Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Du har mest vänligt slå den.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Du har mest venligt ramte den.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Du hast gütigst es getroffen.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Gij hebt het meest vriendelijk raken.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio jsi nejvíce laskavě trefil.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTIO Ngài đã vui lòng nhấn nó.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio si najviac láskavo trafil.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Sinä olet kaikkein ystävällisesti osut siihen.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Te nagy szeretettel telibe találta.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTIO Ti si najbolj prisrčno hit.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio tu as le plus bienveillant qu'il a frappé.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Tu tens mais gentilmente batê-lo.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Ty najbardziej uprzejmie trafić.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Mercutio Εσύ έχεις πιο ευγενικά το χτύπησε.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTIO Ти си най-любезно да го удари.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Tu hai Mercuzio più gentilmente lo ha colpito.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Tu Mercutio cel mai lovit-o cu amabilitate.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.Меркуцио Ты самый любезно ударил в него.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.עשית מרקוטיו אתה מכה אותו חביב ביותר.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.يمتلك معظم MERCUTIO انت تفضلت عصفت به.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.最も礼儀正しい博覧会はロミオ。
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Algo así como "Lamento que me hayas pegado.
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam.""Désolé que vous ayez dû me frapper. C'est ma faute".
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."바로 이렇게요. "아, 네가 날 때리게 하다니 미안해. 정말 유감이야. 그래, 내 잘못이야."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam.""Oh, desculpe por me ter batido, estou desolado, sim, a culpa é minha."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam.""O, îmi pare rău că a trebuit să mă baţi, îmi pare nespus de rău, da, e vina mea."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam.""Przepraszam, że musiałeś mnie zbić, to moja wina".
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."So wie: "Oh, tut mir leid dass du mich schlagen musstest, ja, es ist meine Schuld."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Tipo:
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Valahogy így "Sajnálom, hogy meg kellett, hogy verjél, tényleg sajnálom, én tehetek róla."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Zoals: "Oh, het spijt me dat je me moest slaan, het spijt me zeer, het is mijn schuld."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Δηλαδή, "Α, συγνώμη που έπρεπε να με χτυπήσεις, λυπάμαι πολύ, ναι, εγώ έφταιγα".
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Ето така:
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."К примеру, "Ой, я очень сожалею, что тебе пришлось меня побить, я очень сожалею, да, вина моя".
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."כמו "או, אני מצטער שנאלצת להכות אותי, אני ממש מצטער, כן, זו אשמתי"
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."مثل، "أوه، أنا أسف أن أضطررت لضربي، أنا حقاً أسف، نعم، أنها غلطتي."
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."彼らは格好の餌食です
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% cái chết của họ là do đâm nhau bằng giáo.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% da mortalidade devia-se a matarem-se entre si com lanças.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% der Todesfälle geschahen durch Durchbohrungen.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% du taux de mortalité était dû à des tueries entre eux.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% ich śmiertelności było wynikiem zadzidowania się nawzajem.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.사망의 54%가 서로 창으로 찔러서 생긴 것이었습니다.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54 % kuolleista kuoli toisensa keihäillä lävistäminä.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54 la sută din mortalitatea lor se datora uciderii cu lăncile.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% van hun sterftecijfer kwam voort uit doorboringen.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54 відсотки смертей у плем'ї трапилися через заколювання один одного.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54 процента от тяхната смъртност е поради това, че са се пронизали един друг.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% смертей среди них являлись результатом таких убийств.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% מכלל התמותה אצלם היתה כתוצאה מדקירות חנית.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.54% من نسبة وفياتهم كانت نتيجة قتلهم لبعض.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.A halálozás oka 54 %-ban lándzsaszúrás.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.El 54% de la mortalidad del pueblo se debió a la matanza mutua.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.Il 54% della mortalità era causato da loro stessi.
Ölümlerin %54"ü birbirlerini mızrakla vurmaktan kaynaklanırmış.家系を8世代さかのぼり調査しましたが
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. 'Bijvoorbeeld, als u binnen waren, je zou kloppen, en ik kon laten je uit, weet je. '
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. 'De exemplu, dacă aţi fost INSIDE, s-ar putea bate, şi-aş putea lăsa afară, ştii. "
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. 'Esimerkiksi, jos olit sisällä, olkaa koputtaa, enkä voinut päästää sinua ulos, te tiedätte. "
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. 'For eksempel, hvis du var inde, kan du banke, og jeg kunne lade dig ud, du ved. '
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. '예를 들어,이 안에 있었다면, 당신이 노크 수도, 난 당신을 외부로 내보내 수도 있겠 네요.