vermeyin ile cümle

vermeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu odaya kimsenin girmesine izin vermeyin.Don't let anyone in this room.
Duygularınızın düşüncelerinizi etkilemesine izin vermeyin.Don't let emotion cloud your judgement.
Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut?All efforts are destined to fail when God has other plans.
Durumun tırmanmasına izin vermeyin.Don't let the situation escalate.
Durumun büyümesine izin vermeyin.Don't let the situation escalate.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Do not harm little children.
Altı aylık tedavi başarılı sonuç vermeyince yurda döndü.However, after six years, she returned unsuccessful back there.
P222 Hava ile temasına izin vermeyin.P222: Do not allow contact with air.
Valiye, “Lütfen Delibaş Mehmet adlı adama yüz vermeyin."Liner Notes: Don't You Dare Mess Clare Maguire Around".
"Bu ayıba izin vermeyin!". milliyet.com.tr."Manço sergisini kaçırmayın!". milliyet.com.tr.
Hiçbir şeyin sizin için dikkat dağıtıcı olmasına izin vermeyin.Don't allow anything to be distracting for you.
Bunu atlamama izin vermeyin.Don't let me skip over that.
Sakın insanların size elektriği anladıklarını söylemelerine izin vermeyin.Don't let anyone tell you they understand electricity.
İnsanlara karara varın, karar vermeyin dediğimde kastettiğim de bu.That's what I mean when I say: people do not make decisions, they arrive at them.
"Onu tekrar gelip izin vermeyin."Don't let him come in again.
Ona gevşek izin vermeyin!Don't let him loose!
"Bırak onu bu parsel izin vermeyin." Marvel varlığının hiçbir şey bilmiyordum."Don't let him drop that parcel." He knew nothing of the existence of Marvel.
Sütünüzün sabahınızı ekşitmesine izin vermeyin.Don't let milk spoil your morning.
İnsanlar oy vermeyince... ...bütün bunlara üzülmeyecek misin?After the citizens vote, aren't you scared of what will happen?
Onlara 24 beyaz hap vermeyin.Don't give them 24 white pills.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.You're not powering the propeller, you're powering the wheels.
Bana adını tekrar duymak izin vermeyin! " Şüphesiz ben!Don't let me hear the name again!'
Dedi babası, 'kendiniz fiyaka vermeyin!Said his father; 'don't give yourself airs!
'Ben onlar gibi doğum günü hediye vermeyin sevindim!''I'm glad they don't give birthday presents like that!'
Bu şimdiye kadar olması gerekir, onu o en iyi şekilde sevdim biliyor izin vermeyinDon't let him know she liked them best, For this must ever be
O kararları çok erkenden vermeyin, özellikle de bu kararları aldığınızın farkında bile değilseniz.Don't make decisions too far in advance, particularly ones you're not even conscious you're making.
Kimsenin hayallerinizi çalmasına izin vermeyin!Because you came this way Don't let nobody steal your dream!
İşlem sırasının kafanızı karıştırmasına izin vermeyin.Don't let notation get in the way of your understanding.
Fakat onlara size az çalıştığınızı söylemeye imkan vermeyin.But don't let them tell you [that] you don't work hard.
Londra'nın bunu çalmasına izin vermeyin.Don't let London steal that.
Ölü yada diri; Kaçmasına izin vermeyinBe it dead or alive; just don't let him run away
Ve sakın ilk olarak onların size birşeyler vermesine izin vermeyin.Don't let them give you anything else first.
Cevap vermeyin.Don't answer.
Eğer bu kapılardan bize izin vermeyin, ben Amerika'ya gelmek için gidiyorum,If you don't let us through these doors, I'm gonna come to America,
- Şimdi bundan taviz vermeyin Onbaşı.- Do not abandon that now corporal.
Kaçmalarına izin vermeyin,Don't let them run
Sizi durdurmasına izin vermeyin.It's very good. Don't let that stop you.
Onu bir köpek gibi gömmelerine izin vermeyin.Estou farto desses padres. Eles me deixam doente.
Ýzin vermeyin.Aalst...! Aalst!
Ve hiç bir ork'un ormanı terk etmesine izin vermeyin !And let no orc leave this forest alive!
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Thus Edom refused to give Israel passage through his border, so Israel turned away from him.
Sakın o kadına gönül vermeyin, Onun yolundan gitmeyin.Don't let your heart turn to her ways. Don't go astray in her paths,
Kötülüğe kötülükle karşılık vermeyin. Herkesin gözünde iyi olanı yapmaya dikkat edin.Repay no one evil for evil. Respect what is honorable in the sight of all men.
Size göre iyi olanın kötülenmesine fırsat vermeyin.Then don't let your good be slandered,
İblise de fırsat vermeyin.neither give place to the devil.
O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin).You were also like him (an unbeliever) in the past, but God has been gracious to you.
Şirk koşan erkeklere de kızlarınızı vermeyin.And do not marry your daughters to idolaters until they accept the faith.
Bugün hiçbir yoksula yol vermeyin, yanınıza gelmesin sakın."Let no needy person come to you within it today."
Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!"Contrive against me as much as you like, and give me no respite.
Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.Eat and drink, (enjoy) God's gifts, and spread no discord in the land.
Öyleyse, ALLAH'a örnekler vermeyiniz; siz bilmezken ALLAH bilir.So do not invent similitudes for God. Indeed God knows, and you do not know.
O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.So be discriminating; surely God is aware of the things you do.
Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana hiç fırsat da vermeyin!"Then pass your sentence on me and give me no respite.
Ve bana fırsat da vermeyin."Then pass your sentence on me and give me no respite.
Lakin, meşru sözler söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin.And do not consummate the marriage until the term prescribed is fulfilled.
Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin".Then pass your sentence on me and give me no respite.
Allah'ın rızkından yiyin, için de haddinizi aşıp yeryüzünü fesada vermeyin.“Eat and drink from God’s provision, and do not corrupt the earth with disobedience.”
Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin).And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
ALLAH'ın sizi gözetici kıldığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin.Do not give the immature your money which God has assigned to you for support.
Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."Then have at me, give me no respite.
İlgili Sayfalar