Bangladeş ve Vietnam'ın kadın başına aynı bebek sayısına sahip olduğunu görüyoruz.والتي لها أقل من خمسة في المئة من دخل الفرد في الولايات المتحدة ونفس عدد الأطفال لكل امرأة.
Bangladeş ve Vietnam'ın kadın başına aynı bebek sayısına sahip olduğunu görüyoruz.子供の数は同じです 女性ひとり当たりの子供の数のデータは ー
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Ak uspeje, môžeme odísť do Vietnamu.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Als ze slaagt gaan we naar Vietnam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Bestand sie jedoch, könnten wir nach Vietnam gehen.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Dacǎ trecea, puteam pleca în Vietnam
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Ha átmegy, akkor átmehetünk Vietnámba.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Jeśli zda, możemy wyjechać do Wietnamu.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Jika ibu saya lulus, kami dapat pergi ke Vietnam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.그녀가 성공했다면 우리는 모두 베트남으로 갈 수 있었습니다.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Nếu bà qua được, chúng tôi có thể tới Việt Nam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Se passa, possiamo partire per il Vietnam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Si ella pasaba, podríamos cruzar a Vietnam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Si elle réussissait, nous pouvions partir pour le Vietnam.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik. Ve tabi ki o başarabildiği için ben buradayım.Hvis hun bestod, kunne vi tage til Vietnam. og faktisk - selvfølgelig, jeg står her i dag - bestod hun.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Ако вземе изпита, можем да заминем за Виетнам.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Если она сдаёт, мы можем уехать во Вьетнам.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.Якщо здає, ми можемо поїхати у В'єтнам.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.אם היא עוברת, אנחנו יכולים לעזוב לויטנאם.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.واذا نجحت، يمكننا المغادرة الى فيتنام.
Başarırsa, Vietnam'a gidebilirdik.もちろん私がここにいるのも 母がパスしたからで
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Anh ta chụp ảnh tôi và bức tranh tôi nghĩ, "Thật tuyệt, một fan người Việt Nam"
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Dia membawa foto saya dan sketsa-sketsa saya, dan saya berpikir, "Ini bagus, penggemar Vietnam."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Er machte Bilder von mir und meinen Karikaturen, und ich dachte: "Das ist großartig, ein vietnamesischer Fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Fotil mě a moje kresby a já si myslel: "Super, vietnamský fanoušek."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Fotografoval mňa a moje kresby, a pomyslel som si: 'Super, vietnamský fanúšik.'
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Hij nam foto's van mij en mijn schetsen, en ik dacht: "Dit is geweldig, een Vietnamese fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Il prenais des photos de moi et de mes croquis, et j'ai pensé, " C'est super, un fan vietnamien."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Îmi făcea poze, mie şi caricaturilor mele, şi m-am gândit, "Asta e grozav, un admirator vietnamez."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Képeket csinált rólam és a vázlataimról is, mire én: "Nagyszerű, van egy vietnámi rajongóm."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.그는 나와 내가 스케치한 것들을 찍어 갔습니다. "대단한 걸, 베트남의 팬이군."이라고 생각했습니다.
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Me estaba tomando fotos a mí y a mis bocetos. y pensé, "Esto es genial, un aficionado vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Pôs-se a tirar-me fotografias, a mim e aos meus desenhos, e eu pensei: "Isto é bom, um fã vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Robił zdjęcia mi i moim szkicom, i pomyślałem, " To jest wspaniałe, wietnamski fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Stava scattando delle foto di me e dei miei schizzi, e pensavo: "Fantastico, un fan Vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Φωτογράφιζε τις εικόνες και τα σκίτσα μου, και σκεφτόμουν, 'Ωραία, ένας βιετναμέζος θαυμαστής'
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Він фотографував мене та мої екскізи, і я подумав, "Класно, в'єтнамський фанат."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Он делал фотографии со мной и моими эскизами, и я подумал: "Это круто, вьетнамский фанат".
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Той правеше снимки на мен и на моите скици, и аз си помислих, "Това е страхотно, виетнамски фен."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.הוא צילם תמונות שלי ושל השרטוטים שלי, ואני חשבתי, "זה מצויין, מעריץ וייטנאמי."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.و أخذ يلتقط الصور لي و لرسوماتي، و فكرت،"هذا رائع، معجب فيتنامي!"
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.「これはすごい ベトナム人ファンだ」と思ったんだ そして2日目にも来たから
Beynimin tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum Tabi ki Kuzey Vietnam.Не пам'ятаю, що мій мозок сказав, але ми, звичайно, говоримо про Пн.В'єтнам.
Bir Kuzey Vietnam botu tarafından saldırıya uğradı. Hikayenin asli buydu. Bu da Kongreyi kızdırdı.Ez a felállás vezetett végül a vietnami háborúhoz.
Bir Kuzey Vietnam botu tarafından saldırıya uğradı. Hikayenin asli buydu. Bu da Kongreyi kızdırdı.l'optique du guerre froide.
Bir Kuzey Vietnam botu tarafından saldırıya uğradı.북베트남의 함정으로부터 공격을 받았다고 보고된다.
Bir Kuzey Vietnam botu tarafından saldırıya uğradı.Като цяло ядосало и всички обикновени американци.
Bir Kuzey Vietnam botu tarafından saldırıya uğradı.それは、元の話だった。
Bir üretici bulmakla başladık, Vietnam'da MTTS adındaWe zochten eerst een producent, MTTS, een organisatie in Vietnam.
Bu bir nevi Domino teorisinin çürütücüsü oldu. Özellikle Vietnam Savaşı'ndan sonraDo đó, nó đã bác bỏ thuyết Domino, đặc biệt là bởi vì sau chiến tranh Việt Nam,
Bu bir nevi Domino teorisinin çürütücüsü oldu. Özellikle Vietnam Savaşı'ndan sonraWięc obaliło to teorię domina, zwłaszcza, że po wojnie w Wietnamie
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.Asta este o pozǎ din Hong Ngu, Vietnamul de azi.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.A takto vyzerá Hong Ngu vo Vietname v súčasnosti.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.Dan inilah gambar dari Hong Ngu, Vietnam pada saat ini.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.Dit is een recente foto van Hong Ngu, Vietnam.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.És ez egy kép a vietnámi Hong Ngu-ról ma.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.Esta é uma foto de Hong Ngu, atual Vietname.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.그리고 이 사진은 오늘 날의 홍뉴의 모습입니다.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf. Mekong Deltasında cennet gibi bir bölge.Dies ist ein Foto vom heutigen Hong Ngu, ein hübscher, idyllischer Ort am Mekong-Delta.
Bu bugünkü Hong Ngu, Vietnam'dan bir fotoğraf.Og dette er et billede af Hong Ngu i Vietnam idag.