Şu iki deney benzer sonuçlar vermiştir.Those two experiments yielded similar results.
Ben sana hiçbir şeye dokunmaman için açık talimatlar vermiştim.I gave you explicit instructions not to touch anything.
Duygularınıza zarar vermiş olabilirim, ancak bu benim niyetim değildi.I may have hurt your feelings, but such was not my intention.
Ona dedesinin ismini vermiş olmalılar.He must have been named after his grandfather.
O, tüm dikkatini kitaba vermişti.He was absorbed in the book.
O kendini tamamen kitabına vermişti.He was completely absorbed in his book.
Polise sahte isim ve adres vermiş.He gave the police a false name and address.
O tüm dikkatini işine vermiş.He is absorbed in his work.
Dikkatini çocuklara vermişti.Her attention is focused on children.
Doğa ona zeka ve güzellik vermiş.Nature endowed her with wit and beauty.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Yazıldığı zaman raporu vermiş olacaksın.You’ll be given the report when it is written.
Bize yemek için bir şeyler yapacağına söz vermiştin.You promised me that you would make something for us to eat.
Tom, babasının ona vermiş olduğu golf kulübüne çok bağlı idi.Tom was very attached to the golf clubs that his father had given him.
Tom karar vermiş gibi görünemiyor.Tom can't ever seem to make up his mind.
Tom biraz kilo vermiş gibi görünüyor.It looks like Tom has lost a little weight.
Jules Verne'in romanları adeta gelecekten haberler vermiştir.Jules Verne's novels nearly gave the news from the future.
Jeff, Kim'in bir doğum günü hediyesi olarak ona vermiş olduğu kravatı taktı.Jeff wore the tie Kim had given him for a birthday present.
Tom'un kime para vermiş olabileceğini anlamaya çalışıyorum.I've been trying to figure out who Tom might have given the money to.
Bensiz başlamaya karar vermiş olabileceğini düşündüm.I thought you might have decided to start without me.
Tom bir şey hakkında kararını vermiş gibi görünüyor.Tom seems to have made up his mind about something.
Daha önce karar vermiş gibi görünüyorsun.You seem to have already made up your mind.
Kendinize zarar vermişsiniz gibi görünüyor.You seem to have hurt yourself.
Biraz kilo vermiş olmalıyım.I must've lost some weight.
Şekerleme yapmaya karar vermiştim.I've decided to take a nap.
Sen daha önce bana bunlardan birini vermiştin.You gave me one of these before.
Tom yanlışlıkla herkese benim öldüğüm haberini vermiş.Tom mistakenly informed everyone that I had died.
Gitmene bu yüzden izin vermiştik.That's why we let you go.
Tom Mary'ye onu vermiş olmalı.Tom must've given Mary that.
Tom küvetten çıkıp, Meryem'in kendisine vermiş olduğu yeni havluyla kurulandı.Tom got out of the bathtub and dried himself with the new towel that Mary had given him.
Sana bir şey vermiş olmayacağız.He will not have given you anything.
Dün gece orada olacağına söz vermiştin.You promised that you would be there last night.
Bana yardım edeceğine söz vermiştin.You promised me that you would help.
Bir hafta geçtikten sonra, Tom'un misafirliği iyice kabak tadı vermişti.After a week, Tom had well and truly worn out his welcome.
Tom'a bir kamyon çarpmış ve oracıkta can vermiş.Tom was hit by a truck and died instantly.
Vaov! Sen kilo vermişsin. Sen diyette misin?Wow! You've lost weight. Are you on a diet?
Tom çok kilo vermiş gibi görünüyor.Tom looks like he's lost a lot of weight.
Ara vermiştik.We were on a break.
Biz mola vermiştik.We were on a break.
Tom'un bana ödünç vermiş olduğu kitabı henüz okumadım.I haven't yet read the book Tom lent me.
Tom bana bunu bir daha yapmayacağına söz vermişti.Tom promised me he wouldn't ever do that again.
Artık içki içmeyeceğim diye kendi kendime söz vermiştim.I promised myself I wouldn't drink anymore.
Tom ne kadar zarar vermiş olabilir?How much harm could Tom have done?
Bir daha asla geç kalmamak için söz vermiştim.I've promised never to be late again.
Biri Tom'a ilaç vermiş olmalı.Someone must've drugged Tom.
Çift, çocuğu evlatlık almak için bir karar vermişti.The couple had made a decision to adopt a child.
Tom gerçekten Mary'ye onu yapması için daha fazla zaman vermiş olmalıydı.Tom really should've given Mary more time to do that.
Çizgiyi aşmamaya söz vermiştin.You promised not to cross the line.
Bugün içki içmeyeceğine söz vermiştin.You promised you wouldn't drink today.
Bunu bir daha yapmayacağına söz vermiştin.You promised that you wouldn't do that again.
Bunu Tom için yapacağına söz vermiştin.You promised you'd do that for Tom.
Tom için bunu yapmaya söz vermiştin.You promised to do that for Tom.
Tom arayacağına söz vermişti.Tom promised that he'd call.
Tom'a yemek hazırlayacağıma söz vermiştim.I promised Tom I'd cook dinner.
Tom artık içmemeye söz vermiş olmasına rağmen, barda Mary ile içiyor.Even though Tom promised not to drink anymore, he's at the bar drinking with Mary.
Ben bekleyeceğime söz vermiştim.I promised I'd wait.
Tom kaç kilo vermiş?How many kilograms did Tom lose?
Tom bana bunu benim için yapacağına söz vermişti.Tom promised me that he'd do that for me.
Tom orada olacağına söz vermişti.Tom promised that he'd be there.
Bana bunu yapacağına söz vermiştin.You promised me you'd do that.