider, ancak genellikle eve yürür.Tom goes to school by bus, but he usually walks home.
Sami eve yürüdü.Sami walked in the house.
Tom bileğini burktu ve eve yürüyerek gidemeyecek.Tom has sprained his ankle and won't be able to walk home.
Sami yürüyerek yatak odasından çıktı.Sami walked out of the bedroom.
Bizimle yürüyüşe çıkmak ister misin?Do you want to go hiking with us?
Tom cam pencereye doğru yürüdü.Tom walked right into the glass window.
Sami evin etrafında yürüyordu.Sami was walking around the house.
Tom taze karda eve sarhoş olarak yürüdü.Tom walked home drunk in the fresh snow.
Tom ve ben birlikte her sabah parkta bir yürüyüşe çıkıyoruz.Tom and I take a walk in the park together every morning.
Sami ve komşuları, Leyla'yı desteklemek için yürüyüş yaptılar.Sami and his neighbors rallied to support Layla.
Ben hep okula yürürdüm.I used to always walk to school.
Senin yaşındayken okula yürürdüm.I used to walk to school when I was your age.
Tom genellikle köpeğimizi yürüyüşe çıkaran kişidir.Tom is usually the one who takes our dog out for a walk.
Sami'nin ilaçları onu yürüyen zombi gibi hissettirdi.Sami's medications made him feel like a walking zombie.
Uzun yürüyüşünden yoruldu.He was exhausted from his long march.
Sami bir yürüyen merdiven tamir ediyordu.Sami was fixing an escalator.
Sami kamyonuna doğru yürüyordu.Sami was walking towards his truck.
Aşıklar kol kola yürüdüler.The lovers walked arm-in-arm.
Sami, geniş Rus vahşi doğasında yürüyüşe çıkmayı seviyordu.Sami loved hiking in the vast Russian wilderness.

İlgili Sayfalar