yönünden ile cümle
yönünden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Aynı kış şartları altındaydılar ama, en azından giysi yönünden daha iyi teçhiz edilmişlerdi.Nors jie ir nebuvo visiškai vienodi, tačiau, pvz., aprangos spalva buvo reglamentuojama.
Beyaz, 5.d5 Ab8 hamle dizisinin ardından Fd3 oynayıp c4 ile vezir yönünden gelişmeye de başlayabilir.Taip pat baltieji gali uždaryti centrą tęsinyje 5. d5 Žb8 ir vėliau žaisti Rd3 ir c4.
Batı yönünden ise önemli ve devamlı bir kol almaz.Teka į šiaurės vakarus, sudaro meandras ir senvages.
Göl bitki türü yönünden de zengindir.Parkas turtingas rūšiniu požiūriu.
Reşadiye ilçesi yaylalar yönünden oldukça zengindir.Jos vidaus erdvių išdėstymas yra žymiai turtingesnis.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.2009. aastal mõistis kohus ta kuriteokoosseisu puudumise tõttu õigeks.
Altay Cumhuriyeti ilçeleri arasında yüzölçümü yönünden 9.sıradadır.Nende kaarte all on palju kordi üksteise järel reas 9 Firenze Vabariigi vappi.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.Tuul puhub tavaliselt läänest.
Artı yönünden bir sayıyla da yapabiliriz.4에 정말정말정말 가까워집니다.
Artı yönünden bir sayıyla da yapabiliriz.Voy a llegar a un número realmente muy muy cerca a cuatro.
Artı yönünden bir sayıyla da yapabiliriz.ממש קרוב ל-4. ונוכל לעשות משהו מהכיוון החיובי ולמעשה
Artı yönünden bir sayıyla da yapabiliriz.قريب جداً من الـ 4. ويمكننا القيام بشيئ من الاتجاه الموجب ايضاً، وفي الواقع
Artı yönünden bir sayıyla da yapabiliriz.そして、それは下からやった時と同じになるでしょう。
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Finalements, les bronchioles se terminent en alvéole
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.여기 폐 모세혈관을 그려보죠 - (적혈구는) 산소를 잃을 경우 이곳으로 와서 다시 공급받게 됩니다
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Narysuję naczynia włosowate -- kiedy niosą krew odtlenowaną --krew dociera tu, żeby pobrać tlen.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Takže teď namaluji tyto plicní vlásečnice. A tak když jsou neokysličené, jdou sem, aby se okysličily.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Vamos desenhar estes capilares pulmonar - e quando eles são dexogineados- eles vem aqui para para se oxigenar.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Изгледайте предишното видео ако нищо от това не ви звучи познато.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.Я намалюю ці легеневі капіляри. Коли вони ненасичені киснем, вони надходять сюди, щоб стати окисненими.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.טוב, אז בואו נצייר את הנימים הריאתיים, כאשר הם מרוקנים מחמצן - כאן הם מתמלאים מחדש.
Bu akciğer kılcal damarlarını çizelim; kirli kan oksijen yönünden zengin olabilmek için buraya gelir.يكون الدم بداخلها لا مؤكسج ( منزوع الأوكسجين) فانها تمر هنا ليصبح الدم مؤكسجاً
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.A najednou to má nějaký význam ve smyslu zpřístupnění prostoru.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.E, de repente, faz a diferença relativamente a tornar o espaço assessível.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Ed improvvisamente questo fa la differenza, nel senso di rendere lo spazio accessibile.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.En ineens maakt het een verschil, in de zin van ruimte toegankelijk maken.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Et tout d'un coup cela fait une différence pour ce qui est de rendre l'espace accessible.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.갑자기 변화가 생깁니다. 공간이 얼마나 더 손에 잡히는가 하는데에 말이죠.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Mogę wtedy wpłynąć na przestrzeń i nagle nabiera znaczenia tworzenie przestrzeni dostępnych.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Și deodată pare că are importanță în sensul de a face spațiul accesibil.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Und plötzlich macht es einen Unterschied, im Sinne davon, den Raum greifbar machen.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.Và bỗng nhiên nó tạo nên sự khác biệt trong việc gần gũi hóa không gian.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.И внезапно это становится важным, потому что пространство становится доступным.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.И изведнъж има разлика по отношение на това пространството да стане достъпно.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.І раптово це таки має значення для того, щоб зробити простір доступним.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.ופתאום זה בעל משמעות מבחינת הנגישות למרחב.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.وفجأة تحدث فرقاً بالنسبة لجعل المكان يمكن الوصول إليه.
Bu da bir anda mekanı ulaşılabilir hale getirme yönünden bir fark yaratır.突如として違いを生じます ある人はこのことを総称して
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.이건 과학이에요, 제가 아닙니다 -- 우리의 가난한 아이들이 여름방학동안 설 자리를 잃어버린다고 한다면 --
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.lo dice la scienza, non io -- - che i nostri figli più poveri perdono terreno nel periodo estivo...
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.זה המדע, לא אני -- שהתלמידים החלשים ביותר שלנו מדרדרים ברמתם בזמן חופשת הקיץ --
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.العلم و ليس أنا- بأن أولادنا المساكين خلال الصيف ينسون ماتعلّموه -
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.夏の間に落ちこぼれていく と示唆されたら - 6月の時点では よしまだ大丈夫
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.我哋最差嘅細路 會喺暑假期間已經跟唔上
Bunu ülkeler arasındaki ticaret yönünden ele alsa da비록 그가 국가 간 물물교환의 관점에서 이야기했지만 말이죠.
Bunu ülkeler arasındaki ticaret yönünden ele alsa daלמרות שהוא סיפר אותו במובן של סחר בין מדינות.
Bunu ülkeler arasındaki ticaret yönünden ele alsa daرغماً عن أنه قصها في صور تبادل تجاري بين الدول .
Bunu ülkeler arasındaki ticaret yönünden ele alsa daアダムは槍を作るのに4時間 斧を作るのに3時間かかるとしましょう
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Dlaczego?
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Einer der zwei Aspekte dieses Phänomens ist sehr verblüffend.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.En av de två aspekterna på det här problemet är mycket förbryllande.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Er zijn twee interessante aspecten aan dit fenomeen.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Il y a un ou deux aspects de ce problème qui sont vraiment intriguants.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Jeden z dvoch aspektov tohoto problému je veľmi zvláštny.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Jeden ze dvou aspektů je velmi záhadný.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Két érdekes dolog van a szinesztéziával kapcsolatban.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.이 증상의 두가지 관점 중 매우 흥미로운 한 가지는,
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Tässä ongelmassa on pari hyvin kiintoisaa puolta.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Un aspect al acestei probleme e foarte interesant.
Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.Uno dei due aspetti di questo problema è molto intrigante.