yüksek ile cümle

yüksek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu dağ ne kadar yüksekliktedir?How high is this mountain?
Bu dağ ne kadar yüksek?How high is this mountain?
Avustralya'da yaşam maliyetinin çok yüksek olduğunu fark etmedim.I didn't realize that the cost of living was so high in Australia.
Avustralya'da yaşam maliyetinin bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum.I didn't know that the cost of living was so high in Australia.
Bu pastanede fiyatlar çok yüksek.The prices in this pastry shop are very high.
Uzun bir yolculuk için yüksek hızlı bir trene binin.Take a high-speed train for a long trip.
Biz sana yüksek sesle ve net okuduk.We read you loud and clear.
Tom yüksek lisans öğrencisi.Tom is a graduate student.
Mary bir yüksek lisans öğrencisidir.Mary is a graduate student.
Yeni hastane binasının maliyeti İlk tahmin edilenden çok daha yüksektir.The cost of building the new hospital was considerably higher than first estimated.
Yeni hastane yapmanın maliyeti onların olacağını düşündüğünden çok daha yüksekti.The cost of building the new hospital was a lot higher than they thought it would be.
Çocukların, genellikle yetişkinlerden daha yüksek bir vücut sıcaklığı vardır.Children generally have a higher body temperature than adults.
Şu anda Tom'un arabası daha yüksek sesle çalıyor.Tom's car's playing up at the moment.
Alkol tüketimi Doğu Avrupa'da, Batı Avrupa'dan daha yüksektir.Alcohol consumption is higher in Eastern Europe than in Western Europe.
Normalden daha yüksek bir vücut ısın var.You're running a fever.
Tom yüksek sesli, değil mi?Tom is loud, isn't he?
Neden bu kadar yüksek sesle konuşuyorsunuz?Why are you speaking so loudly?
Tom çoğunlukla biraz yüksek sesle konuşur.Tom often speaks a little too loudly.
Mary yüksek topuklu ayakkabıları sever.Mary loves shoes with high heels.
Tom belgeyi yüksek sesle okudu.Tom read the document out loud.
Yüksek duyarlılık nedir?What is high sensitivity?
Fiyat yüksek.The price is high.
Büyükusta satrançta en yüksek ulaşılabilir ünvandır.Grandmaster is the highest achievable title in chess.
Yüksek lisans tezinin savunması sadece önümüzdeki aya rastlıyor.The defense of the master thesis is just happening next month.
Tom bu kadar yüksek nasıl atlar.How does Tom jump so high?
Tom'un kendine güveni yüksektir.Tom's confidence is high.
Tom'un öz güveni yüksektir.Tom's confidence is high.
Sadece burnum tıkanmadı fakat aynı zamanda ateşim yüksek.Not only my nose is blocked but also my temperature is high.
Fiyat biraz yüksek ama buna değer.The price is kind of high, but it's worth it.
Dünyanın en yüksek dağıdır.It is the highest mountain in the world.
Dünyanın en yüksek dağı hangisi?What's the world's highest mountain?
Dünyadaki en yüksek dağ hangisi?What's the highest mountain in the world?
Tom yüksek sesli ve otoriterdir.Tom's loud and domineering.
Bugünlerde yediğiniz hemen her şey yüksek fruktozlu mısır şurubu içeriyor.High fructose corn syrup is found in about everything you eat these days.
Yükseköğretim lüks değildir.Higher education is not a luxury.
Daha yüksek asgari ücret, kazançları yükseltip yoksulluğu azaltabilir.A higher minimum wage can raise earnings and reduce poverty.
Kuzey Amerika'daki en yüksek dağ hangisidir?What is the tallest mountain in North America?
Daha yüksek güce inanıyor musunuz?Do you believe in a higher power?
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Senin için yüksek umutlarımız var.I have high hopes for you.
Tom için yüksek emellerim var.I have high hopes for Tom.
Somon balığı 12 feet yüksekliğe kadar sıçrayabilir.Salmon can jump up to 12 feet high.
Lanet, uyuyamıyorum çünkü o lanet baykuşlar çok yüksek sesle ötüyorlar.Fuck, I cannot sleep because those damned owls are hooting so loudly.
Tom yüksek sesle kıkır kıkır güldü.Tom chuckled aloud.
Tom ve Mary John'un onları duyması için yeterince yüksek konuşuyorlardı.Tom and Mary were speaking loud enough for John to hear them.
Tom, uyurken yüksek sesle horluyordu.Tom was snoring loudly while he slept.
Tom yüksek sesle alkışladı.Tom applauded loudly.
Yüksek sesle söyleyebilir miyim?Can I say it aloud?
Son derece yüksekti.It was extremely high.
Şimdiye kadar gördüğüm en yüksek bina.That's the tallest building I've ever seen.
Tom yüksek lisansını üç yıl önce aldı.Tom got his master's degree three years ago.
Yüksek C'ye ulaşabilir misin?Can you reach high C?
En yüksek teklif veren kim?Who's the highest bidder?
Bunu yüksek sesle söylediğime inanamıyorum.I can't believe I'm saying this out loud.
Kızlar yüksek sesle güldü.The girls laughed loudly.
Tom yüksek sesli müziği sevmez.Tom doesn't like loud music.
Tom yüksek sesli müziğe katlanamaz.Tom can't stand loud music.
Geçen ay elektrik faturamız çok yüksekti.Our electric bill last month was very high.
Yüksek kolesterolüm var.I have high cholesterol.
Tom'un yüksek yerlerde arkadaşları var.Tom has friends in high places.
İlgili Sayfalar