yüksel ile cümle
yüksel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sıcaklıklar yükseldikçe, serin tutmak için bitkiler daha fazla suya ihtiyaç duyarlar.As temperatures rise, plants need more water to keep cool.
Deniz seviyesi yükseliyor.The sea level is rising.
Işıklar söndü ve perde yükseldi.The lights went down and the curtain went up.
Biz fiyatlarımızı yükselteceğiz.We're going to raise our prices.
Kan basıncın kışın yükselebilir.Your blood pressure may go up in the winter.
Kârlarımızı yükseltmek için ne yapabiliriz?What can we do to increase our profits?
Tüm fiyatlar yükseldi.All prices have risen.
Uzun vadeli faiz oranları yükseldi.Long-term interest rates have surged.
Altın vadeli işlemleri hızla yükseldi.Gold futures were sharply higher.
Tom sesini biraz yükseltti.Tom raised his voice a little.
Tom ilk sıraya yükseldi.Tom moved up to first place.
Tom birinci sıraya yükseldi.Tom moved up to first place.
Dün petrol fiyatları yükseldi.Oil prices rose yesterday.
Kira gittikçe yükseliyor.Rent is getting higher.
Altın daha da yükseliyor.Gold is going higher.
Onların ücretleri yükseldi.Their wages went up.
Borcu yüz dolara yükseldi.His debt increased to one hundred dollars.
2008 yılında dünya et üretimi 300 milyon tona yükseldi.In the year 2008 the world meat production increased to 300 million tons.
Seni çok iyi duyamıyorum. Sesini yükseltebilir misin?I can't hear you very well. Can you speak up?
Patron bir haftalık ücretimi yükseltti.The boss advanced me a week's wages.
İlk olarak sesimi yükselttim.I spoke up first.
Çatışma hızla futbol maçından diplomatik bir krize yükseldi.The conflict quickly escalated from a soccer game to a diplomatic crisis.
Kahve fiyatları neden yükseliyor?Why have coffee prices been going up?
Kahve fiyatları neden yükseldi?Why have coffee prices gone up?
Deprem yüzünden dünyanın yüzeyi yükseldi.The surface of the earth rose due to the earthquake.
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde yükselişini izledi.Tom and Mary watched the sun rise over the ocean.
US Federal Reserve faiz oranlarını %1'e yükseltti.The US Federal Reserve has raised interest rates to 1%.
Güneş zaten yükselmiş.The sun is already up.
O yükselmeyi hak ediyorum.I deserve that raise.
Tom'un babası albay rütbesine yükseldi ve başkente devredildi.Tom's father rose to the rank of colonel and was transferred to the capital.
Ekmek fiyatı on yen yükseldi.The price of bread rose by ten yen.
Yükselen güneş gökyüzünü parlak bir renk karışımıyla süsledi.The rising sun bathed the sky in a brilliant blend of colours.
Kiramız yükseldi.Our rent has gone up.
ABD ve Rusya arasındaki gerginlikler yükselişte.Tensions between the USA and Russia are on the rise.
Sesini yükselt, Tom. Seni duyamıyorum.Speak up, Tom. I can't hear you.
Sami yükselen bir tenis yıldızıydı.Sami was a rising tennis star.
Sami'nin evinden alevler yükseldi.Sami's house erupted in flames.
Yükselen burcun ne?What's your ascendant?
Yükselenin ne?What's your ascendant?
Tom çıtayı çok yükseltti.Tom took it to a whole new level.
Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu.But a spring rose out of the earth, watering all the surface of the earth.
Yükselen sular dağları on beş arşın aştı.The water was fifteen cubits higher than the mountains which it covered.
Sami'nin umutsuzluğu daha da çok yükseldi.Sami's desperation went even higher.
Tatoeba'da Tom fobisi yükselişte.Tom-phobia is on the rise on Tatoeba.
İslamofobi, yükselen bir problemdir.Islamophobia is a problem that's on the rise.
Raporda ayrıca deniz seviyelerinin eskisinden daha hızlı yükseldiği tespit edildi.The report also found sea levels were rising faster than before.
Ateşi yükseliyor.Her fever is getting worse.
Sesimi yükselttim.I raised my voice.
Ölüm riski, yaş yükseldikçe çok artıyor.The risk of dying increases greatly with age.
Tuna nehri yükseliyor.The River Danube rises.
Standartlarınızı yükseltmeniz gerekir.You need to raise your standards.
Satranç turnuvasında çeyrek finale kadar yükseldim.I went through to the quarter-finals in the chess tournament.
Ateşinizin yükseldiğini hissediyor musunuz?Do you feel like you have a fever?
Fiyatlarımızı yükselttik.We've raised our prices.
Sinir kat sayımı en çok yükselten şey bu.This is my biggest pet peeve.
Karl iktidara yükseldi.Karl rose to power.
"Sokak Siyasetinin Bir Örneği Olarak Yüksel-Konur Sokaklar"."Sokak Siyasetinin Bir Örneği Olarak Yüksel-Konur Sokaklar".
"Tarkan Fransa ve Belçika'da pop listelerinde hızla yükseliyor"."Tarkan Fransa ve Belçika'da pop listelerinde hızla yükseliyor".
"Avrupa'da ırkçılığın tehlikeli yükselişi"."Avrupa'da ırkçılığın tehlikeli yükselişi".
Yine de milyonlarca Britanyalı işçi sınıfı Margaret Thatcher'ın yükselişini destekledi.Yet millions of working class Britons backed the rise of Margaret Thatcher.
İlgili Sayfalar