Ana içeriğe geç
Sözlük

yük ile cümle

yük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Düşük fiyattan satın al Yüksek fiyattan sat.Buy low and sell high.
Detroit dünyada silah şiddetinin en yüksek seviyelerinden birine sahiptir.Detroit has one of the highest levels of gun violence in the world.
Bu ağda indirme hızı yükleme hızının iki misli daha hızlı.The download speed is twice as fast as the upload speed on this network.
Bu ağda indirme hızı yükleme hızından iki kat daha hızlı.The download speed is twice as fast as the upload speed on this network.
Tom'un yüklemiş olduğu dosyayı indirdim.I downloaded the file that Tom uploaded.
Fransız işsizliği bir rekor yükseklikte.French unemployment is at a record high.
İtalyan genç işsizliği Haziran 2015'te yüzde 44.2'lik yüksek bir rekor kırdı.Italian youth unemployment hit a record-high at 44.2 percent in June 2015.
Çok yüksek sesle konuşmana gerek yok. Seni duyabiliyorum.You don't need to speak so loudly, I can hear you.
Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok yüksek.It's sort of fashionable, but the price is too high!
Bir yük olduğumu biliyorum; bunu tekrarlamak zorunda değilsin.I know I'm a burden; you don't have to repeat it.
Bir yük olmayı ne zaman durduracağım?When will I stop being a burden?
Bazen etrafımdaki insanlar üzerinde bir yük gibi hissediyorum.Sometimes I feel like a burden on the people around me.
Ben herkes için bir yük gibi hissediyorum.I feel like a burden to everyone.
Bir yük olduğumu biliyorum; bunu tekrarlamana gerek yok.I know that I'm a burden; you don't need to be repeating it.
Kedi yüksek sesle mırıldadı.The cat purred loudly.
Yukarıdaki metin konuyla ilgili kesin bilgiler içermiyor.The text above contains no accurate facts on the matter.
Lütfen biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin? Çok iyi duyamıyorum.Could you please talk a bit louder? I can't hear very well.
Ben yüksek yönetim çalışmaları için nihayet yetenek sınavını geçtim.I finally passed the aptitude test for higher management studies.
Ah, bu beni şaşırttı! Böyle yüksek sesler yapmamaya çalış.Oh, that surprised me! Try not to make such loud noises.
O kafamda gerçek bir yük.That's a real load off my mind.
Ertesi gün onlar uyandığında güneş zaten gökyüzünde yükselmişti.The next day when they awoke, the sun was already high in the sky.
Fiyatları yükseltmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think we should raise prices?
O, yükümlülüğünü yerine getirdi.He fulfilled his obligation.
Onun sesi bir akbabanın uçuşu kadar yüksek.Her voice is as high as the flight of a condor.
Fiyatlar şu anda çok yüksek.Prices right now are sky-high.
iPhone'umda yüklü üç yüz bin şarkı var!I have 300,000 songs loaded onto my iPhone!
Ben merdivenlerden yukarı çıkıyorum.I'm going up the stairs.
Fiyatlar yükselecek.Prices will go up.
Benim primlerim yükselecek mi?Will my premiums go up?
Fiyatlar kesinlikle yükselecek.Prices will certainly go up.
Tom belden yukarısı çıplak.Tom is naked from the waist up.
Tom'un yüksek manevi standartları var.Tom has high moral standards.
Biz yüksek rütbeli üç antrenörle tanıştık.We met three coaches of high rank.
Tom ve Mary yüksek verimli üstten yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom and Mary bought a high-efficiency top-loading washer.
Tom yüksek verimli önden yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom bought a high-efficiency front-loading washing machine.
Eroin yüksek derecede bağımlılık yapar.Heroin is highly addictive.
O yüksek sesle konuşuyor.He is speaking loudly.
Borsa yükseldi.The stock market is up.
Onun maaşı % 10 yükseldi.His salary rose 10%.
Senin kan şekeri seviyelerin çok yüksek.Your blood glucose levels are too high.
Bunu yukarı taşımama yardım eder misin?Would you help carry this up?
Fiyatları yükseltmemiz gerekiyor.We need to raise prices.
Dosyayı henüz yüklemedim.I haven't downloaded the file yet.
Fiyatlar hâlâ yüksek.Prices are still high.
Mary sık sık yüksek topuklu giyer.Mary often wears high heels.
Bu kamyonetin yükleme kapasitesi nedir?What is the loading capacity of that van?
Rio'da bir yüksek sahil bisiklet yolu çöktü.An elevated seaside bike path collapsed in Rio.
Rio'da bir yüksek bisiklet yolu çöktüğünde iki kişi öldü.Two persons were killed when an elevated bike path collapsed in Rio.
Ben yüksek düzeyden mezun oldum.I graduated from senior high.
Tom'un yüksek ateşi var.Tom has a high fever.
Daha yüksek bir güç var olabilir.A higher power might exist.
Tom yukarıda bekliyor.Tom is waiting upstairs.
Onlar yukarı aşağı zıpladı.They bounced up and down.
Tom'un umutlarını çok fazla yükseltme.Don't raise Tom's hopes too much.
Kitapları yüksek sesle büyük bir zevkle okurum.I read books aloud with great pleasure.
Bir yük treni Stokholm'ün tam güneyinde raydan çıktı.A freight train has derailed just south of Stockholm.
Yüksek gürültü çocukları uyandırdı.The loud noise woke up the children.
Elçilik binası yüksek çitler ile çevrilidir.The embassy building is surrounded by high fences.
Onu bir çentik yukarı koy.Put it up a notch.
Gözlerini yukarı kaldır ve yıldızları göreceksin.Lift up your eyes, and you'll see the stars.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod