yükselme ile cümle
yükselme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben, kalbim heyecanla atarken perdenin yükselmesini bekledim.I waited for the curtain to rise with my heart beating in excitement.
Doların değeri enflasyonun yükselme oranında düşer.The value of the dollar declines as the rate of inflation rises.
Yine bugün oldukça soğuk, ama yarın sıcaklığın yükselmesini bekliyoruz.It is rather cold again today, but tomorrow we expect the temperature to rise.
Dünya nüfusu yükselme eğilimindedir.The world's population tends to increase.
Denizaltı bir daha yükselmeyecek şekilde battı.The submarine sank, never to rise again.
Onun iyi bir yükselme şansı olan bir işi var.She has a job with good prospects.
Fiyatlar tekrar yükselmek üzere.Prices are about to go up again.
Fiyatlar yükselmeye devam ediyor.Prices keep on soaring.
Fiyatlar yükselmeye devam edecek.Prices will continue to go up.
Fiyatlar yükselmeye devam etti.Prices continued to rise.
Okyanusların önümüzdeki yüzyılın sonuna kadar 50 santimetre yükselmesi bekleniyor.Oceans are expected to rise by 50 centimeters by the end of the next century.
Benzinin maliyeti yükselmeye devam ediyor.The cost of gasoline keeps on going up.
Yükselme hızı irtifadaki süreyle ters orantılı olabilir.Rapidity of rise may be inversely proportional to duration at altitude.
Ücretler yükselmek üzere.Fees are about to go up.
Dünya nüfusu yükselmeye devam ederse herkesi nasıl besleyeceğiz?How will we feed everyone if the world's population keeps rising?
Kime oy verirsen ver, fiyatlar yükselmeye devam edecek.Whoever you vote for, prices will go on rising.
Benzin fiyatlarının hızla yükselmesine asla alışamayacağım.I'll never get used to skyrocketing prices for gasoline.
Ben bir adrenalin yükselmesi yaşıyorum.I'm having an adrenaline rush.
Maliyetler yükselmeye devam etti.The costs kept rising.
Zaten fiyatlar yükselmeye başladı.Prices have already started going up.
O yükselmeyi hak ediyorum.I deserve that raise.
Bu başarısı onu Caesar rütbesine yükselmesine neden olmuştur.For this success, he was raised to the rank of Caesar.
Premier League ve EFL Championship arasında bir düşme ve yükselme sistemi mevcuttur.A system of promotion and relegation exists between the Premier League and the EFL Championship.
Aktif tektonik yükselme nedeniyle, Logan Dağının yüksekliği hala yükseliyor.Due to active tectonic uplifting, Mount Logan is still rising in height.
Dağlar yükselmeye, Ovalar alçalmaya başladı.They began to pour out of the mountains and take up arms.
Azami yükselme açısı olan 45° yetersiz kalıyordu.The maximum elevation angle of 45° was considered insufficient.
EA, bu kulübü 128 yıllık bekleyişten sonra Football League'e yükselmesinden dolayı seçmiştir.EA chose the club after they were promoted to the Football League after a 128-year wait.
Irak'ta, Saddam Hüseyin ülkeyi modernleştirmeye yardımcı olarak iktidara yükselmeye başladı.In Iraq, Saddam Hussein began to rise to power by helping to modernize the country.
Geçici Arnavut Hükümeti onlara organize olmak ve yükselmek için ortak bir isyan önermişti.The temporary Albanian government proposed to them a common revolt to be organized and risen.
Termodinamiğin ikinci kanununa göre, entropi her zaman yükselmektedir.According to the second law of thermodynamics, entropy always increases.
Bu dava, ülkedeki antisemitizmin yükselmesindeki ana sebeplerdendir.The case was one of the main causes of the rise of antisemitism in the country.
Cruiserweight Classic finaline T.J. Perkins ve Gran Metalik yükselmeyi başardı.The final of the Cruiserweight Classic came down to T.J. Perkins and Gran Metalik.
Adam, yükselme peşinde olan bir kişidir.He seems to be waiting for a lift.
8 Mayıs 2018'de ilk yarı finalden büyük final'e yükselmeyi başardı.On 8 May 2018, she qualified from the first semi-final to the grand final.
Medyaya yönelik eğitim alanındaki aktivitelerin önem derecesi yükselmektedir.The significance of activities in the field of media-related education has increased.
Az miktarda gürültü amplifikatör çıkışının biraz yükselmesine neden olabilir.A small amount of noise can cause the amplifier output to rise slightly.
Net ithalatın 2010 yılına kadar günde 3.5 milyon varile (560,000 m³) yükselmesi beklenmektedir.Net imports are expected to rise to 3.5 million barrels (560,000 m3) per day by 2010.
Bu sayede fiyat politikası yükselme eğilimi gösterir oluyordu.Politically it was easier raise the tariff.
Deprem deniz tabanının birkaç metre yükselmesine neden oldu.The break caused the sea floor to rise by several metres.
"Sine-i millet" sesleri yükselmekteydi.Has it made men more pious?
Örneğin, asla güneşin yükselip yükselmediğini düşünmez, yalnızca güneşin yükseleceğini varsayarız.For example, we never ponder whether or not the sun will rise.
Bu dengeyi korumak için, su başka yerlerde yükselmelidir.To maintain a balance, water must be rising elsewhere.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.Hearing this, they lowered their spears for him.
Topun çok büyük bir yükselme açısı vardı ve kolaylıkla parçalanıp atlar tarafından taşınabiliyordu.The gun had high elevation angle and could be quickly dismantled for transporting by pack horses.
Çünkü ses düzeyinde hissedilir bir yükselme sağlandı.""Muhalif ses yükseliyor".
3. yüzyılın başlarında Pars etkisi tekrar yükselmeye başladı.By the early 3rd century, Persian influences were on the rise again.
Komünizm korkusu yükselmeye başlamıştı.Public fear of terrorism will increase.
Dağlar yalnız orada değil, dünyanın başka taraflarında da henüz fazla yükselmemişti.Revelstone is located at the western limit of the Land; beyond is only mountainous wastes.
Resimde büyük bir dalga üç tekneyi tehdit ederken Fuji Dağı arka planda yükselmektedir.It depicts three boats being threatened by a large wave while Mount Fuji rises in the background.
Olgunluk, mükemmellik, yükselme anlamlarına sahiptir.Discipline, great want of improvement.
Yükselmeler doğusunda en fazladır.Elevations are greatest in the east.
Askeri eğitimini tamamladıktan sonra Hollanda ordusunun yükselmeye başladı.Having completed his military education, he began to climb up the ranks of the Dutch army.
2003 yılından sonra Fenerbahçe'nin başarı çizgisi tekrar güçlü bir şekilde yükselmeye başlamıştır.In 2003, Bernardinho's star shone even stronger.
Yaz mevsiminde ise zaman zaman 300'e kadar yükselmektedir.On Saturdays only this rises to three per hour each way.
O zamandan beri büyük ölçüde turizmin yükselmesi için vize rejimi liberalize edilmiştir.Since then the visa regime has been greatly liberalised with a resultant increase in tourism.
Ancak son yıllarda da özel üniversitelerin sayısında bir yükselme olmuştur.In recent years there has been a surge in the number of private schools.
Nazzam, doğa felsefesine dayanmıştır ve ona dayanarak Allah fikrine yükselmeye çalışmıştır.Then Ishtar sets his zoo of monsters free, and Jened attempts to capture the Lord of the Sea.
Yine bu sebepten bebek ölüm oranları yükselmeye başladı.At the same time, infant mortality began to rise.
Üretimdeki artış, halkın yaşam standartlarının yükselmesine yol açıyordu.High rates of growth in production created conditions for raising living standards of the people.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.Attention: Ascension!