yükselmek ile cümle

yükselmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fiyatlar tekrar yükselmek üzere.Prices are about to go up again.
Ücretler yükselmek üzere.Fees are about to go up.
Geçici Arnavut Hükümeti onlara organize olmak ve yükselmek için ortak bir isyan önermişti.The temporary Albanian government proposed to them a common revolt to be organized and risen.
Termodinamiğin ikinci kanununa göre, entropi her zaman yükselmektedir.According to the second law of thermodynamics, entropy always increases.
Medyaya yönelik eğitim alanındaki aktivitelerin önem derecesi yükselmektedir.The significance of activities in the field of media-related education has increased.
"Sine-i millet" sesleri yükselmekteydi.Has it made men more pious?
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.Hearing this, they lowered their spears for him.
Resimde büyük bir dalga üç tekneyi tehdit ederken Fuji Dağı arka planda yükselmektedir.It depicts three boats being threatened by a large wave while Mount Fuji rises in the background.
Yaz mevsiminde ise zaman zaman 300'e kadar yükselmektedir.On Saturdays only this rises to three per hour each way.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.Attention: Ascension!
Yükselmek anlamı içerir.Let there be increase!
Hindistan levhasının Asya'ya çarpması halen devam etmekte ve Himalayalar yılda 1 cm yükselmektedir.Their continued convergence raises the height of the Himalayas by 1 cm each year.
Aynı zamanda büyücülük dünyasında yeni bir karanlık yükselmektedir.In the very heart of the magic, darkness is growing.
Sıcaklık yazları 35 dereceye kadar yükselmektedir.In summer the temperature reaches 35 degree Celsius.
Ferrari'nin bakış açısından yeni bir rakip yükselmektedir.New model investment further up in the Ferrari range also received a boost.
Edge ve Christian artık tekli alanda yükselmek istemiştir.Edge and Christian started fighting on the entrance rampway.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Stems striate, prostrate or ascending.
Hızla yükselmektedir.He speeds up.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.My ideal is progress.
Yükselmek isteyen bir insan bunu başarabilmek için bazı şeylerin üstünü kapamalıdır.We're helping our Committee member get rid of his rival.
Bildiğiniz gibi bunlar bazı yönleriyle yükselmekte olan ülkeler.You know, these are the towering countries that kind of define this concept.
Geminin tek yapabildiği dans edip dalgalarla birlikte alçalıp yükselmekti.And all the ship can do is to dance and pitch along with the waves.
İşte bu yüzden Almanya ihtişamla yükselmekte ve İngiliz Krallığı dağılmakta.That is why Germany is great and the British Empire is crumbling.
*Yükselmek için daha fazla okul yok. Çocuklar, dokumacýlar...*Em Ghent não tem padres como ele.
Bir seviye yükselmek için sınırlarLimits to increase a level
Bir seviye yükselmek için gerekli, dakikadaki karakter sayısıNumber of chars per minute to increase a level
Bir seviye yükselmek için gerekli doğruluk yüzdesiPercentage of correctness to increase a level
Ülkenin doğusunda ise bu oran %40'a yükselmekte.In the East of the country, this number goes up to 40%.
Türkiye, umarım yükselmekte olan Arap demokrasisi için büyük bir esin kaynağı."Turkey is a great inspiration for hopefully rising Arab democracy."
Harci: Çok zor ve hatta o makamda kalmak, oraya yükselmekten daha da zor.Harxhi: It is very difficult, and it is more difficult to stay up there than to climb there.
Boga'nın aşağısında kanyonun derinliği 100 metreye yükselmektedir.Below Boga, the depth of the canyon rises to 100 meters.
Birçoğunun başka bir sınıfa yükselmek için izlediği yollardan biri orduya kaydolmaktı.One of the routes that many followed to ascend to another caste was through enlistment in the army.
Zemin eğimi kuzey ucundan güney yönüne doğru yükselmektedir.[1]The ground slope rises from the north end towards the southern direction.[12]
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarında bu planlarını unuttular.Auch als er von diesen Abstand nahm, deckte er diese Pläne nicht auf.
Yükselmek anlamı içerir.Hoog bedeutet höher.
Nem oranı %85lere kadar yükselmektedir.Der Export steigerte sich auf bis zu 58 Prozent.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Prellen bedeutet ursprünglich stoßen, aufschlagen, hochschleudern.
Medyaya yönelik eğitim alanındaki aktivitelerin önem derecesi yükselmektedir.Die Unternehmensgruppe engagiert sich schwerpunktmäßig im Bereich der Medizinforschung.
Kola Körfezi'ndeki yarıdinal gelgitler dört metreye kadar yükselmektedir.Der Tidenhub in der Kola-Bucht erreicht eine Höhe von vier Metern.
Doğduğu halkın üzerinde yükselmektedir.Er entstammte dem Adelsgeschlecht derer von Loeben.
Üst lige yükselmek bundan sonra kolay olmayacaktı.La montée depuis l’étage inférieur n’était pas automatique.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.Ils auraient alors attaqué pour s'emparer de leur part du butin,.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.Dernier Évangile : debout.
Nem oranı %85lere kadar yükselmektedir.Le Oui l'emporte avec 58%.
Taraftarların beklentisi yeniden yükselmekti.Les effectifs du parti recommencent à augmenter.
Yaz mevsimi geldiği zaman nüfus 10.000 civarına yükselmektedir.En période estivale, la population dépasse les 10 000 habitants.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.3.- Escalar, estar de pie.
Baharat miktarında azalma olmasına rağmen acı seviyesi daha yükselmektedir.A pesar de su eficacia la escalera del dolor se cuestiona cada vez más.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.Destino, ascensos, retiros.
Termodinamiğin ikinci kanununa göre, entropi her zaman yükselmektedir.La segunda ley de la termodinámica afirma que la entropía en el Universo siempre se incrementará.
Bu göç sebebiyle köyde yaşayan nüfus her geçen yıl azalmakta ve haliyle yaş ortalaması da yükselmektedir.Tras caer la maldición sobre todo el pueblo, los vecinos también se convertirán cada 100 años.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Recojamos el símbolo: ¡Subir, subir!.
Nem oranı %85lere kadar yükselmektedir.Por tríos bajaba al 85%.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.Ma essi infine la perdonano.
Resimde büyük bir dalga üç tekneyi tehdit ederken Fuji Dağı arka planda yükselmektedir.Rappresenta tre imbarcazioni minacciate da una grande onda con il Monte Fuji che sorge sullo sfondo.
Bu oran şehirlerde %43'e kadar yükselmektedir.La popolazione si addensa nelle aree urbane per il 64%.
Durum böyle olunca da mahalle halkının hayat kalitesi yükselmektedir.Cosa che incrementa viepiù il benessere delle popolazioni limitrofe.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.И то, что они склонны были преступить, Они исправлили этим мужеством.
Medyaya yönelik eğitim alanındaki aktivitelerin önem derecesi yükselmektedir.Теперь меньше внимания уделяется воздействию масс-медиа на аудиторию.
Cami binasının dört kubbesinin ortasında büyük kubbesi ve tek minaresi yükselmektedir.Среди четырёх угловых куполов возвышается центральный купол и минарет.
İlgili Sayfalar