Vicdanında yalanını tarttı.His lie weighed on his conscience.
Benim vicdanım temiz.My conscience is clear.
Tom'un temiz bir vicdanı var.Tom had a clear conscience.
Vicdanımız dışında her şeyden kaçabiliriz.We can run away from everything, except from our conscience.
Onun hiç vicdanı yok.He has no conscience.
Ben senin vicdanınımI'm your conscience.
Tom'un bir vicdanı yok.Tom doesn't have a conscience.
Vicdanım rahat etmiyor.I have a guilty conscience.
Artık vicdanı rahat bir biçimde eve gidebilirim.Now I can go home with good conscience.
En gizli suçlarımızın şahidi vicdanımızdır.Our conscience is the witness to our most secret crimes.
Belki de kötü bir vicdanı vardır.Maybe she has a bad conscience.
Temiz bir vicdanım var.I have a clear conscience.
Ben bir vicdani retçiyim.I'm a conscientious objector.
Bir suçlu vicdanın var mı?Do you have a guilty conscience?
Vicdanın seni rahatsız ediyor mu?Is your conscience bothering you?
Bu konuda bir şeyler yapmasaydım vicdanım beni rahat bırakmazdı.I couldn't live with myself if I didn't do something about that.
Sadece vicdani öğrenciler derse geldi.Only the conscientious students came to the lecture.
Vicdanınla uzlaşmana gerek yok.You shouldn't need to compromise with your conscience.
Vicdanım beni rahatsız ediyor.My conscience is bothering me.
Sizin vicdanınız yok.You have no scruples.
Ona kendi vicdanı tarafından eziyet ediliyor.She's being tormented by her own conscience.
Vicdanınız sizin kılavuzunuz olsun.Let your conscience be your guide.
Ben vicdanımın benim rehberim olmasına izin verdim.I let my conscience be my guide.
Belki onun kötü bir vicdanı vardır.Maybe he has a bad conscience.
Vicdanım beni suçlamıyor.My conscience does not blame me.
Tom vicdanının açık olduğunu söyledi.Tom said his conscience was clear.
Vicdanım temiz değil.My conscience is not clean.
Vicdani retçiyiz.We're conscientious objectors.
Benim uzun zaman önce bir vicdanım vardı, Ama bunun hakkında konuşmamayı tercih ederim."I had a conscience a long time ago, but I'd rather not talk about that".
Dolayısıyla davranışındaki zikzaklar, dolayısıyla son yıllarının işkence görmüş vicdanı.Hence the zigzags in his behavior, hence the tortured conscience of his final years.
Gözün öldürülmesi, vicdanın ortadan kaldırılmasıdır.The murder of the eye, then, is a removal of conscience.
Poe biyografisi yazarı Arthur Hobson Quinn'e göre ikincil karakter vicdanı temsil eder.According to Poe biographer, Arthur Hobson Quinn, the second self represents the conscience.
Karakter Schindler'in ikincil kişiliği ve vicdanı gibi davranmıştır.The character serves as Schindler's alter ego and conscience.
Eğer bana vicdanî retçi statüsü verilmezse hapishaneye gitmeye tamamen hazırım. ...I am fully prepared to go to jail if I am not granted Conscientious Objector status.
"İşte vicdanı yerden kaldıran adam"."Mannen som forsvant fra historien".
Siz değil, sizin vicdanınız.Not on purpose, mind you.
Kişiliğimi ve vicdanımı bırakmayacağım.In no case have I given my own judgment or opinion.
Vicdani Ret Yazıları.Benartı Yazılım Çözümleri.
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Are there patterns in your answers?
Vicdanın sızlamayacak mıydı?You want that on your conscience?
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."But he must take that position because his conscience tells him that it's right."
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Because his conscience tells him it is right.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.I believe our generation will be judged by our moral courage to protect what's right.
Vicdanı olan kimse sana hizmet etmek istemezThose who have the slightest conscience will always betray you.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.But she was the best and most conscientious of stepmothers, and back I had to go to my room.
Artık vicdanınızı rahatlatma arayışınıza... ...yardım etmeyeceğim.I will no longer play your sidekick in your quest to clear your conscience.
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.I'd be happy to get rid of this junk. But my conscience won't allow me.
Hiç vicdanı yok.She has no conscience.
Övgüler sunarım bana öğüt veren RABbe, Geceleri bile vicdanım uyarır beni.I will bless Yahweh, who has given me counsel. Yes, my heart instructs me in the night seasons.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.But be careful that by no means does this liberty of yours become a stumbling block to the weak.
Ve ta ki aklı ve vicdanı temiz olanlar, düşünüp ders alsınlar... [6,19]Let those possessed of understanding may take heed.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.You see, this request echoes deeply in our collective conscience as Syrians.
Türkiye'de vicdani retçiler "sivil ölümle" karşı karşıyaConscientious objectors face "civil death" in Turkey
Toplumsal baskılar ve hukuki sonuçlar, Türkiye'deki vicdani retçiler için yaşamı zora sokuyor.Social pressures and legal ramifications make life difficult for Turkey's conscientious objectors.
33 yaşındaki Mehmet Tarhan bir vicdani retçi. [Reuters]Mehmet Tarhan, 33, is a conscientious objector. [Reuters]
33 yaşındaki vicdani retçi Mehmet Tarhan, "Devleti ordu kurdu. Türkiye askeri bir ulustur." diyor.Turkey is a military nation," said Mehmet Tarhan, a 33-year-old conscientious objector.
Türkiye şu anda vicdani redde izin vermiyor.Currently, Turkey does not allow conscientious objection.
İşyar şu anda Türkiye'deki vicdani retçilerle ilgili bir makale yazıyor.He is currently writing an article on conscientious objectors in Turkey.
Şu anda, Türkiye'de vicdani retçilerin yasal bir statüleri yok.Currently, conscientious objectors have no legal status in Turkey.
Özaydın, "Bu durum vicdanımızı son derece rahatsız ediyor." dedi."This troubles our consciousness a lot," she added.