Ona böyle şeyler söylemekle vicdansızlık etti.It was cruel of him to say such things to her.
Tom vicdansız.Tom's unscrupulous.
Sen vicdansızsın.You're unscrupulous.
Sence Tom vicdansız mıdır?Do you think Tom is unscrupulous?
Tom vicdansız olduğunu düşünüyorum.I think Tom is unscrupulous.
Tom vicdansızdı.Tom was unscrupulous.
Tom çok vicdansız.Tom is very unscrupulous.
Tom oldukça vicdansız.Tom is quite unscrupulous.
Tom vicdansız, değil mi?Tom is unscrupulous, isn't he?
Biri nasıl bu kadar vicdansız olabilir?How can someone be so unconscientious?
Bazı insanlar tamamen vicdansız.Some people are completely unscrupulous.
Birçok insan bu politikacının vicdansız bir kariyerist olduğunu düşünüyor.A lot of people think this politician is an unscrupulous careerist.
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.The sustained and dazzling flickers seemed to last for an unconscionable time.
Bu vicdansızlık olurdu.It would be unconscionable.
Şöyle örnekler verilebilir: Napolyon’un vicdansız olduğu…, çimlerin yeşil olması…, gibi.Beispiele sind etwa dass Napoleon grausam war oder dass Gras grün ist.
İki vicdansız şarap üreticisi, César ve Ugolin, tarafından karşılanır.Заведённый порядок нарушают два незваных гостя, — Клеофас и Асмодей.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Wstydząc się chorej córki, umieszcza ją w zamkniętym zakładzie psychiatrycznym.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Den følelseskalde ektemannen missliker hennes valg og får henne sperret inne på sinnssykehus.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.See on muutnud tema psüühikat niivõrd, et ta pandi hullumajja.
Bu vicdansızlık olurdu.Ar fi de neconceput.
Bu vicdansızlık olurdu.Bylo by to nehorázné.
Bu vicdansızlık olurdu.Byłoby to nierozsądne.
Bu vicdansızlık olurdu.Ce serait inadmissible.
Bu vicdansızlık olurdu.Det skulle framstå som samvetslöst.
Bu vicdansızlık olurdu.Es wäre gewissenlos.
Bu vicdansızlık olurdu.Het zou gewetenloos zijn.
Bu vicdansızlık olurdu.비양심적인 행위겠지요.
Bu vicdansızlık olurdu.Lelkiismeretileg lehetetlen lenne.
Bu vicdansızlık olurdu.Như thế quá vô lương tâm
Bu vicdansızlık olurdu.Sarebbe inconcepibile.
Bu vicdansızlık olurdu.Seria inadmissível.
Bu vicdansızlık olurdu.Sería irracional.
Bu vicdansızlık olurdu.Θα ήταν ανήθικο.
Bu vicdansızlık olurdu.Би било безсъвестно.
Bu vicdansızlık olurdu.Это невообразимо.
Bu vicdansızlık olurdu.זה היה חסר מצפון.
Bu vicdansızlık olurdu.سيكون ذلك غير أخلاقي.
Bu vicdansızlık olurdu.でも この国アメリカでは
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.A lelkiismertünk nem teszi lehetővé, hogy tudatos és szándékos módon végezzünk ki embereket."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Ar fi de neconceput pentru noi, ca să începem, într-un mod deliberat şi intenţionat să executăm oameni."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Bylo by neúnosné - u nás - se úmyslně a s rozvahou pustit do popravování lidi."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Byłoby to nierozsądne, byśmy świadomie i celowo dokonywali egzekucji".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Det skulle framstå som helt samvetslöst för oss att på ett medvetet, överlagt sätt, börja avrätta människor."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Es wäre gewissenlos von uns, bewusst und gezielt Menschen hinzurichten."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Het zou gewetenloos zijn, als wij voorbedacht en bewust mensen zouden executeren."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.우리가 계획적이고 의도적으로 사람들을 사형에 처하는 것은 비양심적 행동이 될 것입니다."라고 말했죠.
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Per noi sarebbe inconcepibile giustiziare persone, deliberatamente e intenzionalmente."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi."Seria inadmissível da nossa parte determinar, de uma forma intencional "e deliberada, a execução de pessoas."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Sería irracional que nosotros, intencional y deliberadamente, nos pusiéramos a ejecutar personas".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Θα ήταν ανήθικο για μας σκόπιμα και εσκεμμένα, να αρχίσουμε να εκτελούμε κόσμο."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Би било безсъвестно за нас преднамерено и умишлено да екзекутираме хора."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Для нас невообразимо сознательно и намеренно планировать казнь людей".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.זה יהיה לחלוטין חסר מצפון מצידנו בצורה מכוונת ושקולה, לנהל הוצאות להורג של אנשים."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.سيكون ذلك غير أخلاقيٍ بالنسبة لنا أن نشترك بتعمد و بطريقةٍ مقصودة في إعدام البشر."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.人間を処刑するようになるのは 私たちには 非良心的で受け入れられないものです」 これを聞いて私は考えました
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.A tartós és káprázatos vibrál mintha az utolsó egy lelkiismeretlen idő.
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.Berkedip berkelanjutan dan mempesona tampak berlangsung untuk waktu budi.
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.Clipeste susţinut şi orbitor păreau să dureze un timp de neconceput.
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.De aanhoudende en schitterende flikkert leek te duren een gewetenloos tijd.
Sürekli ve göz kamaştırıcı titriyor vicdansız bir süre için son gibiydi.Den fortsatte og blændende flimrer syntes at vare en samvittighedsløse tid.