Ana içeriğe geç
Sözlük

vermeyi ile cümle

vermeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.에돔 왕이 이같이 이스라엘의 그 경내로 통과함을 용납지 아니하므로 이스라엘이 그들에게서 돌이키니라
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Kun siis Edom kielsi Israelia kulkemasta maansa läpi, niin Israel väistyi sieltä pois.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Maka orang Israel berbalik dan mencari jalan lain sebab tidak diizinkan orang Edom melalui daerah mereka
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Mivel nem akará Edom megengedni Izráelnek, hogy általmenjen az õ országán: azért eltére Izráel õ tõle.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Således nektet Edom Israel å dra gjennem sitt land; og Israel bøide til side for ham.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Tako se je branil Edom dovoliti Izraelu prehod skozi pokrajino svojo; zato se mu je izognil Izrael.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Ουτως ηρνηθη ο Εδωμ να δωση διαβασιν εις τον Ισραηλ δια των οριων αυτου και εξεκλινεν ο Ισραηλ απ' αυτου.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Итак не согласился Едом позволить Израилю пройти чрез его пределы, и Израиль пошел в сторону от него.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.Така Едом отказа да пусне Израиля да мине през пределите му; за това Израил се отвърна от него.
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.וימאן אדום נתן את ישראל עבר בגבלו ויט ישראל מעליו׃
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.وابى ادوم ان يسمح لاسرائيل بالمرور في تخومه فتحول اسرائيل عنه
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.這 樣 、 以 東 王 不 肯 容 以 色 列 人 從 他 的 境 界 過 去 . 於 是 他 們 轉 去 離 開 他
Edom Kralı ülkesinden geçmelerine izin vermeyince, İsrailliler dönüp ondan uzaklaştılar.這樣 、 以 東王 不 肯 容 以色列人 從 他 的 境界 過去 . 於是 他 們轉 去 離開他
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim?8ドル出して買いに行くべきか 我慢するか それより何か他の用事のついでに買ったほうがいい このように人は価格に敏感に反応します
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim?Dacă merg să-mi cumpăr îngheţată, chiar vreau să cheltuiesc 8 dolari să-mi cumpăr îngheţată?
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim?Ha elmegyek egy jégkrémért, tényleg 8 dollárt akarok rá költeni?
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim?Se vado a comprare un gelato, vorrò davvero spendere 8$ per un gelato?
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim? Ya arabasız giderim,Si je vais acheter de la glace, vais-je dépenser 8 $ pour y aller?
Eğer dondurma almaya gideceksem, sadece bir dondurma için 8 dolar vermeyi ister miyim? Ya arabasız giderim,Αν πάω να αγοράσω παγωτό, στ' αλήθεια θέλω να δώσω 8 δολάρια για παγωτό; Η μήπως μπορώ χωρίς αυτό;
Eldeki bilgiler, mekansal bilgilerin eksikliğinden dolayı, net bir cevap vermeyi engellemektedir.A informação disponível não suporta uma resposta clara devido à falta de detalhe espacial.
Eldeki bilgiler, mekansal bilgilerin eksikliğinden dolayı, net bir cevap vermeyi engellemektedir.Dostupné informace nedávají jasnou odpověď v důsledku nedostatku územních podrobností.
Eldeki bilgiler, mekansal bilgilerin eksikliğinden dolayı, net bir cevap vermeyi engellemektedir.La información disponible no favorece una respuesta clara debido a la escasez de detalles espaciales.
Eldeki bilgiler, mekansal bilgilerin eksikliğinden dolayı, net bir cevap vermeyi engellemektedir.Razpoložljive informacije ne dajejo podlage za jasen odgovor, ker podatki niso dovolj prostorsko natančni.
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.두번째 강력한 요인은 더더욱 의사 결정권을 인간으로부터 기계로 옮기고 있습니다.
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.Pero hay un segundo incentivo poderoso que aleja
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.Но есть и вторая серьёзная причина для передачи принятия решений от человека к машине.
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.אבל יש תמריץ חזק שני שדוחף את קבלת ההחלטות מידי בני האדם לעבר המכונות,
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.ولكن هناك عامل ثان مؤثر للدفع بعملية صنع القرار بعيداً عن البشر وعن الآلات
Fakat karar vermeyi insanlardan alıp makinelere veren ikinci güçlü güdüleyici atak var.強く推しやる 2つ目の要因は 電磁波による妨害です
Fakat onlara size az çalıştığınızı söylemeye imkan vermeyin.No dejen que les digan que no trabajan arduamente.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.A escravidão física exige abrigo e comida para os trabalhadores.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Fysisk slaveri kræver, at folket får mad og husly.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Fysiskt slaveri kräver att människor tas om hand om och utfodras.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Fyysinen orjuus vaatii että orjille pitää antaa koti ja ruokaa.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.노예제도는 재우고 먹여야 하는 사람이 필요하다
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Körperliche Sklaverei benötigt Menschen, die eine Unterkunft und Nahrung benötigen.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.La esclavitud física exige que las personas sean alojadas y alimentadas.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.L'esclavage physique oblige à nourrir et loger les gens.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Pri fizičnem suženjstvu je treba ljudem nuditi bivališče in hrano.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Sclavia fizică necesită asigurarea adăpostului şi a hranei.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Η φυσική σκλαβιά απαιτεί να θρέφονται και να στεγάζονται οι σκλάβοι.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Физическое рабство требует, чтобы у людей была крыша над головой и еда.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.Физическото робство изисква хората да бъдат подслонени и нахранени.
Fiziki kölelik insanlara ev ve yemek vermeyi gerektirir.. العبودية الفيزيائية تتطلب أن يتم إطعام وإسكان العبيد
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Abychom mohli přestat oddělovat formu, funkci a estetiku a dávat jim rozdílné hodnoty.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Aby prestali deliť formu, funkciu a estetiku a dávať im rôzne hodnoty.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Astfel încât să nu ne concentrăm doar pe formă, funcţie şi estetică, ci să le atribuim diferite valori.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Chciałam zakończyć podziały między formą, funkcją i estetyką i różne ich wartościowanie.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Così da poter smettere di separare forma, funzione ed estetica, e di assegnare loro pesi diversi.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.De manera de evitar compartimentalizar forma, función y estética, y asignarles distintos valores.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Hogy ne skatulyázzuk be a formát, funkciót és esztétikát hanem különféle értékeket rendeljünk hozzájuk.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Jotta voimme lopettaa lokeroimasta muotoa, toimintaa ja estetiikkaa, ja niiden arvottamisen eri tavoin.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.더 이상 형태, 기능, 아름다움이 별개로 구분하지 않고, 각각 다른 가치들을 부여하지도 않았어요.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Para deixarmos de compartimentar forma, função e estética, e de lhes atribuir valores diferentes.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Så vi kan holde op med at opdele form, funktion og æstetik og i stedet tildele dem andre værdier.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Tako lahko nehamo s predalčkanjem oblike, funkcije in estetike, in s pripisovanjem različnih vrednosti.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Zodat we vorm, functie en schoonheid niet langer apart bekijken maar in een harmonieus geheel.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Больше не разделять функцию, форму и эстетику, не присваивать им разную значимость.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Така че да спрем да отделяме форма, функция и естетика, и да им придаваме различни стойности.
Formu, işlevi ve estetiği ayrı tutup, her birine farklı değerler vermeyi bırakabilmek için.Щоб можна було припинити робити обмежуючу форму, функцію та естетику, і надати ногам іншої цінності.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod