yüksek ile cümle

yüksek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yüksek tansiyonunuz var mı?Do you have high blood pressure?
Nehir yüksektir.The river is high.
İkinci katta veya daha yüksekte bulunan bir daire arıyorum.I am looking for an apartment located on the second floor or higher.
Yüksek vergiler hakkında büyük bir kızgınlık vardı.There was enormous resentment over high taxes.
Yüksek geliri ona bir refah ömür sağladı.His high income afforded him a life of prosperity.
O kadar yüksek sesle sesle konuşuyorsun ki seni birinci katta bile duyabiliyorum.You speak so loudly I can even hear you on the first floor.
Tom gökyüzünün baş döndürücü yüksekliğinden şehre baktı.Tom looked down upon the city from the dizzying height of the skyscraper.
Hayır, köyümdeki evler yüksek değil ama bahçeler büyüktür.No, the houses in my village aren't tall, but the gardens are big.
Sirenler yüksek sesle çaldı.Sirens blared.
Sandalyenin yüksekliği ayarlanabilir.The chair's height is adjustable.
Tom ve ben ikimiz de olabildiğince yüksek sesle bağırdık.Tom and I both shouted as loudly as we could.
Son zamanlarda kan basıncım oldukça yüksekti.My blood pressure has been pretty high recently.
Tom bugünkü sınavda en yüksek notu aldı.Tom got the highest grade on today's test.
Yüksek sesli müzikten hoşlanmam.I don't like loud music.
Tom'un yükseklik korkusu var.Tom has a fear of heights.
Çok yüksek sesle konuşmaçDon't speak so loudly.
Tom, Mary'den daha yüksek sesle horluyor.Tom snores louder than Mary.
Tom'un Mary'den daha yüksek sesle horladığını düşünüyorum.I think Tom snores louder than Mary.
Tom ve Mary ikisi de yüksek sesle horladı.Tom and Mary both snore loudly.
Tom yüksek sesle horluyor.Tom snores loudly.
Tom testi yüksek not alarak geçti.Tom passed the test with flying colors.
Mary testi yüksek not alarak geçti.Mary passed the test with flying colors.
Tom'un yüksek bir katsayısı var.Tom has a high IQ.
Tom yüksek lisansüstü okuluna gitmek istemiyor.Tom doesn't want to go to graduate school.
Böyle yüksek bir bedeli ödemeye istekli değildim.I wasn't willing to pay such a high price.
Böyle yüksek bir bedel ödemeye razı değilim.I'm not willing to pay such a high price.
Tom'un maaşı benimkinden çok daha yüksek.Tom's salary is much higher than mine.
Tom çok yüksek sesle konuşmak zorunda değildi.Tom didn't have to speak so loud.
Tom'a yüksek sesle konuşmamasını söyledim.I told Tom not to talk so loudly.
Tom çok yüksek sesle konuşmak istemiyordu.Tom didn't want to talk so loud.
Tom'un çok yüksek sesle konuşmasına gerek yoktu.Tom didn't need to talk so loud.
Tom yüksek sesle bir patlama duydu.Tom heard a loud explosion.
Tom yüksek sesle patlama duydu.Tom heard a loud bang.
Tom yükseklik korkusu olduğunu söyledi.Tom said he was afraid of heights.
Tom çok yüksek sesle konuşur.Tom talks very loud.
Yüksek topuklu giymekten hoşlanmam.I don't like wearing high heels.
Bu kadar yüksek sesle konuşmana gerek yok.You don't need to talk so loud.
Yüksek maaşlı bir işim yok.I don't have a high-paying job.
Yüksek sesli müziğe dayanamıyorum.I can't stand loud music.
Tom yüksek hızlı bir trene bindi.Tom took a high-speed train.
Yüksek sesli müzikten hoşlanırım.I like loud music.
Dünyadaki en yüksek gelgit Kanada'dadır.The highest tide in the world is in Canada.
Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?Could you speak a little louder?
Tom'un yüksek lisans derecesi var.Tom has a master’s degree.
Tom'un yüksek lisans diploması var.Tom has a master’s degree.
Sami yüksek bir ses işitti.Sami heard a loud noise.
Sami hizmeti için yüksek bir fiyat ödedi.Sami has paid a stiff price for his service.
Yüksek sesle konuşmana gerek yok.There's no need for you to talk so loud.
Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.Cold water has a higher density than warm water.
Sami, Kuzey Carolina yüksek sosyetesinde büyüdü.Sami grew up in North Carolina high society.
Sami yüksek eğitim aldı.Sami got higher education.
Bu kadar yüksek sesle sakız çiğnemeyi kesebilir misin?Can you stop chewing gum so loudly?
Telefon faturası bu ay çok yüksekti.The phone bill was very high this month.
Almanya % 10 civarındaki oranıyla Avrupa'daki en yüksek vejetaryenlik oranına sahiptir.At around 10%, Germany has the highest rate of vegetarianism in Europe.
Bu bina ne kadar yüksek?How tall is that building?
Tom her zamankinden daha yüksek sesle konuştu.Tom spoke louder than usual.
Maaşım olduğunu düşündüğün kadar yüksek değil.My salary isn't as high as you think it is.
Bu raf benim ulaşmam için çok yüksek.That shelf is too high for me to reach.
Tom kendisinden daha yüksek statüde biriyle evlendi.Tom married above his station.
Tom Boston yüksek sosyetesinin en gözde bekârlarından.Tom is one of the most eligible bachelors of Boston high society.
İlgili Sayfalar