yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Yürüyebilir misin?Can you walk?
O, her sabah yürür.He takes a walk every morning.
Koşmadan önce yürümelisin.You must walk before you can run.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.I think it's dangerous to walk alone at night.
Tom adanın etrafında yürüdü.Tom walked around the island.
Polonyalı arkeologlar Sudan'da bilimsel çalışmalar yürütmektedirler.Polish archaeologists are conducting scientific studies in Sudan.
Bay Smith her sabah yürümeyi bir kural olarak benimsiyor.Mr. Smith makes it a rule to take a walk every morning.
Canım çok hızlı yürümek istemiyor.I don't feel like walking so fast.
Uzun bir süre yürüdük.We walked for a long time.
Yürüyüşe gidiyorum.I'm going for a walk.
Yürüyüşe çıkıyorum.I'm going for a walk.
Atlantic City ahşap yürüyüş yoluyla ünlüdür.Atlantic City is famous for its boardwalk.
Taksi yoktu bu nedenle eve yürümek zorunda kaldım.There was no taxi, so I had to walk home.
Taksi olmadığı için eve yürümek zorunda kaldım.Since there was no taxi, I had to walk home.
Son otobüsü kaçırdım ve eve yağmur altında yürüyerek gitmek zorunda kaldım.I missed the last bus and had to walk home in the rain.
O, Telefon dinlemesinin üstlerinin emirleri ile yürütüldüğü şeklinde ifade verdi.He testified that the wire-tapping was carried out at the behest of his superiors.
Tom yalnız başına yürüdü.Tom walked alone.
Neden parkta yürümek istediğini söylüyorsun?Why are you saying you want to walk in the park?
Ay üzerinde on iki kişi yürüdü.Twelve people have walked on the moon.
Tom gece yürüyüşler yapıyor.Tom has been taking walks at night.
Tom gece yürüyüşler yapmayı sevmez.Tom likes taking walks at night.
Ben yürüyerek gittim.I went on foot.
Yürüyerek gittim.I went on foot.
Babam parkta yürüyüş yapıyor.Dad is taking a walk in the park.
Uzun zaman önce insanlar yürüyerek seyahat ederlerdi.Long ago, people used to travel on foot.
Canım yürüyüş için dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out for a walk.
Dükkana yürüyordu ama onun evinin yanında durdu.He was walking to the store, but stopped next to her house.
Küçük çocuk annesiyle birlikte yürüyüşe çıkar.The little boy goes for a walk with his mother.
Her sabah yürüyüşe giderim.I go for a walk every morning.
Büyükbabam bastonsuz yürüyemez.My grandfather cannot walk without a walking stick.
Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktık.After breakfast, we went for a walk.
Emeklemeden önce yürümeye çalışma.Don't try to walk before you can crawl.
Çimlerde yürümek yasak ama ya koşmak?It's illegal to walk on the grass, but what about running?
Koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz.We must learn to walk before we can run.
Koşmadan önce yürümeyi öğren.Learn to walk before you run.
Yürümek güzeldir.Walking is nice.
İnsanlar kaldırımda yürür. Arabalar caddeleri geçer.People walk on the sidewalk. Cars cross the streets.
Birkaç gün içinde yürüyebilmelisin.You should be able to walk in a few days.
Şimdiye kadar ilk defa bir bastonla yürüdüm.This is the first time I've ever walked with a stick.
Buna bazen utanç yürüyüşü denilir.This is sometimes called the walk of shame.
Yürü git işine.Why don't you go fly a kite?
Metro istasyonuna yürümek benim on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Metro istasyonuna yürümem on dakika sürdü.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Ben bir baston olmadan yürüyemem.I cannot walk without a stick.
Hiç ördek gibi yürüdün mü?Have you ever walked like a duck?
Böyle tuhaf bir kıyafetle sokakta yürüyemezsin.You cannot walk the streets in such a strange outfit.
Tozlu ve kayalıklı yollarda yürümeyi severim.I like walking on dusty and rocky trails.
Eğer erken yürümeye başlasaydı şimdiye kadar gelirdi.If he had started walking early, he would have arrived by now.
Gece gündüz yürüyebilirim.I can walk day and night.
Yağmurda bir hafta yürüyebilirim.I can walk for a week under the rain.
Normal bir insan gibi yürümek istiyorum.I'd like to walk like a normal person.
O, işi oğullarıyla yürütüyor.He runs the business with his sons.
O, işleri kızlarıyla yürütüyor.She runs the business with her daughters.
O bir yürüteç yardımıyla yürümektedir.She gets about with the help of a walker.
Yaşlı adam parkta yürüyüş yapıyor.The old man is taking a walk in the park.
Tom eve doğru yürüdü.Tom walked into the house.
Yürüyüş yapmaya git.Go take a walk.
Bu yoldan yürü.Walk this way.
Cookie'nin yürüyüşe ihtiyacı var.Cookie needs a walk.
Köpeğimin yürüyüşe ihtiyacı var.My dog needs a walk.

İlgili Sayfalar