vermeyen ile cümle
vermeyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
‹‹Gümüşe değer vermeyen, Altını sevmeyen Medleri Onlara karşı harekete geçireceğim.هانذا اهيج عليهم الماديين الذين لا يعتدون بالفضة ولا يسرون بالذهب.
‹‹Gümüşe değer vermeyen, Altını sevmeyen Medleri Onlara karşı harekete geçireceğim.我 必 激 動 瑪 代 人 來 攻 擊 他 們 . 瑪 代 人 不 注 重 銀 子 、 也 不 喜 愛 金 子
‹‹Gümüşe değer vermeyen, Altını sevmeyen Medleri Onlara karşı harekete geçireceğim.我必激 動瑪 代人 來 攻擊 他們.瑪代 人 不 注重 銀子 、 也 不 喜愛 金子
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Au acei ochi negri siniştri, şi acele pete pe corp.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Chúng có đôi mắt đen trong ghê sợ thế kia và những chấm trên cơ thể.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.De har de sorte skumle øjnene og pletterne på deres krop.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Elas têm aqueles olhos negros sinistros e aquelas manchas no corpo.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Hanno questi sinistri occhi neri e queste macchie sul corpo.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Ils ont ces yeux noirs sinistres et ces taches sur le corps.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.까맣고 사악한 눈을 가지고 있습니다. 그리고 그들의 몸에 있는 저 점들은,
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Majú čierne zlovestné oči a ešte aj tie škvrny na tele.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Mereka punya mata hitam menyeramkan dan bintik-bintik pada tubuh mereka.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Niillä on nuo mustanpuhuvat silmät ja nuo pilkut kehollaan.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Sie haben schwarze, unheimliche Augen und diese Flecken auf ihrem Körper.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Tienen esos ojos negros siniestros y esas manchas en el cuerpo.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Те имат тези зловещи черни очи и тези петна по тялото си.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.У них чёрные зловещие глаза и пятна по всему телу.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.У них чорні зловісні очі і такі плями на тілі.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.יש להם את העיניים השחורות והמרושעות הללו והכתמים הללו על גופם.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.وتلك الاعين السوداء المبهمة والنقاط المبعثرة على اجسادها
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.体は斑点で覆われています まったく古風な見た目で 少し怖い感じがします
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.(65:9) Он сохранил душе нашей жизнь и ноге нашей не дал поколебаться.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.A ki megeleveníti lelkünket, s nem engedi, hogy lábaink megtántorodjanak.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.ao que nos conserva em vida, e não consente que resvalem os nossos pés.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Chính Ngài bảo tồn mạng sống chúng ta, Không cho phép chơn chúng ta xiêu tó.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Chính_Ngài bảo_tồn mạng sống chúng_ta , Không cho_phép chơn chúng_ta xiêu tó .
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.der unsre Seelen im Leben erhält und läßt unsre Füße nicht gleiten.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Él es quien preservó la vida a nuestra alma y no permitió que resbalasen nuestros pies
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.El ne -a păstrat sufletul cu viaţă, şi n'a îngăduit să ni se clatine piciorul.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.è lui che salvò la nostra vita e non lasciò vacillare i nostri passi
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Hän antaa meidän sielullemme elämän eikä salli meidän jalkamme horjua.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.han, som har holdt vor Sjæl i Live og ej lod vor Fod glide ud!
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.han som holdt vår sjel i live og ikke lot vår fot vakle!
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Hij gaf ons het leven weer en verhinderde dat wij vielen.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Ia telah menjaga kami supaya tetap hidup, dan tidak membiarkan kami jatuh
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Il a conservé la vie à notre âme, Et il n`a pas permis que notre pied chancelât.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Ki je dušo našo postavil v življenje in ni pripustil, da omahnejo noge naše.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.그는 우리 영혼을 살려 두시고 우리의 실족함을 허락지 아니하시는 주시로다
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.ktorý zachoval našu dušu pri živote a nedal, aby sa pohla naša noha.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.ty han har beskärt liv åt vår själ och har icke låtit vår fot vackla.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Zachoval při životu duši naši, aniž dopustil, aby se poklesla noha naše.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Zachował przy zdrowiu duszę naszę, a nie dał się powinąć nodze naszej.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.οστις διαφυλαττει εν ζωη την ψυχην ημων και δεν αφινει να κλονιζωνται οι ποδες ημων.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.Който поддържа в живот душата ни. И не оставя да се клатят нозете ни.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.השם נפשנו בחיים ולא נתן למוט רגלנו׃
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.الجاعل انفسنا في الحياة ولم يسلّم ارجلنا الى الزلل.
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.他 使 我 們 的 性 命 存 活 、 也 不 叫 我 們 的 腳 搖 動
Hayatımızı koruyan, Ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen Odur.他 使 我 們 的 性命 存活 、 也 不 叫 我 們 的 腳搖動
Hiç bir hataya izin vermeyen gerçek sahne, birkaç saat içinde başlıyor.Panggung yang sebenarnya, yang tidak mengizinkan adanya kesalahan, hanya tinggal beberapa jam saja
Hiç bir hataya izin vermeyen gerçek sahne, birkaç saat içinde başlıyor.المنصة الحقيقية التي لا تسمح بأيّة أخطاء على بعد ساعات معدودة
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Ahí estamos justo al final, bien al fondo, el último lugar como una cultura que no valora la innovación.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Daar staan we, helemaal onderaan, op de laatste plaats, een cultuur die geen waarde hecht aan innovatie.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Eccoci lì, in fondo alla lista, una cultura che non da' credito all'innovazione.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Estamos ali no fim, bem lá em baixo, último lugar como uma cultura que não valoriza a inovação.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Iată-ne chiar acolo la sfârșit, cel mai jos, ultimul loc, ca o cultură care nu apreciază inovația.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Kita ada tepat di ujung, tepat di bawah. posisi terakhir dalam hal budaya yang tidak menghargai inovasi.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.바로 여기 우리는 맨 마지막에, 맨 밑에 있습니다. 혁신을 가치있게 생각하지 않는 문화로서 꼴찌입니다.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Ott vagyunk a legvégén, a lista legalján, utolsó helyen, mint egy kultúra, amelyik nem értékeli az újítást.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Tam jsme na konci, úplně na dně, poslední místo, protože naše kultura si neváží inovace.
İşte en sonda, en altta oradayız, inovasyona değer vermeyen bir toplum olarak son sıradayız.Wir sind am Ende der Tabelle, Auf dem letzten Platz als die Kultur, die Innovation nicht schätzt.
İlgili Sayfalar