yükü ile cümle
yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Dışarıda biraz negatif yükümüz.여기에는 음전하가 있고요.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.Og vi har den negative ladning herude.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.Şi nişte sarcini negative acolo.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.Tenemos algunas cargas negativas aquí.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.We hebben hier een aantal negatieve ladingen.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.А тут ми маємо певні від'ємні заряди.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.У нас есть несколько отрицательных зарядов здесь.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.ויש לנו מטען שלילי כאן.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.وهناك بعض الشحنات السالبة.
Dışarıda biraz negatif yükümüz.反対の電荷は引き合います.
Dolayısıyla dayanıp teminatlandırılmış borç yükümlülüklerini satmadılar.Takže jen vydržela a neprodala své zajištěné dluhové obligace.
Dolayısıyla dayanıp teminatlandırılmış borç yükümlülüklerini satmadılar.彼らは、ローンを支払う為の新しいローンを得られなかった。
Dolayısıyla, pozitif yüklü nesnelerin aşırı elektriksel akışkan yükü yoktu, işin aslı elektron azlığı vardı.Astfel, corpurile încărcate pozitiv nu au fluid electric peste limită, de fapt, duc lipsă de electroni.
Dolayısıyla, pozitif yüklü nesnelerin aşırı elektriksel akışkan yükü yoktu, işin aslı elektron azlığı vardı.그래서 양극으로 충전된 물체들은 전기 유체를 많이 갖고 있는 게 아니라 실제로는 전자가 모자랍니다.
Dolayısıyla, pozitif yüklü nesnelerin aşırı elektriksel akışkan yükü yoktu, işin aslı elektron azlığı vardı.על כן, לחפצים בעלי מטען חיובי אין עודף של הנוזל החשמלי, למעשה חסרים להם אלקטרונים.
Dolayısıyla, pozitif yüklü nesnelerin aşırı elektriksel akışkan yükü yoktu, işin aslı elektron azlığı vardı.لذا، فالأجسام المشحونة إيجابيًّا ليس لديها فائضٌ من السوائل الكهربائيّة، فعليًّا لديها نقصٌ في الإلكترونات
E alan, test yükü başına düşen kuvvettir.והשדה זה פשוט הכח חלק מטען הבוחן,
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Föräldrar är skyldiga att ta hand om sina barn.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Les parents ont le devoir de s'occuper de leurs enfants.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Los padres tienen el deber de custodia sobre sus hijos.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Vanhemmilla on velvollisuus huolehtia lapsistaan.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Родители обязаны обеспечивать своих детей.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.الوالدان ملزمان برعاية أطفالهم.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Föräldrar är skyldiga att ta hand om sina barn.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Les parents ont le devoir de prendre soin de leurs enfants.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Los padres tienen la obligación de cuidar de sus hijos.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Vanhemmilla on velvollisuus huolehtia lapsistaan.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Родители обязаны заботиться о своих детях.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.الوالدان ملزمان بأن يعتنيا بأطفالهم.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.在芬工作的大多数人都应缴纳所得税。 收到法庭传唤的人应履行证人的义务。
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .건물 그 자체로 100,
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .300 en dépôts d'or.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Entonces tengo 300 de yacimientos de oro.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Potom mám 300 vkladů zlata. ...
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Затем у меня есть 300 месторождений золота.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .そして預金によって300枚。
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,(30:11) Lorsqu`une femme, dans la maison de son mari, fera des voeux ou se liera par un serment,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,30:11 Wenn eine in ihres Mannes Hause gelobt oder sich mit einem Eide verbindet über ihre Seele,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,(30:11) Если жена в доме мужа своего дала обет,или возложила зарок на душу свою с клятвою,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,A čo do sľubu vdovy alebo zahnanej, všetko, čím by zaviazala svoju dušu, stáť bude u nej.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Als zij getrouwd is en bij haar man woont, wanneer zij de belofte aflegt
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Apabila seorang wanita yang sudah kawin membuat kaul atau janji yang mengikat dirinya
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,A wszystkie miasta ich, w których mieszkali, i wszystkie zamki ich popalili ogniem;
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Cînd o femeie, fiind încă în casa bărbatului ei, va face juruinţe sau se va lega cu vreun jurămînt,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,En enkes eller en fraskilt hustrus løfte skal stå ved makt for henne, hvad hun enn har forpliktet sig til.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Ha pedig az õ férjének házában tesz fogadást, vagy esküvéssel kötelezi magát valami kötésre:
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,In če katera v hiši svojega moža stori obljubo ali zaveže s prisego dušo svojo,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,부녀가 혹시 그 남편의 집에 있어 서원을 하였다든지 마음을 제어하려고 서약을 하였다 하자
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Ma il voto di una vedova o di una donna ripudiata, qualunque sia l'obbligo che si è assunto, rimarrà valido
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Mutta lesken tai hyljätyn lupaus, mihin hyvänsä hän onkin sitoutunut, olkoon pätevä.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Se ela, porém, fez voto na casa de seu marido, ou se obrigou com juramento,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,"'Si una mujer en casa de su marido hace un voto o asume una obligación bajo juramento
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Všeliký pak slib vdovy aneb ženy zahnané, jímž by se zavázala, stálý bude.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Και εαν ηυχηθη εν τη οικια του ανδρος αυτης η εδεσε την ψυχην αυτης με δεσμον ορκου,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Но ако една жена е направила обрек в къщата на мъжа си, или е обвързала душата си с клетвено задължение,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ואם בית אישה נדרה או אסרה אסר על נפשה בשבעה׃
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ولكن ان نذرت في بيت زوجها او الزمت نفسها بلازم بقسم
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若 在 丈 夫 家 裡 許 了 願 或 起 了 誓 、 約 束 自 己
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若在 丈夫 家 裡許 了 願或 起了誓 、 約束 自己
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Chaque génération doit payer sa propre dette.