En çok C vitamini içerir.Jam priskiriamas vitamino C išgavimas.
Ekmek ne kadar esmer ise o kadar çok E vitamini ihtiva eder.Kuo greičiau bulvės išverda, tuo daugiau jose lieka vitaminų.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Skorbutas – liga, kurią sukelia vitamino C trūkumas.
Çalışmaları yoğunluk olarak vitaminler üzereydi.Metamodeliai glaudžiai susiję su ontologijomis.
Swanson Vitamins US.PMID 22179833.
Swanson Vitamins Australia.World Journal of Surgical Oncology.
Swanson Vitamins US.31 (42): 4550–8. doi:10.1038/onc.2011.592.
Swanson Vitamins Australia.World Journal of Surgical Oncology.
Vitamin sözcüğü Polonyalı biyokimyacı Casimir Funk tarafından 1912'de kullanılmıştır.Termini 'vitamine' võttis 1912. aastal kasutusele poola päritolu USA biokeemik Kazimierz Funk.
1937 yılında "karbonhidratlar ve vitamin C hakkındaki araştırmaları için" Nobel Kimya Ödülü'nü kazandı.Ta pälvis 1937. aastal süsivesikuid ja C-vitamiini käsitlevate uurimuste eest Nobeli keemiaauhinna.
A-B1-B3-C vitaminlerini bulundurur.Ta sisaldab B3-vitamiini.
Bir başka bilim adamı Paul Karrer'le hemen hemen aynı zamanlarda B2 vitamininin bileşimini açıkladı.Enam-vähem samal ajal Paul Karreriga (1935) teatas ta B2-vitamiini struktuuri kindlaks määramisest.
Ortalama 9 liçi meyvesi bir yetişkinin günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.Keskmiselt 9 vilja katavad täiskasvanud inimese C-vitamiinivajaduse.
B12 vitamini emilimi için gereklidir.TC II on B12-vitamiini põhiline kudedesse transportija.
Özellikle vitamin A ve D'nin tüketiminde dikkatli olmak gerekir.Nad sisaldavad märkimisväärsel hulgal A- ja C-vitamiini.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Egyes szabály: ami vitaminban gazdag annak szar íze van.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Regel nummer één, het zit vol vitaminen maar het smaakt slecht.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Мадригал номер едно: витамин богати, вкусът е лошо.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.חוק מספר אחד: אם זה עשיר .בויטמינים, יש לזה טעם רע
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.قاعدة الطعام رقم 1 : لو كانت مليئة بالفيتامينات فطعمها سيء للغاية
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.30년대 미시시피주의 펠라그라 질병과 비슷합니다.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Cela ressemble à l'épidemie de la pellagre au Mississippi, dans les années 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Den liknar pellagraepidemin i Missisippi på trettiotalet.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor. Diğer besinsel hastalıklara benziyor.Podobá se pelagře v Mississippi ve 30. letech, je podobná jiným chorobám způsobeným špatnou výživou.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.É semelhante à epidemia de pelagra, no Mississippi, nos anos 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.E' simile alla pellagra, nel Mississippi degli anni 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Es similar a la pelagra en Misisipi, en los años 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Este similară cu pelagra din Mississippi, din anii 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Ini mirip dengar pellagra di Mississippi, tahun 30an.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Je podobná pellagre v Mississippi, v tridsiatych rokoch.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Jest podobna do epidemii pelagry w Missisipi w latach 30-tych.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Mint a pellagra volt Mississippi-ben, a '30-as években.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Nó giống như bệnh pellagra ở Mississippi vào những năm của thập niên 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Sie ist ähnlich wie die Pellagra im Mississippi in den 30er Jahren.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Ze lijkt op de pellagra in Mississippi, in de jaren 30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Είναι παρόμοια με την επιδημία πελάγρας στο Μισσισιπή τη δεκαετία του '30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Оно похоже на пеллагру в районе Миссисипи 30-х годов.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Симптоми подібні до епідемії пелагри в районі Міссісіпі у 30-х роках.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.Това е сходно като пелагра в Мисисипи, през 30-те.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.היא דומה לפלגרה שהיתה במיסיסיפי בשנות ה-30.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.انه مشابه للحصاف في المسيسبي في الثلاثينات
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.他の栄養疾患にも似ています
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...A pele mais clara, permitiu aos os seus corpos produzir vitamina D suficiente...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Een lichtere tint stelde hun lichaam in staat om voldoende vitamine D te produceren ..
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Ein heller Teint ermöglichte ihren Körpern ausreichend Vitamin D...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Jaśniejsza cera umożliwiła ich ciałom produkcję wystarczającej ilości witaminy D. ..
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu... Kollarınızı uzatın.Una tez más clara permitió a sus cuerpos producir suficiente vitamina D.
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu... Kollarınızı uzatın.腕を伸ばしてみよう。身体の中心から指先までが、
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...kulit yang lebih tipis memungkinkan tubuh mereka untuk menghasilkan vitamin D yang cukup. ..
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...O piele mai albă i-a făcut capabili să producă suficientă vitamină D.
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Svetlejša polt je njihovim telesom omogočala dovoljšnjo proizvodnjo vitamina D...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Světlejší pleť jim umožnila vyrábět dostatek vitamínu D...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Una carnagione più leggera abilitato loro corpi per produrre sufficiente vitamina d....
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Une plus légère complexion permit à leurs corps de produire suffisamment de vitamines D...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Το απαλότερο χρώμα της επιδερμίδας, επέτρεψε το σώμα τους να παράγει επαρκή βιταμίνη D...
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...По-светлата кожа позволила на телата им да произвеждат необходимото количество витамин D.
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...Светлый цвет позволил их телам производить достаточно витамина D....
Açık renkli tenleri sayesinde vücutları yeterli miktarda D vitamini üretebiliyordu...מבנה גוף קליל יותר אפשר להם לייצר כמות מספקת של ויטמין די.
A Vitamininden mahrum eden bir fabrika var.그들에게 비타민 A를 제공할 수가 없지요.
A Vitamininden mahrum eden bir fabrika var.De er ikke i stand til at forsyne dem med mad, ikke i stand til at forsyne dem med vitamin A.